|
Derginin bu sayısındaki her iki yazıma da sert geçen kıştan bahsederek
giriyorum, tabii bu tür soğuk ve yağış en çok ‘buz-sever’ tırmanıcıların
işine yarıyor!
Ocak ayı ortalarında Van’dan aldığımız haberler doğrultusunda ünlü
Muradiye Şelalelerinin donduğunu öğrenince, burayı ziyaret edip
buz tırmanmayı kafaya koymuştuk. Zaten Şubat ayında Ağrı Dağı’na
AKUT’un İskender Iğdır’ı anma tırmanışı için gidecektik, buz tırmanışı
planını da onun başına ekledik.Tek derdimiz fazladan teknik buz
malzemesi taşımak olacaktı.
19 Şubat’ta ben ve eski dost Kürşat Avcı, uçakla Van’a gidip, bizden
bir gün önce otobüsle yola çıkan arkadaşımız Efecan Aytemiz’le buluşacaktık.
Van il Turizm geliştirme Derneği başkanı olan Tacettin Ergioğuz
da bize yardımcı olacaktı, veya en azından biz öyle zannediyorduk.
Van’da anılması gereksiz uğraşılardan sonra, ertesi sabah ilk minibüsle
Muradiye ilçesine ulaştık. Muradiye’de esas sorun otel vb. kalacak
bir yer olmaması idi. Neyse ki, Efecan’ın minibüste yolculuk ederken
sohbet ettiği gencin babası Muradiye öğretmenevinin müdürü çıktı
da, orada kalabildik.. Öğretmenevinde bir odada üç yatak vardı ve
üç adet de yatak takımı..yani yataklar varoldukları süre içinde
hiç değiştirilmemişlerdi! Olsun, biz de elimiz ve yüzümüzü yıkamak
dışında üç gündür hiç temizlenmemiştik. Hem buna da şükürdü, en
azından yatacak bir yerimiz vardı ve öğretmenevi çalışanları bize
son derece candan ve sıcak davranıyorlardı.
Öğretmenevine yerleştikten sonra ilk işimiz donduğunu zannettiğimiz
Muradiye şelalesine gidip bakmak oldu- burada da minibüsçüler 6
kilometrelik yolu bize 12 kilometre diye yutturup biraz sövüşlediler..Neyse,
sonunda Tacettin’in donmuş olduğunu iddia ettiği şelaleye gelip,
suyun Niagara şelalesi misali gürül gürül aktığını görünce nasıl
güldüğümüz herhalde görülmeye değerdi!
Yapacak iş olmadığı için 6 kilometrelik dönüş yolunu yürümeye başladık(para
harcamamak için taksiye binmeyip, taksinin ardından yürüyen cimri
İskoç hesabı), bu arada şelalede peşimize takılan güzel tüylü bir
dişi köpek de bizimle geliyordu. Muradiye yönünde, şelaleden gelen
nehir ve kanyonu izleyen asfalt boyunca yürürken ne görelim? Kanyonun
diğer tarafındaki kayalıkların dibinde, iki kilometre kadar uzakta
kocaman, mavi-beyaz bir buz sütunu..Galiba aradığımızı bulmuştuk!
Tek sorun, o içinden gürül gürül su akan kanyonu nasıl aşacağımızdı,
bunu da yol boyunca yürüyerek bulmalıydık.
 |
 |
Peşimizde itimiz, ıssız, karlı dağlarla çevrili bu doğu yolunda
yürüyoruz. Arada yolun sağ ve solundaki evlerden hırlayarak hücum
eden vahşi köpeklerin icabına güzel dişi itimiz baktı- biz de müstakbel
şelalemize giden köprüyü bulduk: Şeytan Köprüsü.. Az sonra, bu ismin
aslında köprünün yanındaki evi koruyan boz renkli, iri ve korkunç
itten geldiğini anladık! Bir-iki köpeklerce parçalanma tehlikesini
daha takiben Muradiye’ye tek parça halinde vardık. İlk işimiz Jandarma
komutanını ziyaret edip şelalenin olduğu bölgenin güvenliğini sormak
oldu. Jandarma komutanı bize çok yardım etti, hatta sabah bizi şelale
yakınına götürecek bir araç bile ayarladılar. Şelalenin adının ‘Yezidi
Şelalesi’ olduğunu da onlar anlattı zaten. Son olarak da, hava kararırken
Muradiye’nin loş sokaklarına çıkıp ertesi gün için çikolata, poşet
çay ve bisküvi aldık.
Sabah erken kalkıp Jandarma Karakolu’na gittik ve aracımıza binip
hareket ettik. Şöföre biraz emrivaki yaparak Şeytan köprüsünü geçirtip,
bu şekilde oradaki korkunç itle de dalaşmamış olduk. Dönüş? O ayrı
mesele, sonra düşünürüz..
Kanyonun diğer tarafında yürümeye başladık, kar derindi ama bir
milim bile batmıyordu.. 25 dakika kadar kanyon boyunca ilerledik
ve sonra şelaleyi içinde gördüğümüz 60-70 metrelik kaya duvarları
olan boğaza yöneldik. Evet, şelale orada ve oldukça da büyük! Yaklaşıyoruz,
yerler bile donmuş, buz pateni sahası mübarek. Yaklaştıkça daha
da nefes kesici ve büyük gözüküyor donmuş su sütunu, yüksekliği
45 metre filan olmalı, Sivri, üstü kesik bir koni şeklinde ve kalınlığı
tabanda 12-15 metre kadar. Sütun, kaya duvarlarının negatif yaptığı
yerde oluşmuş ve üst 20 metresi kırılıp düşmüş. O da olsaydı herhalde
toplam 70 metreye ulaşan bir şelale olurdu bu. Ama bu kadarı bile
inanılmaz, bu bir nimet bizim için, inanmaz gözlerle bakıyoruz üçümüz
de..
Ortam buzluk gibi, hemen polartec, gore-tex, ne varsa donanıyoruz..Plastik
ayakkabılar, eldivenler,emniyet kemeri. Emniyet kemeri?! Tüh, Muradiye’de,
hurcumun içinde kalmış! Neyse, iki kemer var, değişerek kullanacağız
artık..Nereden başlasak? Şelalenin önündeki 8-9 metrelik 65-70 derece
eğimli yüzeyde çift buz aletiyle tırmanarak ısınıyoruz.. Donmuş
şelalenin tepesinden foşur foşur akan su, vurduğu yerden şiddetle
püskürüyor ve ipince bir sprey halinde havada uçuşuyor, ortam –5
derece filan olduğu için de değdiği her yerde- kasklar, giysiler,
buz aletleri, ip üzerinde- ince bir katman halinde donuyor.. Bu
arada zaten yarım yamalak olan güneşimiz kayaların ardına geçiyor
ve gölgede kalıyoruz.
İlk tırmanışın lider olmasına karar veriyoruz ve ben gitmek istiyorum.
Üzerimde, kısa spor tarz ekspreslerim ve buz vidalarım var. 60 metrelik
ipe giriyorum, Efecan emniyet alıyor. Şelalenin en kolay gözüken
ve temiz yerinden lider giriyorum: burada eğim 75 dereceden başlıyor(Water
İce/Wİ 3) ve dikleşiyor, giderek artıp sonunda 85 derecelere
(Wİ 4) varıyor ama buz ‘cauliflower ice/lahana buz’ denilen
türden, yani lahanayı andıran öbekler halinde, araları boşluklu
şekillerde donmuş.Tırmanış gerçekten harika, pek tadamadığımız bir
zevk bu. Buz aletlerim donmuş yüzeye mükemmel şekilde giriyorlar,
ara emniyet olarak ise 4 tane buz vidası atıyorum. Bu ‘lahana buz’da,
aralardaki ufak boşluklar basamak olarak mükemmel işliyor..Tek aletten
asılıp, diğerini elimden bırakarak buz vidası sıkıyorum. Şelalenin
üst kısmına yukarıdan çok fazla su akıyor ve son 10 metrede eğim
biraz azalıp yine 70-75 derecelere iniyor. Ben de yukarı devam etmiyorum,
soğuk suyun altında duş almaya niyetim hiç yok! Son bir vida yerleştirip
inerken, yukarıda suyun aktığı yerden büyücek buz parçaları kopup
büyük gürültüyle düştüler ama neyse ki bana değil de şelalenin arkasına
indiler.. Neden yukarı gitmediğimi merak eden Efecan malzemeleri
kuşanıp yukarı tırmanıyor, bu kez emniyeti ben alıyorum. O da akan
sudan dolayı yukarı ilerlemiyor ve üç vida ile sağlam bir istasyon
kuruyor.. Böylece üstten emniyetli olarak çalışmaya başlıyoruz.
Kürşat ise bol fotoğraf çekiyor.
 |
 |
Lider gittiğim yerin solunda tamamen dik, 90 derece eğimli (Wİ
5) bir rota var, burada uzun süre tırmanıyoruz. Üç kişi gitmenin
avantajı olarak bolca kamera ve foto çalışması yapılıyor. Emniyet
alan kişi, bir süre sonra titrediği için daima kaztüyü ceket giyiyor.
Üzerimizdeki herşey kabuk halinde donmuş durumda..
Sabah hiçbir şey yemediğimizi unutmuşuz, Kürşat ocağı yakıyor ve
çay, meyveli kek ve çikolata ile besleniyoruz. Bunun ardından mesaiye
devam- üstten emniyetle tırmanabildiğimiz kadar dik çıkışlar yapıyoruz
hatta Efecan lider rotasının iyice solundaki negatif ve çürük buzlu
bir etabı zorlarken en az üç kere düşüyor! Akşam olup gölgeler donmuş
kanyonumuzu karartırken artık gitme vakti geldi- vahşi itlerle dolu
soğuk bir dönüş yolu bizi bekliyor..Son bir set buz bouldering’inden
sonra istemeye istemeye eşyalarımızın durduğu kaya dibine indik
ve acele toparlandık.
Yolda giderken dönüp dönüp sevgili şelalemize bakıyorduk. Son olarak
da kanyonu nereden aşsak derdine düşüp, donmuş olduğu bir yerden
korka korka geçtik..
Macera devam ediyordu, yola ulaşmıştık ama bizi saldırgan köpeklerden
koruyacak bir dişi itimiz bile yoktu. Böylece, Muradiye’ye dönmek
için yol kıyısında, acı bir soğukta kırk dakika kadar bekledik.
Neyse ki vicdanlı bir minibüs şöförü bizi aldı.
Hava kararırken başka bir şöförle kıran kırana pazarlık
ettik ve anlaştık..on dakika içinde Doğubeyazıt’a, temiz yatak ve
sıcak duşa doğru yol alıyorduk!
Yorum: Yezidi Şelalesi sadece kışın akan bir dere
yüzünden oluşuyormuş, dolayısıyla her kış orada. Zaten köylüler
de şelalenin her kış oluştuğunu teyid ettiler. Bence hem yerleşime
yakınlığı ve ulaşımının görece kolay olması, hem de sağlam şekilde
donan -devrilme tehlikesi olmayan- sütun şekli dolayısıyla
burası Türkiye için bir buz tırmanış klasiği olmaya aday. Muhtemelen
kış başında oluşan şelale, bahar başına dek tırmanılır durumda oluyor.
Nasıl Gidilir?: Van’dan Muradiye’ye gidin. Muradiye’den
araçla yola çıkıp Doğubeyazıt yönüne sürün, birkaç km. ötede ‘Şeytan
Köprüsü’ tabelasını solda göreceksiniz. 200 metre içerdeki köprüyü
ve oradaki tek evi geçip arabayı terkedin (saldırgan köpeklere dikkat!),
derin kar yüzünden araç sizi daha ileriye götüremez. Yolu terkedip
kuzeye, içinden nehir akan kanyon boyunca ilerleyin. Kayalıkların
burun yaptığı yere gelince, kayaların dibinden ilerleyin, o noktadan
biraz ilerde şelale gözükmektedir.
Muradiye-Doğubeyazıt karayolunda, Doğubeyazıt’a giderken şelalenin
solda, uzakta gözüktüğü noktadan da gidilebilir. Şelale ile karayolunu
ayıran kanyonun içinde akan su donmuşsa, oradan da geçebilirsiniz
ama dikkat! Boğulmayın..
Ne Götürmeli?: Donmuş şelale tırmanışı bazı yönlerden
spor tırmanışa benziyor: kısa ekspresbantlarınız
çok işe yarayacaktır. En az 8-10 buz vidası götürün,
vidaların çelik ve kaliteli modelleri çok daha işlevsel. Özellikle
askıları dingil dingil oynayan modelleri evde bırakın! Kask
mutlaka kullanılmalı çünkü tepeden devamlı olarak birşeyler düşüyor.
Yanınızda bol perlonbant bulundurun. Herhangi tür
bir krampon- rigid, sert modeller tabii ki tercihen-
iş görür ama buz aletleri (kişibaşı iki adet)çok önemli,
normal kazmayı bu iş için kullanmayın. Mümkünse bir çekiç, bir de
kaşık arkalı buz aleti edinin. İp olarak 50-60 m.,
dry, tek ipleri (mümkünse 10-11 mm.) tercih edin. Ortam devamlı
soğuk ve ıslak, dolayısıyla su geçirmez/nefes alır tür giysiler
önemli yer tutuyor. Diğer türlü, çelik zırh gibi buz tabakasıyla
kaplı giysileriniz olabilir! Tırmananlar için pek üşüme sorunu yok
ama yanınızda emniyet alan kişi için kaztüyü ceket
bulundurmak akıllıca olabilir. Eldivenler önemli:
özellikle lider gidilecekse kalın, büyük eldivenler yerine deri
avuçlu hassas tırmanış eldivenlerini tercih edin ama büyük, ısıtıcı
eldivenler de yanınızda bulunsun. Abalakov iniş istasyonu yöntemini
biliyorsanız Abalakov telinizi unutmayın, böylece
değerli buz vidanızı buzda bırakmak veya vidalarımı toplayacağım
diye emniyetsiz geri geri inmek zorunda kalmazsınız..
Dereceleme: Son olarak da, buz ve sert kar derecelerine
bir göz atalım (Jeff Lowe’nin ‘İce World’ adlı eserinden
alınmıştır)..
DERECE (Alpine İce/ Aİ, Water İce/ Wİ veya
Mixed/ M)
1. 50 derece kar veya
35 derece buz
2. 60 derece kar veya
40 derece buz
3. 80 derece kar veya
75 derece buz ( Yosemite 5.0 - 5.7’ye eşit)
4. Dikey kar veya 85 derece buz
( Yosemite 5.8 –5.9’a eşit)
5. Negatif kornişler veya 90
derece buz ( Yosemite 5.10’a eşit)
6. Çok ince veya 90+ derece buz
( Yosemite 5.11’e eşit)
7. 95 derece buz veya negatif
mix etap ( Yosemite 5.12’ye eşit)
|