2 Aralık 2010

BOLKAR DAĞLARI- KEŞİF DAĞI TIRMANIŞI 2010

meydan.JPGkaragol.JPGmedetsiz-kesif1.JPGkesif-sirt.JPGkesif-kule.JPGkesif-bel.JPGkesif-zirve.JPGguney.JPGsirt.JPGtunc-aykut.JPGalihoca.JPG_mg_8853.JPG

(Fotolar için Aykut Türem ve Mustafa Yeşildal’a teşekkürler!)

Kış Anadolu’yu esir etti edecekken dedik ki, teknik olmayan bir çıkış yapalım, hem de bacaklar çalışır. Böylece 26  kasım akşamında Aykut Türem ve Mustafa Yeşildal ile beraber düştük yola, uzun bir gece yolculuğu ile yıllar sonra Ulukışla… Bolkarlar’ın eteklerindeki bu hüzünlü kasabada, yıllar önce dağa gitmek için (kimbilir kaç sefer) , şafaktan önce  trenden inip buz gibi kış sabahında fırına sığınarak beklediğimiz  ilkel ve eğlenceli günleri anımsadım! Bu sefer aracımızla  Darboğaz köyü üzerinden Meydan’a, o berbat, hayalet gibi  otel yıkıntısının olduğu 2400 metredeki düzlüğe çıktık, şans bu ya, normalde bu tarihte yarım metre kar olması lazımken, şimdi eylül ayı gibi kuruydu ortam..  Sohbet muhabbet derken sırrta çantalarla Karagöl’e vardık. Göl neredeyse tamamen donuktu ve buraya has endemik Toros Kurbağaları (Rana Holtzi)  kış  uykusundaydı….. günün ilk eğlencesi donmuş göle taş atıp çıkan lakırdıları dinlemek oldu!

Şöförlük yapan ikilimiz  kampta uyuyup dinlenirken  ben de geze geze hemen güneydeki Pilotkaya’nın tepesine çıktım.  Güzel hava, güzel manzara.

Ertesi sabah, 28 kasım günü  saat 5’de, soğukça bir sabahta toplanıp Medetsiz yönünde yola çıktık- hedefimiz daha önce çıkmadığımız bir tepe ve balki de bu civarın en önemli zirvelerinden olan Keşif Dağı’na tırmanmaktı. Keşif Dağı, Medetsiz sırtından kırıklı, kayalık bir sırt ve ayrı bir kayalık tepe ile bölünerek ayrılmış, Bolkar’ın en güneydeki doruğu.. Bence enteresan bir dağ, sadece bir trek olan Medetsiz’e göre daha tırmanış gibi.

Fikrimce Medetsiz’e Karagöl’den  gitmek tam bir saçmalık: başka vadi sistemlerine geçerek, ine çıka gitmek gerekiyor. Kuzeyden veya güneyden gitmek çok daha akıllıca olur! Biz de, bu sefer 3400 metrelik Koyunaşağı Tepesine batıdaki bir sırttan çıkıp, sırtları izleyerek ine çıka doğuya gittik.  Kuzeylerde tozarmış ince kar katmanı, güneyler kupkuru, hava açık ve serin. Kırık dökük kaya sırtlar, donmuş dik çarşak, ufak tırmanışlar sunan  miks etaplar.. derken 6 saatte Keşif Dağı’nın zirvesinden güneye uzanan kanyonları ve batıdaki geniş platoları seyrediyorduk.

Bolkar bence güzel bir silsile, Aladağlar’a göre tabii ki çok kısır ama bir potansiyeli var yine de. Bakalım Bolkar’a bir sonraki sefer ne zaman:::-)

BOLKAR TAURUS RANGE- AN ASCENT OF KESİF DAGİ

 (Thanks to my friends Aykut Turem and Mustafa Yesildal for the photos)

As the winter was reluctant to arrive Anatolia, we wanted to perform a cardio-vascular, leg-busting, lung burning  action somewhere- which just happened to be the Bolkar range that seperates the Mediterranean Sea from the plains of İnner Anatolia. Decision was made while driving down south- and here we find ourselves at the  small town of Ulukisla at the foothills of the mountains.. My memories make me recall the ancient (lets say primitive) days, when we arrived before dawn at this ice cold, ice-clad town, just to take shelter in a bakery until it got light… hey, these days  of 15 years ago are history now!

Anyhow, we just drove on to Meydan, a small clearing among the hilly peaks- and we were amazed at the absence of snow- normally there would be knee deep snow in this season. Half an hour’s trekking with packs brought us to  the frozen, deadly silent  lakeside (with the now-hibernated endemic Taurus frogs somewhere!) where we camped at 2600 m. altitude. While my friends took some well earned rest and dozed over some coffee after this hard night’s drive, i took a hike up the rocky  tower of Pilotkaya- good views and excellent weather in silent evening…

Next chilly morning, before dawn, we moved on to the mountains, following an easy ridge up to high ridge systems that connect the highest peaks of the massif, Medetsiz and Kesif Dagi. We took a simple but long,  up and down ridge- some scrambling on the sometimes exposed, snowy  ridges and well-frozen scree required- to summit Kesif Dagi (which curiously means Peak of Exploration!!) at 3500 metres. Excellent views of the canyons and glowing distant sea at south and many peaks of  south Anatolia greeted us, and we sat there long enough to enjoy the  vistas. The rest was a long slog back to our lakeside camp.

Bu yazı yorumlara kapalı.