|
Kaldı Doğu yüzlerinin görüntüsü. Doğu sırtı rotası ortadaki keskin sırtın hizasını izliyor.
Güzeller Batı çanağının üst kısmında, 2850 m.'deki bivak yerimiz.
Kürşat Kaldı Doğu sırtı giriş etaplarında. Arkada parazit kule gözüküyor.
Kürşat Kaldı doğu sırtının kilit etabı olan dik bacayı tırmanırken.
Sağlam slab kaya etabının girişinde Tunç.
Tunç 2. ip boyundaki slab etabınnı tırmanırken.
Kaldı Doğu yüzünde tırmanırken..
Son ip boyunun dik kısmında Tunç tırmanırken.
Kaldı'nın zirvesinde..
Keşif Tepesi adını verdiğimiz dağın Güzeller Batı Çanağının üst kısmından görünümü. Rotamız olan KD sırtı sol tarafı takip ediyor.
Keşif tepesinin KD sırtına ulaşan kaya kulvarı içinde tırmanış.
Kürşat Keşif Tepesi KD sırtında, ikinci ip boyundaki bacayı tırmanıyor.
Yağışlı giden bir eylül ayı yaşıyorduk. Havalar hiç de dağa gidilecek
gibi değildi aslında, zaten biz de Kürşat (Avcı) ile Pakistan'dan
yeni dönmüş olmanın rehaveti içindeydik. Ama buna rağmen yapay duvar
ve Hüseyingazi antrenman tırmanışlarımızı ihmal etmiyorduk. Sonunda
o harika fikir ikimize de sökün etti: Aladağlar'a gidelim! Ne de
olsa ''memleketi'' aylardır görmemiştim.
Salim Abi'nin bizi Çukurbağ yol ayrımında bekleyen ince figürü bir
dağ macerasının daha başladığını uykulu beynime anlatıyordu..Salim
Abi'nin evinde uzun bir sohbet, sıkı bir kahvaltı ve gereğinden
fazla çay üzerine kaçınılmaz ve de tozlu traktör yolculuğumuza başladık..her
seferinde bildik bir filmi defalarca seyretmek gibi aynı yol, aynı
yerler. Yine Emli ormanının tanıdık mis kokusu- bugün yolumuz biraz
uzun.. Amacımız Kaldı Doğu yüzünün önlerinde su veya kar olan bir
yerde bivak atmak. Yükümüz de aşırı hafif değil doğrusu, ama gün
uzun, konuşa konuşa Akşampınarının düzlüğünü geçip Sıyırma boğazına
girdik. Arazi sıradışı yeşillikte ve dağ baharı yaşar gibi, taptaze
çiçekler açmiş! Sulağan Keler kamp yerinde harika şekilde akan suyun
başında uzun süre oturup dinlendik..İşte yine Aladağlar'da, dağın
kalbinde olmak ne hoş.
Akşam olup Güzeller Batı Çanağının kuytularına gölgeler düşerken
koca bir kar yığınının yanıdaki irice bir kayanın altına sırtımızdaki
kamburları attık. Karşımızdaki Kaldı'nın karanlık Doğu duvarlarına
tam tezat olarak, Güzeller ve Gürtepe'nin yamaçları akşam kızıllığı
içinde parlıyorlardı. Kendimizden pek bir hoşnut olarak, Kürşat
ile teker kişilik bivaklarımızı yanyana açtık ve hemen el uzatma
uzaklığındaki buzdan parçalar kırarak kar eritmeye başladık.. böyle
açık bir havada, akşamın sert soğuğunda bivak içinde olmak insana
olağanüstü bir keyif veriyor bence. Çok geçmeden de dolu karın ve
yorgun sırtlarımız üzerinde horuldamaya başlamıştık bile.
Gecenin geç saatlerinde çıkan projektör gibi parlak ayın bizi uyandırmasına
ve matların altındaki biçimsiz taşlara rağmen iyi uyuduk ve sabah
da adam gibi kahvaltı edip bolca sıvı aldık. Hava aşırı rüzgarlı,
bu havada Kaldı'da düşündüğümüz Doğu Sırtı rotasına girebilir miyiz
diye şüpheye düştük ikimiz de. Kaldı Doğu'nun önüne çıkan kulvarda
rüzgar daha da arttı, ama güneş biraz yükseldiği için de ısı da
artmıştı.
Kaldı Doğu'nun önüne çıkan kulvarın sonunda her zaman akan şelale,
önceki günlerin soğuk ve yağışı ile tamamen donmuş olduğu için,
bunu sağındaki dik kayalıklardan yukarıdaki geçite tırmanabildik.
Tabanından müstakbel rotamızı incelerken bolca tang içtik- yanımıza
bir litre sıvı alıp, diğer yarım dolu şişemizi ve yürüyüş sopalarını
buraya bıraktık, ne de olsa iniş rotamız buradan geçmek zorunda.
Rotanın girişi, Kaldı'nın güney yüzlerini ve Taştepe çanağını ayıran
keskin sırtttan başlıyor. Buradaki çentiğin sağından dik ve zor
hamlelerle tırmanmaya başladık. Bismillah, boşluklu ama III+ derece,
kısa bir baca.. ayakta trek botları, ipler henüz çantalarımızda.
Havadar olduğu her halinden belli olan sırta girdik artık, bazen
yatık ama bazen de son derece boşluklu ve zaman zaman da kesikli
bir sırt hattı üzerinde birbirimize çok yakın gidiyoruz. Birdenbire,
çakılı ve paslı bir sikke! Birisi buradan inmiş olmalı- henüz yerden,
çarşaktan 50 metre filan yukarıdayız ama altımızda negatif bir kaya
duvarı var. Sırtın genişlediği ama dikleştiği yere geldik, tabii
ki setlerdeki taş birikimi arttı ve birbirimize düşürmemek için
dikkat sarfediyoruz. Az daha sonra eğim 80 derecelere yükseldi ama
kaya Kaldı için fazla güzel ve kompakt türde, III+ ve IV- derece
serbest hamlelerle tırmanıyoruz ama boşluk iyice arttı, ikimiz de
huzursuz olmaya başladık. Derken dimdik ve sağlam gözüken bir bacanın
tabanına geldik.. İp çantalardan çıka, emniyet alına! Kaya ayakkabılarımızı
giyip 8.5 mm.lik çift ipimizi açarken Kürşat duvarda çakılı paslı
bir iniş sikkesini görüverdi. Evet, birileri son birkaç yıl içinde
bu rotayı denemiş, zorlanmış ve inmiş olmalıydı..
Paslı da olsa hazır çakılı sikkeden de yararlanarak istasyonu kurdum,
Kürşat lider gitmek istediğini söyledi derhal- aynalı gözlükleri
ile bir Tom Cruise havası içinde bacayı tırmanmaya başladı. Kaya
gayet kaliteliydi, hemen bir friend takozu attı ve gözden yitti.
Bu arada bacanın içi gölgedeydi ve hava açık olmasına rağmen hala
rüzgar sertti.
Az sonra rüzgara rağmen uzun bir ''geeeeel' sesi bana ulaşabildi,
istasyonu topladım ve ipin boşu sert hareketlerle alınırken tırmanmaya
başladım. Burası gerçekten dik ve sağlam, 10 metrelik geniş bir
bacaydı, bacaklarımı tümüyle açarak ancak tırmanabildim. Kürşat
40 metre kadar tırmanıp şahane bir sette babaya perlonbant atarak
istasyon kurmuştu. Şimdi de önümüzde koca, 75-80 derece eğimli,
gri bir slab vardı ve slabı bölen güzel bir çatlaklar serisi.. Yine
sırt üzerindeydik, Taştepe, Sivritaş, hepsini görüyorduk. Lider
gitme sırası bendeydi, malzeme askısını değiştik ve ileri! Yüzeylerde
bin yılların aşınması ile kazınmış keskin su oluklarını kullanarak,
her boy friend takozuyla ara nokta atabiliyordum.. Tırmanış ortalama
IV (az veya çok) derece , olağanüstü boşluklu ve Kaldı'yı utandıracak
kadar da sağlam bir kaya yapısı üzerindeydi. Böylece ip boyu ip
boyu, Kaldı'nın zirve kütlesine direkt ilerliyorduk. Hep III ve
IV derecelik, bazen tek veya iki sağlam ara nokta ile tamamlanan
üç tam ip boyundan sonra eğim oldukça yatmaya başladı ve zaten artık
zirvenin 50-60 metre altındaydık.Bir sette ip taş düşürmesin diye
toparlayıp trek botlarını bile giydik. Tam da ipten çıkacak yeri
bulmuşuz, aptal gibi, aşırı boşluklu, IV derecelik bir yeri serbest
geçtik- niye ipten çıktığımıza söverek. Ve doğrudan zirveye ayak
bastık.
Aladağların kurak ay yüzeyini andıran peyzajına umarsızca bakarak
biraz oyalandık, sonrası iniş. ''Queen's University Route'' olarak
bilinen Kaldı Doğu yüzü'nden inecektik ve önce klasik rota sırtına,
sonra bizim doğu sırtını kesen bir sete, en sonunda da doğu yüzünün
çanağa benzer içbükey yüzeyinin en tepesine geldik. Rezalet çürüklükte
bazı yerlerden çok dikkatle indik, sikkelerin çakılı olduğunu bildiğimiz
küçük bele vardık. Bu rotadaki daha önceki tırmanışlarda çaktığımız
4 sikkenin tümü de duruyordu, oynayan birini (bizim Engin Külahoğlu
ile 1998'de bıraktığımız Simond sikke) çıkarttık ve orada taş gibi
sağlam gözüken titanyum sikkeden yeni perlonbant geçirip, çift iple
50 metre indik. Berbat çürüklük ve ipin hareketiyle irili ufaklı
taşlar yağmur gibi yağıyordu. Sikkeye güvenmediğimiz için ağırlık
vermemeye çalışarak, geri geri tırmanışla indik ikimiz de. Yetmezmişcesine
aşağıdan esen hışım gibi, uğuldayan yel de ipleri yukarı uçurup
karıştırıyordu, inerken ipteki düğümleri çözmek için gerçekten çaba
ve sabır göstermek lazım oldu. Kürşat'ın emektar mor perlonunu da,
indiğimiz kulvar ortasındaki koca bir babaya dolayarak ikinci inişimizi
kazasız belasız yaptık; nihayet Küçükkaldı belinde ipleri sarıp,
suyu ve sopaları bıraktığımız yere ulaştık..
O gece bivak yerimizde yemeklerimizi biraz daha hakedilmiş bularak
yediğmiz kesin.
Ertesi sabah ne yapmak istediğimize karar vermekte biraz kararsız
kalarak, en sonunda karşımızda, Güzeller Batı Çanağının doğusunda,
Kaldı'nın önünde duran koca kuzey duvarlı, isimsiz 3250 metrelik
dağda bir çıkışa giriştik. Dağın Kuzeydoğu sırtını gözümüze kestirmiştik
ve bivak yerimizden 50 metre yukarıda tırmanmaya başlayarak derinleşen
bir kaya kulvarına girdik. Kulvar 100 metre kadar devam ediyor ve
üst kısımda daralarak bacamsı bir çatlağa dönüşüyordu. Tek tarafı
pürüzsüz, temiz bir taştan oluşan bu yapıyı bitirince kendimizi
dağın kuzeydoğu sırtının girişinde bulduk. Ama bu kez ortalık kurabiye
çürüklüğünde vertikal kaya ile kaplıydı. İçimde hoş olmayan bir
his ile ilk ip boyuna ben girdim. Kürşat belden ip verirken çift
ipimizi sürükleyerek sağlam kurabiye kıvamında ve III+ derece zorluktaki
kulvarı 30 metre kadar tırmandım, ara emniyet yeri vardı ama döküntülü
ve güvenilmezdi.. Allaha şükür, bacanın sonunda gerçekten güvenilir
bir Friend takozu yerleştirip, artçımı koruyarak sola yan geçen
ince bir seti devam ettim.. bunu 10-13 metre kadar yan geçerek istasyon
yeri aradım, nafile. Bu dik alanda artçıma mutlaka iyi bir istasyon
alabilmeliydim.. Sonunda ipin en son santimetresini bile kullanarak
bir v-profil sikke ile iyi bir friend takozu içeren sağlam bir istasyon
kurabildim. Üzerimde dik bir baca göğe yükseliyordu ve iyi de gözüküyoırdu..
Az sonra Kürşat da yanımdaydı ve lider sırası ''keskin kenar'' ondaydı.
Bu dağın özelliği olan endişe verici çürüklük neyse ki bu bacada
yoktu ve Kürşat tek bir ara emniyet noktası ile bacanın bitiminde
gözden yitti. Az sonra bu 35 metrelik, IV derecelik etabı tırmanıp
istasyon kurduğu güzel sette yanına vardım, koca bir baba ve bir
friend takozu ile emniyet almıştı. Yine lider gideceğini söyledi,
artık önümüzde dik yüzeyler vardı ve hiç de güzel gözükmüyorlardı.
Altımızdaki Güzeller çanağının boşluğu ile birleşince aman ne de
güzel! Ama bunun için burada değil miydik?
Dik yüzey üzerinde Kürşat tırmanmaya başladı, 10 metre kadar yukarıda
bir sikke çaktı, biraz homurdandı ve bana bu sikkeye güvenmediğini,
ama çaresiz çaktığını söyleyerek devam etti. İpin bittiği ve onu
göremediğim bir yerden uzun uzun sikke sesi çınladı, kısa süre sonra
da bizimki gelmemi bağırdı. Tırmanmaya başladım, sikkeye gelince
ekspresbantı çıkarıp sikkeyi çıkarmak üzere çekiçlemeye başladım.
Ama yeşil boyalı v-profil kayaya öyle sıkışmıştı ki, oynamıyordu
bile namussuz. Çaresiz, sikke eğilmeye başlayınca onu bu çatlağa
bağışladım..Bu ip ortalama IV+ derece zorlukta ve dikti.. yukarıda
bir baktım ki Kürşat garip, sığ bir çatlakta istasyon kurmak zorunda
kalmış, ben de kenarda iyi bir baba ve elimdeki tek friend takozu
ile görece sağlam bir istasyon kurdum, Kürşat da istasyonunu ara
noktaya çevirdi ve tırmanmaya devam etti. Az sonra sırta varmıştı.
Son ip boyu çürük, dik ama daha kolay (III+ derece) zeminden ben
lider gittim ve gerisinin yürüyüş olduğu sırt üzerinden son istasyonumuzu
kurup adamımı yanıma aldım. Bu dağın bir adı yoktu, hatta Kaldı'nın
dev cüssesi altında son derece zavallı duruyordu. Ama, Küçükkaldı,
Kaldı Doğu, Sivritaş ve Taştepe duvarları için süper bir gözlem
yeriydi, biz de bu 3250 metrelik zirvenin adını Keşif Tepesi koyduk,
adı vardı da biz bilemediysek peşinen affola. Tırmanış üç saat sürmüştü
ve günün henüz yarısıydı, biz de bu sırtın devamındaki Kaldı Sivrisi
1 olarak bilinen 3450 metrelik zirveye uzanıp biraz eğlendik. Dönüşte
bivak yerine inerken artık buzları çözülmüş şelaleden on litre kadar
suyu yanımıza aldığımız su torbasına doldurduk- akşam yine kar eritmek
istemiyorduk. Sabah, Salim Abi ile olan randevumuza yetişmek için
ormana inerken evde içmek için taze adaçayı topluyorduk ve Kürşat
da bana uzmanı olduğu dağ bitkilerinin Latince adlarını öğretmeye
çalışıyordu….
|