|
Yağmur bir buçukgünden beri yağıyordu ve dokuz kişi,üç çadıra tıkılı
olarak gün geçiriyorduk.Kaçkar dağlarının Mezovit çayırında kamp
kurmuştuk ve buraya esas geliş amacımız,Bilkent üniversitesi DOST
kulübüne Kaçkar Dağı’nın buzulunda krampon eğitimi vermekti.Ancak
ilk gün yapılan eğitim sonrasında bastıran yağış ve sis devam edecek
gibi gözüküyordu.Zaten az olan yiyecek stoklarımızı can sıkıntısıyla
hızlı şekilde tüketiyorduk. Yağmurun durduğu aralarda oynadığımız
komik oyunlar(taş atma, boğa kovalama vb..)bile bizi rahatlatmıyordu.Bir
kumar oynamış ve görünürde kaybetmiştik: Kaçkar’a havanın bozuk
olduğu dönemde gelmiştik.
Yanımızda az yiyecek ve bol buz tırmanış malzemesinin yanısıra,
yeterli kaya malzemesi de getirmiştik.Ancak kaya tırmanabilmek için
iyi havaya da ihtiyacımız vardı.İhtiyaç duyduğumuz iyi hava kırıntısına
denk geldiğimiz güzel ve sakin bir sabahta,Mezovit çayırının doğusunda
yeralan Naletleme Geçidi yakınındaki kaya kulelerine doğru yola
çıkmakta gecikmedik.Geçidin güneye (Mezovit Dağı’na) uzanan sırtı
üzerinde birçok kaya sivrisi vardı ve bunların pek geleni,gideni
hemen hiç olmazdı.Genelde Kaçkar dağlarının birçok yerlerine hakim
olan çürük kaya yapısıyla bu sivrilerde karşılaşmamayı ümit ediyorduk.
Ekibin eğitim alan elemanları olan Özgür, Görken,Aslı, Murat, Çiçek,
Gizem ve Esin, geçide hakim ve basit tırmanışlarla çıkılabilecek
bir zirve olan,3500 metre yüksekliğindeki Papatya Tepe’ye çıkacaklardı.Bu
arada ben ve Burak da , incelerken ‘AZI DİŞİ’ adını verdiğimiz
şahane görünüşlü kaya dişlerine doğru ayrılmıştık.Karşımızda ,gerçekten
de adını hakeden bir kuleler topluluğu vardı: Dört ayrık kule ,
adeta bir azı dişinin kökleri gibi göğe uzanıyor.. Bu topluluğun
tam kuzeyinde ise apayrı,incecik ve uzun bir kule var, bunun da
adını ‘Kürdan Kule’ koyduk!
3711 metrelik Mezovit zirvesinin kuzeyindeki buzul
çanağına girip,buranın doğu yamacını oluşturan berbat,oynak ve
dengesiz bir çarşağı yükselerek yan geçmeye başladık. Amacımız,dağın
uzaktan gözüken güney beline varmaktı .Bele tırmanan rotada,kuleler
yavaş yavaş ayırdedilmeye başlamış ve olası rotaları gözümüze kestirmiştik
.’Son derece tatsız ‘olarak nitelendirilebilecek , döküntülü bir
kaya kulvarını tırmanarak,güney beli dediğimiz dar kaya çentiğine
çıkınca, planladığımız rotanın hiç de yatık olmadığını, hatta
zor gözüktüğünü anladık.Ancak,buranın kaya yapısı beklenmedik derecede
sağlam ve temiz gözüküyordu. Şansımıza, hava da ılık ve temizdi,tam
tırmanış havasıydı yani.
Böylece ,geçidin altındaki bir sette tırmanışa hazırlanma seremonisi
tekrarlandı: Burak istasyonu kurarken ben de malzemeleri takındım
ve ipi bir kez daha açtık.Azı Dişinin en yüksek üç kulesinden güneydekine
tırmanacaktık. Önümüzde dimdik ,koyu kahverengiye çalan gri renkli
bir duvar uzanıyordu.Uzun bir seti 20 m. kadar sola izleyip tırmanılmak
üzere yaratıldığı her halinden belli olan bir dikey çatlağa girdim,Burak
ipi salarken yükselmeye başladım. Hemen hiç ara emniyet noktası
atamayacağımı düşünürken ,bir de baktım ki friend ve stoper ile
iyi noktalar atılabiliyor!Kaya biraz da Hüseyingazi veya Sivrihisarın
yapılarını andırıyor-veya bana öyle geldi.Kayanın bazı yerleri likenlerle
kaplı ama birçok yerde çatlaklar devamlı ,sağlam ve derindi, garip
bir güven hissi uyandırıyordu burası bende. Böylesi iç konuşmalarla
tırmanırken ipin yarısını kullanmışım. Biraz yukarımda ve sağımda,
ilk ip boyunun kilidi olmasını beklediğim ,hafif de negatifli duran
dikey bir travers etabı var.. Yine güvenilir bir yapı üzerinden
IV + derece verdiğim bu yemyeşil likenli etabı da tırmandım. Bunun
devamındaki vertikal ve ara emniyet imkanı gani olan kaya kulvarını
izleyerek , ilk istasyonu dar bir sette kurdum: bir sikke ve bir
stopper.Burak da kısa sürede yanıma geldi.Kaya botları ayaklarını
çok sıkıp rahatsız ettiğinden dolayı dağ botlarıyla tırmanmak durumunda
kalmıştı ve birleştirdiğimiz tek bir çantayı taşıyordu .
Yaklaşan bazı bulutlar bize havanın bozabileceğini ima ettikleri
için,pek de beklemeden ikinci ip boyuna girdim.Hemen istasyonun
üzerinden dik ve sağlam kaya yüzeyleriyle başlayan IV derecelik
etapta büyük boy friend yerleştirmeye uygun, şahane dikey çatlaklar
vardı.Fikrimce, bir tırmanıcı için en iyi his,ara emniyeti bol ve
güvenli olan,boşluklu ve sağlam bir kaya üzerinde tırmanmaktır.Tam
o anda da bunu yapabiliyordum ve mutluydum! Mutluluğuma önüme çıkan
kısa bir negatif etap gölge düşürmeye çalıştıysa da, başaramadı.
Espiri bir yana, hemen ara nokta olarak bir friend daha atıp engeli
aşmanın yollarını aradım.Burada, negatifin her iki tarafı da biraz
çürüktü ama negatifin kendisi sağlamdı ve yukarıdaki belirgin,güvenli
çatlak sistemine ulaşan emniyetsiz etap kısa sayılırdı.V derece
dediğim bu etabı da geçince , tam bir ‘layback’ veya’ pias’ hareketler
silsilesiyle çatlağı tırmandım .Bu şekilde , tırmandığımız yüzü
sol taraftaki başka bir yüzden ayıran ince sırta çıkarak,öbür yüzün
üst kısmına varmıştım. Zirve doğrultusunda devam eden dik bir bacamsı
çatlakta,ipin son 15-17 metresini kullanarak yükseldim.İpin zar-zor
çıkmama izin verdiği, ancak tek kişinin sığabileceği bir set, ‘Kartal
Yuvası’ , stopper ve friend’den oluşan bir istasyon kurmama izin
veriyordu. Arasıra geçen bulutlar altında, Burak da tırmandı ve
kayanın ne kadar güzel yapıda olduğunu hararetli şekilde konuştuk!
Artık,üçüncü ip boyunun zirveye vardığını biliyorduk.Derin bir
bacanın içine sıkışarak ,bazen de genişleyen baca içinde tamamen
açılarak III, III+ derecelik zevkli bir tırmanışla yükseldim. Bacanın
bitip eğimin biraz azaldığı son kısım,tipik Kaçkar çürüklüğüne sahipti,
taşlar sanki üstüste yığılmıştı.Burada bulabildiğim ilginç bir ara
nokta ,derin bir çatlağa fena halde sıkışmış ,kafa boyutunda bir
takoz taşıydı(Zaten, daha sonra iple inerken de buna perlonbant
dolayıp inmiştik).Böylece, tırmandığımız dişin ucundaki iki ufak
kulecikten sol tarafta olanına baba istasyonu kurdum ve Burak
da tırmanarak yanıma vardı.Toplamda üç ip boyu ve bir buçuk saat
süren tırmanışımız sonucunda ‘Azı Dişi’nin tepesindeydik.
Manzaramız hatırı sayılır hoşluktaydı:Mezovit kuleleri, uzaklarda
Kuşaklı Kaçkar Dağı, garip ve sessiz buz kulvarları,uçuk renkli
bulutlar, boz,gölgeli vadiler…Dişin ucunda biraz oyalandıktan sonra
inişe başladık. Tüm tırmanışın en çok dikkat gerektiren anları gelip
çatmıştı işte. 15-20 m. kadar dikkatlice bir serbest inişten sonra
,yukarıda bahsettiğim takoz taşı’na perlonbant dolayarak 25 m.
indik. Burada,güzel bir babaya perlonbant dolayarak, 25 m. daha
indik. Son etapta ise ,eski bir diagonal sikkemizi rotaya hediye
ederek zemine ulaşabildik. İnişin devamını o berbat ,çarşaklı kulvardan
bitirdik.
Bu tırmanışa dair yapılabilecek bazı yorumlar:Umulmayacak kadar
zevkli ve sağlam bir tırmanış, rota olarak Aladağlar’daki İtoturumu
Dağının dik duvarlarıyla kıyaslanabilir. ‘Kaçkar’ın kayası çürük’
diye kesip atmak yerine aranırsa daha nice temiz kaya rotaları bulunabileceği
gerçektir.Misal olarak, Verçenik Dağınındoğu duvarı-sırtı rotası
verilebilir.Herneyse, oralarda daha bir dünya kaya var ve tırmanıcıları
bekliyorlar!
|