|
4850 metredeki ana kampımız ve dünyanın en yüksek ikinci dağı olan K2'nin etkileyici piramidi.
2000 yılının yazında sevgili dostum Nasuh Mahruki'nin ilk Türk çıkışını gerçekleştirdiği K2, kendine has kötü havası ve çığlarıyla tehlikeli ve zor bir dağ, gerçekten de 'dağların dağı' adını hak ediyor.
Bizim ana kampımız K2 Dağı'nın 5000 metredeki ana kampına sadece 1.5 saat uzaklıktaydı ve hem oradaki ekipler bizi ziyarete geliyor, hem de bizimkiler oraya gidiyordu..
Kampımızın doğusunda yükselen Broad Peak'ın batı yüzü. Dağın 1957 yılında, Avusturyalı dağcılar olan Hermann Buhl, Marcus Schmuck, Kurt Diemberger ve F. Winsteller tarafından ilk çıkışının yapıldığı rotası bu yüzde yeralmaktadır.
Ana kampta ilk günler yüksekliğe uyum, gündelik işler ve tırmanış hazırlıklarıyla geçti. Bu arada medeniyetle olan temasımızı uydu telefonu ve laptop bilgisayar ile az da olsa sürdürebildik. Resimde Fernando 'arazi ofisi'nde görülüyor! Şemsiye güneş ışığını engelleyerek bilgisayar ekranını görmeye yarıyor.. Arkada batarya şarj etmek ve elektrikli cihazları çalıştırmak için kullandığımız esnek güneş panelleri görülüyor.
Ana kamp koşullarında sık aralıklarla olmasa bile, duş yapılıp tıraş olunabiliyor. Burada, karlı ama güneşli bir günde kar emniyet kazığına bağladığım bir aynaya bakarak tıraş olmaya çalışıyorum..
Yoğun kar yağışı yüzünden oluşan çığ tehlikesi nedeniyle, ana kampı ancak 28 haziran günü terkederek ilk aklimatizasyon (yüksek irtifaya uyum) tırmanışımıza giriştik.
Broad Peak batı yüzü rotasına girmek için ilk olarak Godwin Austen buzulu'nu geçmek gerekiyor. Buzul vadileri, geniş buzul dereleri ve çok engebeli araziden geçiş gerektiren bu etap, dağın girişinde ciddi çığ tehlikesi içeren yerler olduğu ve dereler sabah çok daha kolay geçildiği için sabahın ilk saatlerinde geçilmek zorunda. Tüm uğraşılarımıza rağmen, buzul dereleri işimizi son derece zor ve tehlikeli bir hale getiriyorlardı- bunların geçilmesi, özellikle de öğleden sonra saatlerinde kabarınca çok dertliydi.

Rota, Broad Peak Batı buzulunun kenarında yeralan, dar ve çığ tehlikesi olan bir buzul etabından sonra dikçe kar-buz kulvarları ile devam ediyordu. En çok 50-55 derece eğime ulaşan kulvarları tırmanarak eski bir kamp yerinin olduğu 5300 metreye vardık. Söylenebilecek tek şey, rotanın oldukça dik olduğu ve üzerindeki kamp/bivak yerlerinin çok kısıtlı olduğu..
Arkada K2 zirvesi ve aşağıda Godwin Austen buzulu ile, 5300 metrede ilerleyen dağcı.
300 metrelik dik bir buz kulvarını tırmandıktan sonra, 5600 metrede çok dar bir kaya sırtı üzerine çadırımızı sabitleyerek 1. kampımızı kurmuş olduk. Gerçekten de, dört yanı uçurum olan bu boşluklu sırtta çadır yeri bulmak ve genişletmek son derece zordu.
5600 metredeki 1. kampta bir gece geçirdikten sonra 6100 metredeki 2. kampı kurmak üzere, gri gökler altında tırmanıyoruz. Alman ticari ekspedisyonu'nun üyeleri, üç Pakistan'lı dağcıyı hamal/ yerel rehber olarak tuttukları için kendileri hemen hiç yük taşımıyorlardı ve hatta kamplar kurulurken de hiç yardım etmiyorlardı. Ancak Fernando ve ben, 'özgür' ve iki kişilik bir ekip olarak, herşeyi taşımak ve çadır yeri açmak, çadırımızı da kurmak durumundaydık. Bu ilk tırmanışta herbirimize birer çadır, bol yiyecek ve gaz taşımak düşüyordu ve sırtımızdaki yük gerçekten ağırdı.. ama gerçek dağcılık da buydu!
Nihayet 2. kamp yerindeyiz- bu resimde 6100 metrede kamp yeri açtığımız sırada çekilmiş. Taşıdığımız tüm yükleri buraya kurduğumuz büyük çadırın içine bıraktık ve hemen ana kampa inişe başladık. Böylece ilk aklimatizastyon tırmanışımız sona ermişti.
Ana kampta geçen birkaç dinlenme gününü takiben, 2 temmuz günü sabaha karşı tırmanışa başlayarak 2. kampa tırmandık. Bu resimde rota girişindeki darboğazda, biz geçmeden önce düşmüş olan büyükçe bir çığın kalıntıları üzerinde tırmanan Fernando görülüyor.
Rotanın dik ve buzlu etapları, gecenin ayazı ile taş kadar sertti ve artık 6000 metrelere aklimatize olduğumuz için çok daha hızlı tırmanabiliyorduk. Bu kez sırtımızda 3. kampı kurmak üzere bir başka çadır, fazladan yiyecek ve gaz vardı, yani yine oldukça ağırdık.
2. kampa devam etmeden önce kısa bir kahvaltı molası verdiğimiz 1. kamp yerinde, Alman dağcı Jurgen Straub ile beraber. Son derece tecrübeli bir dağcı olan Jurgen ile gayet iyi bir dostluk kurabildim. Jurgen ve İsviçreli arkadaşı Thomas Lüthi'den oluşan 'özgür' ekip, Broad Peak'te yeni bir rota açmak üzere oradaydılar ama hava ve arazi şartları elvermediği için klasik rotada tırmanmak durumunda kaldılar.
2. kampa çıkan kar-buz kulvarlarında tırmanırken.. Arka planda Broad Peak Batı omzunun buz yamaçları ve serak duvarları görülüyor. Rotanın birçok yerinde, Alman ticari grubu tarafından yerleştirilen sabit hat ipleri vardı ve özellikle de inişte bu sabit hatlardan çok faydalandık.
2. kamp yerindeki çadırlar. Hava, şansımıza o kadar açıktı ki 200 km. kadar uzaktaki Nanga Parbat Dağı bile rahatlıkla görülebiliyordu. Ne yazık ki bu güzel hava, tüm tırmanış süresi olan 50 günün sadece 5 güneşli gününden biriydi..
Arkamızda K2 Dağı'nın 8611 metrelik piramidi yükselirken Fernando ve ben kampta dinleniyoruz, bu arada Alman ekibinden Eberhard Bolay da bizimle sohbete gelmiş. Muhteşem Karakurum manzarası ile, gerçekten güzel bir akşamüzeri..
İklim koşullarına son derece açık ve daima sert rüzgarlı olan 2. kampta rahat sayılacak bir gece geçirerek, ertesi sabah 6800 metrelere 3. kampı kurmak üzere Fernando ile yola çıktık. Bu resimde, Broad Peak batı sırtı üzerinde 6500 metrelerde tırmanıştan bir manzara görülüyor. Kısa ve dik kaya etapları, kaya kuleleri arasındaki içi buz dolu darboğazlar ve derin karlı, bata çıka gidilen daha az eğimli yamaçlar ile, 3. kamp yerine yorularak vardık.
Sırtta ağır çantalar, dizboyundan derin kar ve gittikçe daha yoğun hissetttiğimiz hipoksi (oksijensizlik) ile bu tırmanış bitmeyecek gibi gözüken bir çile halini aldı..

3. kampımızı 6800 metredeki buzul düzlüğü'ne kurmak için saatlerce kürek sallayarak kar-buz kazdık ve çadırı içine kurabilecek kadar geniş bir platform yarattık.
Bu kamp yeri bizi biraz rahatsız etmişti zira yukarıdaki büyük, karlı yamaçtan gelebilecek çığlara oldukça açık bir yerdeydi. Bu belirgin tehlike, gittikçe bozan hava koşulları ile birleşince, geceleyin yatarken çığ yememek için bu kampa çadırı, malzemeleri ve 7500-7600 metrelerde kurmayı planladığımız 4. kampın malzemesini bıraktıktan sonra, ana kampa inişe başladık.
Kararımızda haklı olduğumuzu üç gün süren ağır kar yağışından sonra bu kampımız çığ ile yok olup çadırımız parçalanınca anladık!

8 temmuz günü ziyaret ettiğim, K2 ana kampı civarında, 5000 metre yükseklikte yeralan Gilkey Memorial. K2, Broad Peak ve çevre dağlarda hayatını kaybeden herkes için plaketler ve isimler bulunan bu anıt mezarın tabanında, dağdan indirilen cesetler için de bir yer var. Son derece hüzünlü bir yer burası ve yüksek irtifa dağcılığı yapan herkesin de görmesi gereken bir anıt..
Onlar da büyük umutlar ve coşku ile buraya gelmişlerdi, şimdi ise çevrede yükselen muazzam dağların muhtelif yerlerinde yatıyorlar..
Günlerce yağan kara ve bir türlü açmayan havaya rağmen, 15 temmuz sabahı nihai zirve tırmanışını denemek üzere ana kampımızı son kez terkettik. Artık Jurgen, Fernando ve ben beraber hareket ediyorduk, zira Jurgen'in tırmanış arkadaşı olan Thomas çok fena hasta olmuş, bağırsak enfeksiyonu geçiriyordu.. Bu resimde berbat, kar yağışlı bir havada Broad Peak batı yüzünün kulvarlarında tırmanan Fernando ve Jurgen görülüyor.

5800 metrede, sis ve yağış içinde 2. kampa tırmanırken.. Derin karda bata çıka 2. kampa vardık ama hava ve kar durumunu yeniden değerlendirerek tırmanışın olamayacağını, herşeyin burada bittiğini kabullenmek zorunda kaldık. Almanlar da tırmanışı burada bitirmeye karar vermişlerdi. Fernando ile iş bölümü yaptık: O, 3. kampa çıkıp yırtılan çadırının işe yarayabilecek parçalarını ve oradaki malzemelerimizi alacak, ben de bu kamptaki tüm malzemeleri ve Jurgen'in bize bıraktığı ikinci bir çadırı da indirecektim.Yani, her koşulda ikimizin de 40 kilo kadar yükü olacaktı!
2. kamptaki son gecemiz sıkıntılı ve daraltıcı oldu.
Neyse ki, bir şekilde tüm yükleri ana kampa indirebildim, ama bu son derece yorucu oldu. Fernando da yukarı kampta bir gece yatıp, ertesi gün sırf meraktan biraz yükselerek, derin kara 'battı' ve sonunda o da yükünü sırtlanıp indi. Herşey bitmişti.

Broad Peak'ta kötü hava.. rüzgar K2 ve Broad Peak'te yaklaşık 150-180 km. gibi korkunç hızlarla esiyor. Bizden iki gün sonra Broad Peak'te zirveyi zorlayan İspanyol/Amerikan ve Kore ekipleri, 7500 metrelerde bel derinliğinde karda kendilerini bitirerek, ciddi bir çığ tehlikesi karşısında geri çekildiler. Kısacası, Karakorum'un tüm 8000 metrelik zirveleri ve hatta 7000 metrelik dağları bile bu sene kimseye yol vermedi.
20 temmuz sabahı, kar yağdıran kasvetli bir gökyüzü altında ana kampımızı söktük ve Godwin Austen buzulundan geriye yürümek için yollara düştük. Bu resimde, malzemeler için Askole'den gelmiş olan hamallar görülüyor. Hamallardan birisinin yükseklikten dolayı akciğer ödemi geçirerek komaya girmesi, zaten kasvetli olan ortamı iyice tatsızlaştırmıştı- neyse ki kamp doktoru onu oksijene bağladı da zavallının hayatı kurtuldu.
4600 metrede, Concordia'da, sulusepken kar yağışı altında ilerliyoruz.. Dağlar bize son kez olsun yüzlerini göstermiyorlar bile.
Partnerim Fernando ile 4300 metrede, Goro kampındayız. Fernando ile çok değerli bir arkadaşlık kurdum ve önümüzdeki zaman dilimi içinde birçok tırmanış planlıyoruz.
Tırmanışımız fiziki sebeplerle Broad Peak Dağı'nın doruğuna belki ulaşamadı ama 'Barış Tırmanışı' kavramına uygun olarak son derece iyi bir tırmanış denemesi yaptık, kendimiz, arkadaşlarımız ve dağ ile güzel bir ilişki kurabildik. Bu da güzel bir sonuçtu..
Macera devam ediyor-3150 metredeki Jola'da, Dumordo nehrini çelik kablo ve tahta kutu ile bu şekilde aştık. Yolculuk hala bitmiş değil, 103 km.'lik yolu geri yürüyüp, Skardu'ya olan 185 km'lik toprak yolu da jiplerle aşmamız gerekli, üstelik mevsim biraz geç ve hava da yağışlı olduğu için çok yerde yollar heyelanlarla göçüp gitmişken..
Neyse ki kazasız belasız şekilde Skardu'ya varabildik.
İslamabad'a geri dönmeden önce iki gün konakladığımız Skardu'daki K2 motel'in
ünlü dağcılık panoları'na astığımız 'Barış Tırmanışı' bildirisi.
İslamabad'da arkadaşlarımı ülkelerine yolcu ettim ve Ağustos ayında
Biafo buzulunda gerçekleştireceğimiz 'İsimsiz Zirveler Tırmanışları'
için, dostum Kürşat Avcı'nın gelmesini beklemeye başladım. Karakorum
serüvenim henuz sonlanmamıştı.
Bir Önceki Sayfaya Geri
Dön
|