|

OUTDOOR RESEARCH CROCODİLE tozluk
Outdoor Research firmasının yıllardır standardını bozmadan ürettiği
mükemmel bir tozluk. Mammut dahil birçok yabancı firma ve Türkiye'de
de birçok şirket bu tasarımı taklit ederek kullansa bile, Crocodile
hala kalitede ve uzun kullanım sağlamasında bir numara. Kullanıp
da şikayetçi olan tek bir kişi bile yok!
Artıları: Botun üst kısmını ve bacağın alt kısmını son derece
etkin ve dar şekilde, ama kan dolaşımını kesmeden sarıp kapatan
bu tasarımın kalbi, önden açılıp kapanıyor olması. Klasik tozluklardaki
gibi yandan fermuar ve çıtçıt olayı yok; neredeyse üç santimetre
kalınlıkta cırt cırt her işi görüyor ve soğukta donunca, eskiyince
bozulacak olan fermuar ve çıçıtlar tarihe karışmış.. Botun alt kısmından
geçen tank paleti kadar sağlam neopren kayışlar son derece kalın
ve kaliteli, aşınıp kopmaya yüz tutması benim gibi sık dağa giden
bir adam için bile iki seneyi buluyor ki, zaten o arada tozluğun
kendisi eskimiş oluyor. Üst kısımda, boğazdaki sıkıştırma ise plastik
bir kopça ve perlonbant ile sağlanıyor, etkin tarzda işliyor ve
üstten asla kar almıyor.. Tozluğun kumaşının üst kısmı su geçirmez/
nefes alır Gore- tex kaplamanın taslan kumaşla birleşmesiyle yapılmış.
Alt kısımlar ise sağlam Cordura Plus kumaştan imal edilmiş ve kaplaması
zaman içinde soyulmasın diye içine normal naylon kumaşla destek
atılmış. Tozluğun renk seçenekleri de güzel; saçmasapan, uyuz renkler
yerine oturaklı, güzel renkler kullanılmış. Mesela: mavi-siyah,
kırmızı- siyah, düz siyah gibi. Tozluk XS-S-M-L-XL olarak beş değişik
boyutta satılıyor. Ayrıca büyük boyutlar ve amaçlar için de farklı
Crocodile tozluk modelleri var OR'nin: Big Crocodile modeli ayağı
47-48 numaradan büyük kişiler için, Expedition Crocodile modeli
uzun ve daha zorlu tırmanışlar için (alt kayışı değiştirilebilir,
bacak iç kısımları ise ağır Cordura Plus kumaştan ve genel kalıbı
biraz daha geniş). Tozluğun fiyatı normal tozluklara oranla daha
yüksek; ama unutulmaması gereken şey bu tozluğun diğerlerine göre
çok daha uzun hizmet edeceği.
Eksileri: Tozluğun üst kısmında kullanılan taslan Gore- tex
kumaş biraz zayıf; her ne kadar dikkat etseniz de zamanla krampon
darbeleriyle veya aşınmanın çok olduğu yerlerden deliniyor. Tozluğun
üst ağzını kapatan plastik kopça ağır kullanımda kolay kırılabiliyor.
Bir de sık gördüğüm ve kolay giderilemeyecek bir sorun da, alt neopren
bağın kapatılmasını sağlayan metal tokanin kayalarda kırılabilmesi..
Ama bu saydıklarım her ağır şartlarda kullanılan her tozluğun ortak
dertleridir.. Daha ağır şarlar için Expedition Crocodile modelini
tercih edin.

GRİVEL CAP tırmanış kaskı
Her ne kadar bisiklet kaskı ile nazi miğferi arasında bir kask gibi
gözükse de, Cap şık ve kullanışlı bir tırmanış kaskı.. Grivel'in
ürettiği bu kask, piyasadaki birçok hafif tırmanış kaskı arasında
belki de en rahat model. Ağırlığı 335 gram olan ve tek, unisize
boyutta üretilen kaskın içinde köpük, dışında ise sert ABS plastikten
bir kılıf var..
Artıları: Giyimi çok rahat, belki de dünyanın en rahat kaskı
ve insan bunu takınca kafadaki varlığını tamamen unutuyor. Özellikle
de kaskla tırmanmaktan rahatsız olan kişiler için bunu tavsiye ediyorum.
Ayrıca bu kaskı soğuk koşullarda bereyle takmak da hiç rahatsız
etmiyor.. Aleti kafaya takma sistemi çok rahat; bastırıp çevirerek
kullanılan kırmızı ayar düğmesi ile kafa bandı arkadan ayarlanıyor
ve çene altından geçen kayış da insanı sıkboğaz etmiyor.. Eskiden,
bu kaskın ilk modelinde kafa bandını kaskın içine sabitleyen sadece
cırtcırtlar vardı; şimdi bunlara kalın lastikler de eklenmiş; dolayısıyla
kask güvenlik açısından iyileşmiş. Kaskın havalandırması gayet yeterli..
Aletin rengi çok güzel; normalde karbon grisi olarak satılan bu
kaskın mat gümüş rengi ve Tibet bayrağı desenlerinde satılan modelleri
de var.
Eksileri: Her ne kadar konforlu bir kask da olsa bunu dağa ve
tırmanışa çizip ezmeden taşımak zor. Bu tür kaskların en büyük dezavantajı
olarak daima çanta içinde ve ezilmeden, berelenmeden taşınması gerekiyor.
Bunun haricinde kafaya düşebilecek, yukarıdan hızla gelen bir taşı
görünce kafayı refleks olarak öne eğerseniz, taş doğrudan açıkta
kalan ensenize patlayabilir; bazı açılardan ense koruması eksik
bir kask. Kaska lamba takmak için özel klipslerini edinmek gerek;
bunu yapmazsanız benim gibi kaskın altına lamba takıyorsunuz (ve
aslında iyi çalışıyor). Bir dezavantaj; aşırı sıcak havada kaskın
tüylendirilmiş polyester kumaşla kaplı kafa bandı çok terletiyor
ve sırılsıklam olunca da uzun süre kurumuyor.. Kaskın bazı çok gereksiz
-ve asla almayacağım- aksesuarları var, mesela kış için Grivel'in
ürettiği kulaklı bere, kunduz kuyruğuna benzer ense koruyucusu ve
saydam bir vizör- ki buz tırmanışında işe yarayabilir ama bence
soğukta nefesle buğulanacağı için para etmez. Son olarak, kaskın
kafa bandının plastik arka kısmı çanta içinde ezilince bükülüyor
ve şekli bozuluyor.

THE NORTH FACE VE-25 çadır
Çadırlar arasında tarihe adını yazmış bir klasik! Beş çubuklu tasarımı
ve geniş bagajı ile belki de dünyada en çok taklit edilen bu üç
kişilik çadır tasarımı, The North Face'in 1975'lerde tasarımcı /
mimar Buckminster Fuller'in geodezik prensipleriyle tasarladığı
Vector Equilibrium serisi ile başlamıştır. Yıllardır yerkürenin
her yerinde, kutuplarda, Himalaya ekspedisyonlarında ve kış tırmanışlarında
en çok kullanılan çadırlar bunlardır. Efsanevi özellikleri olan
kalite ve sağlamlık, güvenilirlik, işlevsellik ve uzun süreli yaşanabilirlik
bugünkü modellerde de sürdürülmüş. VE-25 modelinin ağırlığı 4.9
kilogram ve çadırın iç hacmi 4.5 metrekareyken vestibül dahil olunca
6 metrekareye çıkmakta. Normalde üç kişilik olup, dört ve hatta
zorlayınca beş kişiyle de barınılabilen VE-25'in zemin boyutları
215 santimetreye 265 santimetre, yüksekliği ise en yüksek yerinde
123 santimetre. Çadır iç ve dış kat olmak üzere çift kat tenteli
ve biri küçük, diğeri ise çubukla destekli büyük olmak üzere iki
bagajı var.
Artıları: Üç kişilik, ağır kış şartları, aşırı kar yağışı ve
sert rüzgarlı koşullar için ideal çadır. Çubuklar, dış tente ve
iç tente olarak bölünürse üç kişilik bir ekibe çok az yük ve hacim
karşılığında mükemmel koruma sağlıyor. Kurulması biraz pratik ve
deneyim gerektirse bile, tecrübeli iki kişi bu çadırı fırtına koşullarında
ortalama dört dakikada kurabiliyor. Vestibül (bagaj) bölmesinin
çubuğu haricinde tüm çubuklar aynı boy ve renkte, bunları devamlı
giden kanallardan ittirerek çadır hızla dikiliyor. Özellikle soğukta
ve elde eldivenle bu iş rahat yapılabiliyor. Bagaj bölmelerinin
genişliği ve rahatlığı kış tırmanışlarında çok önemli; uzun sürelerde
bile çadır içinde sıkılmadan, daralmadan yaşamayı sağlıyor.. Eski
modellerden farklı özellikler arasında fermuarlı iç ve dış havalandırmalar,
içte tavana eklenmiş geniş tül cepler, üçlü gruplar halinde biraraya
getirilen sabitleme ipleri, fosforlu çadır gerdirme ipleri, dış
tentede -60 dereceye kadar dayanıklı saydam poliüretan pencereler,
çadır taban dikişlerinin ve dış tente dikişlerinin bantla su geçirmez
hale getirilmiş olması sayılabilir. Havalandırmalar iyi çalışıyor;
tümü açık olunca dışarıda tipi olsa bile içeri kar girmiyor. Saydam
pencereler çadırın zaten sarı renkle aydınlık olan iç mekanını daha
da rahatlatmış. Fosforlu gergi ipleri ise gerçekten de geceleyin
kilometrelerce öteden çadırı bulmanıza yarıyor! Çubuklar her zamanki
gibi kaliteli; 9 mm çapındaki Easton 7075 T9 aluminyum alaşımdan
yapılmışlar. Çadırla gelen 16 adet v-profil aluminyum kazık son
derece kaliteli ve kullanışlı. Çadırın ön ve arka bagajlarındaki
kar etekleri son derece iyi çalışıyor; en sert fırtınada bile bunların
üzeri karla kapalıysa içeri kar girmiyor.
Eksileri: Üç kişiden küçük bir ekipler veya ideal yaz koşulları
için gereksiz ağır ve fazla özellikli bir çadır. Eski modellerde
4.4 kilogram olan ağırlık, eklenen detaylarla 4.9 kilograma tırmanmış.
Eski modellerde çadırın dış tente yan eteklerinde gerdirme yerleri
vardı ama son modellerde bunlar yok; bu nedenle de çadır iyi gerdirilse
bile etekler gerilemediği için rüzgarda ses yapıyor. Tabii ki, çadırın
tente uçlarına, özellikle de bagaj bölmelerine taşla yere sabitlemek
için uzun ipler bağlanması gerekiyor. Çadırın birçok yerindeki dikişler
su geçirmezlik için bantlanmış olsa bile, yine de çadırdan çıkan
seam-sealer maddesi ile bazı dikişleri içten yalıtmanız gerekiyor.
Bir de, dairesel kesimi dolayısıyla çadırın bazı -özellikle de ön
ve arka dış bagajdaki- fermuarları çok sıkışıyor. Çadırın iç ve
dış tentesindeki fermuarların kesimi dolayısıyla giriş ve çıkış
çok rahat değil; ama bu özellikleri dolayısıyla çadır sert iklim
şartlarında iyi çalışıyor. Kısaca, bu çadır yumuşak koşullar için
ideal değil! Son modellerde çubuk uçlarındaki pimlerin yerinden
çıktığını veya bozulduğunu gördüm, bu da hiç hoş değil. Fiyat olarak
oldukça pahalı bir çadır bu; ama iyi kullanılırsa evladiyelik bir
alet olduğu için verilen paraya değer.

GRİVEL RAMBO buz aleti
Kullandığım ve en çok sevip memnun kaldığım buz aleti -adının garipliğine
karşın- Rambo idi... Üretilen her iyi malzeme gibi bunun da sonradan,
1999 yılında değiştirilen tasarımının geriye doğru bir gidiş olduğunu
düşünüyorum. Yukarıdaki resimde aletin 1999 tasarımı olan Rambo
II modelini görüyorsunuz. Grivel'in 'buz şelalesi tırmanış devrimi'
başladığı zaman ürettiği bu modüler alet, Charlet- Moser Pulsar
ile beraber zamanının en iyi aletiydi. Bugün de kalitesi ve kullanış
rahatlığı açısından hala çok yüksek değerdedir.. Ağırlığı 720 gram
kadar olan Rambo buz aleti, 48 ve 53 santimetre uzunluklarda iki
boyda ve eğik saplı olarak üretilmiştir. Bu aletin düz saplı ve
yine modüler olan modeli Courmayeur adıyla piyasada bulunabilir,
ayrıca 400 gram kadar hafif ve artık maalesef üretilmeyen Geronimo
modeli de çok başarılıydı (tüm bu aletler aynı seri uç ve arka parçaları
paylaşıyorlardı). Tabii, 2003 yılı itibariyle Grivel saydığım bu
modellerin üretimini kesip yeni 'Alp Serisi' aletlere geçmiştir.
Onun için de, siz buz ve mixseverlerler elinizi çabuk tutup birer
Rambo, Courmayeur veya Geronimo edinin derim..
Artıları: Sapının inceliği dolayısıyla Rambo'yu elle kavraması
çok rahat, bu nedenle de ön kollar için hiç yorucu değil (Rambo
II modelinde sap kalınlaşıp şekli bozulmuş ve bahsettiğim etkinlik
azalmış). Sapın ince olması özellikle küçük elli bayan tırmanıcılar
için büyük bir artı. Eğik sapın bileğe verdiği açı nedeniyle dik
buza savurması çok doğal bir hareketle yapılan bir alet bu. Değişik
sivri uç türleri olan Evolution (şelale buzu ve dik buz kulvarları
için, ters eğimli, kalınlık 3 mm.), Goulottes (mix rotalar ve dik
alpin buz için, az ters eğimli, kalınlığı 4 mm.) ve Face Nord (mix
tırmanış ve genel alpinizm için, az ters eğimli, kalınlığı 5.5 mm.)
ile farklı tırmanışlara adapte edilebilen Rambo'nun arka ucuna da
büyük veya küçük çekiç uçları, New Alp adlı tırtıklı üçgen kaşık
veya küçük kaşık da takılabilmektedir. Kafa kısmının düz yapısı
nedeniyle Alpinizmde zaman zaman kazma tepeden kavranarak kullanılınca
eli rahatsız etmeyen bir tasarım bu; hatta son modellerde 'cheek'
adı verilen plastik yanaklarla hem vidalar darbelerden korunmuş
hem de elle tepeden kavranınca tutmak rahatlaşmış. Rambo görsel
ve estetik olarak da güzel bir gereç; insan alete bakınca tırmanmak
istiyor! Gerçekten de hem mix zeminde, hem de buzda çok rahat ve
elin uzantısıymışçasına etkin kullanılabilen bir alet.
Eksileri: Rambo'nun pek eksiği yok, ama her modüler buz aleti
gibi bunun ön ve arka uçlarını arazide değiştirmek sorunlu; gereken
bir adet allen anahtarını ve normal somun anahtarını taşımak gerek
(ayrıca yedek allen vida ve somun taşımak da doğru olur). Sert kullanımda
kafadaki vidalar kolay gevşiyor; tırmanışta sık aralıklarla kontrol
etmek şart.. Grivel'in buz aleti bilek kayışları -her zamanki gibi-
çok kıytırık ve işlevsiz, bunları Charlet-Moser Saf'lock kayışlarla
değiştirmek akıllıca olacaktır.. Rambo'nun ince olan sap lastiğini
kara veya sert buza çok sokup çıkarınca (ki alpinizmde sık yapılıyor)
lastik çorap gibi sıyrılmaya meyil ediyor.. Normalde bu aletle gelen
çekiç arkası çok küçük, sikke çakarken isabet ettirmek maharet gerektiriyor
ve çok sefer aletin sapını kayaya veya sikkeye vuruyorsunuz!.. ve
de bu çekiç ucu, diğer bazı buz aletlerindeki gibi mix tırmanışta
kaya çatlakları arasına sıkışamıyor; çünkü şekli tam kare ve çok
küçük. Ayrıca aletin arka ucunu -çekici veya kaşığı- kullanmak (eğik
sap şekli nedeniyle) çok sorunlu, etkin olarak vuramıyorsunuz. Aletin
tepesindeki büyük delikten bilek kayışı geçtiği için aleti karabinle
buradan belinize asamıyor, mutlaka ufak bir yardımcı ip parçasını
düğümleyerek bunu yapıyorsunuz (oysa Black Diamond'un buz aletleri
ne güzeldir; tepedeki delik büyük olduğu için istediğinizce kullanırsınız).
Son olarak, Grivel'in hemen her metal malzemesi gibi Rambo da bir
süre nemli kalınca berbat şekilde paslanıyor..

THE NORTH FACE FLİGHT JACKET tırmanış ceketi
İlla ki Gore- tex ceket istemeyenler, daha ucuz ama özellikli bir
ceket arayanlar veya hafif, nefes alabilir ceketlerde bir seçenek
isteyenler için.. The North Face firmasının ürettiği bu ceket üç
kat Hyvent kumaşından ve su geçirmez, nefes alabilir özelliklere
sahip. Basit, hafif ve hareket kabiliyeti yüksek olan bu giysi tırmanmak,
bisiklete binmek vb. aerobik faaaliyetler için son derece uygun.
Ağırlığı 590 gram, paket boyutu ise çok ufak.
Artıları: Çok hafif, çok ufak hacimli bir ceket. Gore-tex ceketler
ile karşılaştırılabilir derecede su geçirmez, ama çok daha nefes
alabilir bir kumaşa sahip, bunun bir nedeni de kumaşın DWR adlı
su geçirmezlik işlemine tabi tutulmuş olması ve suyu emmeyip kaydırarak
atması. Tüm dikişlerin içten yalıtılmış olması da yağmurda su geçirmezlikte
önemli.. Yan ve öndeki esnek kumaş paneller nedeniyle hareket kabiliyeti
çok yüksek; ceketle tırmanmak son derece rahat ve vücuda çok fit
şerkilde oturuyor. Üzerinde sadece gerektiği kadar cep var (içte
iki gizli tül cep, dışta iki büyük cep ve dışta bir de Napolyon
cebi). İki dış cebin aynı zamanda koca göğüs havalandırmaları olarak
da yararlı işlevleri var. Kapşon yapısı çok güzel; esnek kumaştan
tasarımı ve lastiklerin tek el ayar özerllikleri ile kaskla da kolayca
kullanılabiliyor veya gerekmeyince katlanıp içeri kıvrılıyor. Ceketin
fiyatının da bir Gore-tex ceketin yarısı veya daha azı kadar olması
büyük avantaj.
Eksileri: Bu ceketin ağır kumaştan bir Gore-tex ceket kadar
dayanıklı olmadığı kesin. Bununla uzun süre ağır koşullarda tırmanılırsa
eskimesi kaçınılmaz, çünkü kumaşı ince. Ama bunun dışında hiçbir
eksik yanı yok bence; hızlı dağ tırmanışları için ideal ceket.
|