ANTALYA- GEYİKSİVRİSİ DAĞI KUZEY DUVARI YENİ ROTA ‘KÜÇÜK BÜYÜKDUVAR’ « Tunç Fındık Kişisel Web Sitesi
9 Haziran 2020

ANTALYA- GEYİKSİVRİSİ DAĞI KUZEY DUVARI YENİ ROTA ‘KÜÇÜK BÜYÜKDUVAR’

(Fotoğraflar: Tunç Fındık, Mustafa Nalbant)

Eh, Nepal dağlarındaki donmuş şelale seferimden döneli toplam üç ay olmuştu, ama nasıl bir üç ay! Dünyanın sarsılıp kırıldığı bir üç ay.. Malum pandemi nedeniyle bu üç ayı Antalya’da, Geyikbayırı köyünde geçirdim ve tırmanış antrenmanlarımı aksatmadım. Biraz spor tırmanış, biraz da spor rota hatlarında geleneksel tırmanış yapmak beni kaya duvarlarında tırmanış için canlı ve fit tutmuştu, zaten Nepal’deki donmuş şelale tırmanış seferim sayesinde de kışa iyi şekilde veda etmiştim. Tabii, bu üç ay içinde sadece belli başlı çok az sayıda kişi ile tırmanmıştım (sosyal mesafe ve izolasyon), keza zaten Antalya bu zamanda diğer yerlere görece daha rahattı. Elbette, uzak bir duvarda olası bir kaza olması halinde hastaneleri ve zaten zor durumda olan sağlık sistemini boş yere ve gereksiz şekilde meşgul etmemek için, daha çok risk içeren geleneksel uzun rotalara gitmeyi uygun görmemiştim (üstelik, birçok yerde ‘evde kal’ mesajı verilirken, insanları tersine özendirmek de doğru olmazdı) . Ama şimdi uygun zaman gelmişti, haziran ayı başında hayat ülkemizde biraz olsun normale döner gibiyken, ben de normale döndüm ve bu sefer, 7 haziran 2020 tarihinde sevgili dostum Mustafa Nalbant ‘the kasksız kahraman’ ile beraber, literal olarak arka (tercihe göre, ön de olur) bahçemiz sayılan Geyiksivrisi dağında yeni bir geleneksel kaya tırmanış hattı açtık. Adını ‘Küçük Büyükduvar’ olarak verdiğimiz rotamız 300m uzunlukta, 5 ip boyu tutan ve geneli IV+, VI- derecelerde kaya tırmanış zorluğu veren bir alpin duvardır. Kısaca, ‘Geyikbayırı İdman Yurdu’ GİY yine actionda idiJ

Geyiksivrisi dağıdır Geyikbayırı köyüne sahip olduğu aurayı veren; sözkonusu güzel dağ orada olmasa idi burasının da herhangi bir köyden farkı kalmazdı fikrimce. Bazen evden çıkıp zirvesine olan 1400m irtifa farkını kolay tırmanışla performans (veya sadece Antalya körfezinin ayaklar altında uzanan manzarasını seyretmek) amaçlı, klasik rotadan tırmandığımız, bazen de çürük ve sarp duvarlarında 500 metrelere varan yeni hatlar açtığımız bir dağdır bu. Dağımız, daha önce çok sefer yazmış ve söylemiş olduğum gibi, kuzeye, Geyikbayırı köyüne bakan devasa yüzde iki ayrı parçadan oluşuyor; alt bant olarak tanımladığım, üç ayrı kuleden oluşan aşağı kısım ve üst duvar, yani dağın esas duvarları olan kuzeybatı ve kuzeydoğu duvarları ile, bunları ayıran sarp sırt hattı- kuzey sırtı. Her iki parça da arada ‘orman kolyesi’ olarak bildiğimiz, içinde dağ keçilerinin cirit attığı devasa bir ormanlık teras bölgesi ile ayrıktır. İşte bizim rotamız orman kolyesinin altında kalan alt bantta, orta kulededir.

Rota bulması ve rota anlatması biraz sıkıntılı bir hat bu; duvarın tabanı ve birçok yerinde ağaçlar ve bitki örtüsü var. Ancak, Elmin yaylasında araçların bırakıldığı orman yolundan sonra, çam ormanı içinden rota tabanına, kabaca sol yukarı yöne yan geçerek uzanan belli belirsiz bir keçi patikası izleyerek yarım saat yürüyüş olduğunu söylemem lazım.. Bu sıcak haziran sabahında gölge veren orman içinde el yordamı ile istediğimiz kuleye yaklaşmaya çalıştık ve en sonunda, doğru olduğunu düşündüğümüz yerden kayaya girdik- öyle diyorum çünkü orman nedeniyle biryerleri görmek neredeyse imkansız! Bahsettiğim yer, alt bantın ortasındaki (üst kısımda devam eden kuzey sırtı hizasında bulunan) en belirgin ve geniş, büyük kulenin duvarıdır ve sağ ve solda mahmuzlarla sınırlıdır. Hatta sonra Yılmaz’ın kitabında gördüğüm kadarıyla, rahmetli dostumuz Emrah Özbay’ın E. Tavlayan ile beraber 2003 mayısında bu güzergahta açtığı rota da bu kulenin en sol sırtı yakınından geçmektedir. Bu kulenin alt kısmı aynı yerde, kulenin ortasında birleşen kayalık kulvarlardan oluşur, üst kısmı ise gri, masif, geçit vermez yapıda ‘headwall’ dediğimiz tarzda masif kaya duvarıdır. Ve dediğim gibi, şimdi, saat 10.30 gibi, yarı güneş-yarı gölge bir ortamda rotaya girmek üzereyiz..

1.ip: Sollu dik yükselen bir köşe-rampa-kulvar-baca sistemi.. girişteki dik (ve tabii ki çürük, oynak bloklar içeren) etap, bu ip boyuna IV+ derecesini verdi. Devamında görece kolaylaşan sırtımsı yapı, az ara emniyet ile (birkaç ağaç, bir iki friend) ip boyunun en sonunda varılan omuzcukta güzel, tek ardıç ağaçlı sette sona eriyor, ağaç ve friend istasyonu, IV+ 60m

2.ip: Solda girişi gözüken gölgeli baca- çatlak- kulvar sistemine devam. Ara emniyet sınırlı ve etap dik, çürük kaya parçalarına ve gevşek, tutamak gizleyen toz toprağa karşın sağlam yapıda sayılır tırmanışla (V+) baca-çatlak tırmanılıyor. Son kısmında kolaylaşan ip boyu üstteki ufak, ağaçlı çanağa ulaşıyor (soldaki iri ağaçlarda istasyon kurmak mümkün) V+ 60m

3.ip: Bu noktada, çanaktan bakınca tepede dikilen masif gri ‘headwall’ etabını aşmak için nereye gideceğine doğru karar vermek gerek.. Setin sağındaki kaya tümseğinin üzerinde dik- sağlı yükselen slab yapıdaki su ile aşınmış kaya kulvarı, ip boyu sonuna, yani sağ sırtın ucundaki iri ağacın dar setine varana kadar, giderek dikleşen ama geneli kolay etapla tırmanılıyor, iri ağaçta istasyon, III+ 60m

4.ip: Kilit ip boyu! Masif gri duvarın sağına, önce dik ama kolay sağlı yükselen traversle giriliyor (III+). Ardından boşluklu ama kolay traversle bloklar arasından 6-7m kadar sağa geçiliyor (III+) ve şimdi tepede dik uzanan zor baca-çatlak tırmanılıyor (ara emniyet fena değil ama sınırlı, dışa atan etap, sağlam kaya, VI-). Devamındaki çürük taşlarla bezeli, nereyi tutup neye bastığınıza azami özen göstermeniz gereken baca-çatlağın bitimine dek, sınırlı emniyetle tırmanılıyor (VI-) ve sağdaki sığ sete geçiş için 5-6m yan geçiliyor; sığ, daracık sette istasyon, VI- 60m

5.ip: Bu son ip boyu önce hafif sağlı ve sonrasında tamamen dik doğrultuda, önceleri bazen yosunlu kaya yüzeyi (IV+) içeren kulvarımsı yapı, sonra baca-çatlak-köşe sistemi ile ilerliyor. Çürüklüğe dikkat! Bu ilk kısımda iri bir taş bloğunu kazara kopartmayı başardım, neyse ki şans eseri bana, partnere veya ipe gelmedi.. Velhasıl, son kısmında hala dik olan ancak oldukça kolaylaşan etapla (III+) tepedeki geniş, ağaçlı terasa çıkıyor ve rota bitiyor.. İri çam ağacında istasyon, IV+ 60m

Bu noktadan ortalama 20 dakika trekle, maksimum 50-60m kadar irtifa alımıyla, sağlı yükselişle klasik rotanın patikasına bağlanılıyor ve toplam 1 saat sonra Elmin yaylasına iniliyor, klasik rotanın son kayalık kısmında III ve II derece serbest geçişler var.. ıslaklık varsa çok dikkat!

Yorum olarak; bu dağa has, çatlağı az türdeki farklı bir kireçtaşı türü, emniyet imkanını bazen sınırlı kılıyor, ama yine de çatlak yapısı friend ve stopper takoz ve tıkaçları için çoklukla uygun. Tabii ağaçlar çok kullanışlı ara emniyet ve istasyon noktası sağlıyor, bol uzun perlonbant götürmek şart.. Çürüklük her etapta var ve beklenmedik taşlar, bloklar hareketli olabiliyor, azami dikkat! Tırmanışın geneli zor olmasa da, çürükler arasından sağlamları bulup basmak, uzun ve garip, amorf, uzanmalı hamleler yapmak farklı bir tırmanış tarzı adeta, bildik kaya tırmanışı gibi asla değil.. Rota bulma sıkıntısı var; bu raporu okuyup bu rotaya giden biri aynı rotayı bulup çıkamayabilirJ, gerçi çok yere taş babalar yaptık ama.. Yine de, alpin ortamda, manzaralı, güzel etaplar veren, iyi dostla dağlarda iyi bir gün geçirten bir rota oldu ‘Küçük Büyükduvar’.

Malzeme olarak, 60m ve çift ip kullanmanızı tavsiye ederim; uygun istasyon noktaları her yerde yok, 60 metrelik ip ancak ucu ucuna yetişiyor setlere. Bol friend tıkacı (her boydan 2 adet) ve ufak set stopper seti yeterli. 5 sikke ve çekiç taşıdık ancak kullanmaya hiç gerek olmadı, diğer malzemeler yeterince yeterli idi. Tabii bol miktarda uzun perlonbant (en az 10 adet 60cm, 2 adet 120cm ve bir de 180cm gibi) mutlaka kullanılıyor. Bizim adam bu tırmanışta giymedi ama kask kullanmak şartJ, kafamı çok sefer garip kaya çıkıntıları ve ağaç dallarına vurdum, kask olmasaydı kötüydüJ. Tırmanış süremiz toplam nereyse 5 saat kadardı; 30 dakika tabana yaklaşım, 3 saat tırmanış ve 1 saat da iniş. Rota kuzey bakışlı olduğu için yaz başında yarı gölge-yarı güneştedir, asla tam güneş ve sıcak olmasa da, yeterli su taşımanızı öneririm..

İşte böyle, benim için covid dönemi sonrası ilk uzun tırmanış ve yeni kaya rotası bu oldu, darısı nicelerine! Son 8000 metrelik zirvem olacak olan Pakistan’daki 8125 metrelik Nanga Parbat belki bu sonbahar, belki de seneye olacak, çünkü hala uluslararası seyahat ve sınırlar, karantina halleri gevşemiş değil ve işler belirsiz gözüküyor.. Yaz bu şekilde, Türkiye ve çevre bölgesinde tırmanışlarla geçecek gibi gözükmekte.

Yeni kaya ve buz etaplarında buluşmak, tırmanmak üzere, sağlıklı günler dilerim!

Bu yazı yorumlara kapalı.