17 Mayıs 2018

ANTALYA-GEYİKSİVRİSİ DAĞI KUZEY SIRTI TIRMANIŞI

(Fotoğraflar: Tunç Fındık, Cemal Zerepcan)

Geyikbayırında biraz tırmanıp da karşıdaki, güneyde yükselen  ve aslında Geyikbayırına diğer yerlerden farklı bir karakter veren bu güzel dağa, Geyiksivrisi adlı kayalık zirveye bakmayan yoktur sanırım. Benim tanımımla ‘ön bahçemdeki kaya parçası’ olan bu zirveye farklı yönlerden tırmanmak bu köydeki yaşamımın bir parçası olmuştu: bazen daha az teknik ama uzun traversler, bazen de daha teknik bazı tırmanışlar..Bu dağın ‘klasik rota‘ olarak belirli ve işaretli  doğu sırtı rotası (toplam 1000m, II, III+) benim için bir antrenman parkuru  haline gelmişti artık. Gerçek değişmiyor, Akdeniz’e  tepeden bakan bu sarp dağın zirvesine çıkmak  çok keyifli.

Bu sefer de, bu sıcak 16 mayıs 2018 günü dostum Cemal Zerepcan ile beraber bu dağın sarp kuzey sırtı rotasını tırmandık.  Sözkonusu rota bu 500 metreye varan kayalık, trapez şekilli  dağın duvarları arasında en dikkat çeken rotadır. Kuzey sırtının bilinen kayıtlı  ilk çıkışı 2002 yılında  Metin Yılmaz, Ayşe Kaplan ve Alkan Uğurlu tarafından yapılmıştı.  2002 yılında rahmetli partnerim Kürşat Avcı ile beraber, Geyikbayırında bir spor tırmanış haftası arasında  bu rotayı denemiş, ancak duvarın üst kısmındaki çok çürük ve dik, emniyeti kıt  yerlerde  uygun bir  geçiş bulamayarak rotanın üstüne yakın  bir yerden dönmüştük. Kürşat ile yaptığımız  bu  çıkış bende iz bırakmıştı; çünkü ormanlardan yükselen bu kayalık doruk çok güzeldi.  Sonraki yıllarda bu rota ve civarında birçok farklı tırmanış oldu, özellikle rahmetli dostumuz Emrah Özbay’ın  kuzey sırtının hemen sol tarafındaki zor bir rotası ‘Maisson Shallom’ dikkate değerdir.  Sağdaki kuzeybatı ve soldaki kuzeydoğu duvarları en az 300m zor etaplar sunan  dik  ve masif kireçtaşı duvarlarıdır ve bildiğim kadarıyla Almanlar tarafından bu her iki duvarda da birer boltlu spor rota (burada bolt kullanmanın illegal olması kararına karşın) açılmıştır. Neyse, uzun lafın kısası bu sıcak olacağı belli mayıs gününde hem uzun bir antrenman rotası olsun, hem de  bu rotayı çıkalım diyerek tırmanışa giriştik. Aslında biraz da rehberde tanımlı bir rota çıkalım istiyorduk..

Yanımızda 60 metrelik çift ip, tam set teknik malzeme ve kafabaşı iki litre su vardı. Aracı 750m irtifadaki Elmin  yaylasında ormanda bırakıp, belli bir patikadan yukarı, orman kolyesine geçişi sağlayan kayalık kulvara ilerledik. Bu kayalık kulvar 30-40m kadar II, III derece etapla üstteki ‘orman kolyesi’ni alttaki araziden ayıran devamlı duvar hattını aşıyor (zaten burası klasik rotanın girişi, klasik rota buradan yukarı girip, duvar tabanına çıkıyor ve doğu sırtına dolaşarak zirveye gidiyor , genel zorluk II, III+ etaplar). Velhasıl, önceki her geçişte taş babalar koyarak işaretlediğimiz için otobana dönüşen patika boyunca kuzey duvarı tabanına çıktık ve 1300m’lerde rotanın  girişine  ulaştığımızda  neredeyse 1 saat  yürümüştük. Sözkonusu etap tek ip boyu süren bir slab idi ve  üstteki  geniş sete çıkış için en ideal yerdi. Bu sefer fark, bu slabda çakılı bolt bulmak  ve şaşırmak oldu (bunu Almanlar boltlu rota açtıklarında  iniş için bırakmış olsa gerek diye düşündük). Velhasıl, bu gri, temiz ve kaymak gibi slabı sağdan sola dik yükselen traversle, son kısımda zor bir baca-çatlak ile (1.ip: VI- 55m) geçerek, tepede yine bir boltu kullanarak istasyon kurdum. Cemalin gelişi ile ipi topladık ve kuzey sırtı istikametine, sollu yükselişle  basit kayalardan geçtik (100m kadar II). Sırtın tabanında ikinci ip boyu güzel, sağlam gözüken baca-çatlakla başladı; aralıklı ama iyi emniyetle, arasıra ufak göbekler geçerek, son kısmında giderek çürükleşen bu  dikey etabı sırtın hemen altında kolaylaşan zeminde bitirdim (2.ip: VI- 55m). Kuzey sırtında kolay  etaplarla hızla yükseldik (3.ip: III, 30m ve 4.ip: III+, 45m). Burada sırt jandarma kulelerle kesikti ve sol arkasındaki derin kulvara erişerek  bu kırıklı kuleleri arkalarından geçtik, devasa ağaçta istasyon (5.ip: III+ 55m). Bunun tam tepesinden geniş bacayla başlayan (18m kadar IV-) ve bir omuza vararak  kolay devam eden etap  çıktık (6.ip: IV-, III+ 35m). Bunun vardığı setten  sola dik devam eden çürük görünümlü geniş,  negatifimsi bir bacaya girdim  (V+, ara emniyet kıt) ve ardından setli kayada tırmanışla solda çürük bir sete çıktım (7.ip: V+ 35m)  (etap sonundaki bodur ağaçta 2002’de Kürşat ile  bu yüksek noktamızda bıraktığımız beyaz, çürümüş perlonbantı gördüm.. ah eski günler!). Fakat rota burada berbat derecede çürük ve emniyetsiz yüzlere dönüşüyordu (zaten o zaman da bu yüzden dönmüştük!) . Bu durumda seçenek olarak dikkatimi çeken ve sağdaki omza ulaştığını hesapladığım, bir duvarı bölen  traversi inceledim ve buna devam etmeyi Cemal’e teklif ettim. Nihayetinde  duvarı bölen sağlı ince setlerle başlayan ve ardından V+, VI- derece, bazen dik yüzeylerde geri tırmanış içeren  hamlelerle boşluklu şekilde en sağa uzanan  traversi yaptım (8.ip: V+/VI- 55m) ve sağ sırtın altında bol babalı bir istasyon kurdum. Burada biraz  zaman kaybetsek de, esas engeli geçmiştik. Artık bizi yakmaya başlayan  güneş altında önce bir çürük baca, sonra bir sağ traversle  sağda  bir köşeye dayalı duran  üç ardarda ufak  kuleciğe ulaştım ve köşeyi çıkarak  üstteki geniş platonun kıyısına tırmandım (9.ip: V+ 45m). Cemal’in de katılması ile dağın üst kısmında uygun rotayı seçtik; bu geniş, duvarla kapalı çanak olan  platonun  neresi gidiyordu? En sonunda belirgin iri keler/mağara önünden önce sağa geçtik, sonra da bunun sırtından boylu boyunca hep sollu yükseldik. 100m kadar bu şekilde II, III derece tırmanmıştık ki, ufak  ve boşluklu  bir dikliğe vardık ve  ipi yeniden açtık. Bu kısa dikey etabı tırmanınca (10.ip: IV 25m)  artık setlerde geze dolaşa (50m II)  zirveye çıkmak kalıyordu sadece.. Böylece saat 15.15 gibi, bu geniş, taşlık zirvede ufkumuz 360 derece oluvermişti!  Rotayı 7 saat gibi bir sürede çıkmıştık; son kalan 1.5 litre suyu da Antalya körfezi manzarasına nazır şekilde tükettik ve klasik rotadan  acele etmeden inişe giriştik. İp açmaya gerek olmadan,  maksimum  III, III+ etaplardan, bazen geri geri inerek  ve susuzluktan tamamen kurumuş olarak  arabaya ulaşmamız 3 saati buldu (böylece toplam aktivite süremiz 10 saat kadar olmuştu). Güneş altında yorucu ama iyi bir antrenman gününün daha sonu  gelmişti..

Yorum olarak: manzaralı, boşluklu etaplarla süslü ve  zevkli tırmanış sunan, devamlı zorluk olmadığı için de aslında rahat sayılır bir rota, dik etaplar setlerle bölük. Geniş bir yüz ve içine girince  rota bulmak sorunlu olabiliyor. Kayanın bazen dev gevşek  bloklar içerebilen  çürüklüğü ve bazen  de ara emniyetten yoksun çatlaksız  masif/veya  kurabiye kadar çürük  yapı sergilemesi sıkıntılı olabiliyor. İnişiyle beraber oldukça uzun bir tırmanış (nereden baksanız 1000m irtifa alım  ve verimi gerektiriyor), daha kısa günlerde bu rotada geceye kalmak kaçınılmaz olabilir.. Bizim çıktığımız bu yaz başına varan günlerde sıcak dertli olabiliyor, en az kişibaşı 2.5 litre sıvı taşımak faydalı olacaktır.  Emniyet malzemesi olarak bir set friend tıkacı (orta ve büyük boy çok kullanılıyor), küçük bir stopper takoz seti, birkaç farklı tür sikke ve mutlaka bol uzun perlonbant   uygundur, çift ip kullanmayı, olası bir iniş durumu açısından  tavsiye ederim. Klasik rota inişini bilmek  çok kurtarıcı olabiliyor; bu arada her ne kadar babalarla işaretli olsa da, klasik rota oldukça uzun ve karmaşık, rota bulması zor bir güzergah.

Takozunuza bol çatlaklı günler dilerim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı yorumlara kapalı.