POSTER PROMOSYON!
10 ADET POSTER 50 TL
Detay için tıklayınız lütfen!
Posted on June 30th, 2009 by cem
Filed under: Haberler | Comments Off
Detay için tıklayınız lütfen!
Posted on June 30th, 2009 by cem
Filed under: Haberler | Comments Off
K2 (8611 m.) 2009 Â TIRMANIÅžI Â SPONSORLARI:
Yeryüzündeki en yüksek ikinci zirve olan K2 Dağı tırmanışı için 9 haziran 2009 tarihinde Pakistan’ın baÅŸkenti İslamabad’a gidiyorum. Böylece 14 x 8000 projem dahilinde, yedinci sefer 8000 metrelik bir daÄŸa yola çıkıyor olacağım!
Ana kampa yaklaşım uzun ve zahmetli: İslamabad’dan minibüs veya uçakla Kuzey Pakistan’daki Skardu kasabasına, oradan 100 kilometre kadar  arazi aracı yolculuÄŸu ile Askole köyüne, oradan da Jhola- Paiju- Urdokas- Goro- Concordia rotası ile K2 Ana Kampına varacağız. Rotamız ünlü Baltoro buzulu (63 km.’lik uzunluÄŸu ile Dünyanın en uzun buzullarından biri), Concordia buzul platosu  ve Godwin-Austen buzulu üzerinden olacak, toplam yürüyüş 120 km. kadar uzunlukta ve yaklaşık 8-9 gün sürüyor.
Tırmanış rotamız, K2′nin Pakistan tarafında, güneybatı yüzündeki ‘Cesen Rotası’ olacak. Bu rota, ‘Abruzzi Sırtı’ olarak bilinen klasik rotaya göre biraz daha dik ve teknik, ancak çığ tehlikesi açısından çok daha güvenli; bugüne kadar 14-18 kere çıkıldığı biliniyor. ‘Cesen Rotası’, kötü kar koÅŸulları nedeniyle tırmanışa uygun olmadığı takdirde klasik ‘Abruzzi Sırtı Rotası’nı kullanacağız (bilindiÄŸi gibi, bu rota 1954 yılında İtalyanların ilk tırmanışı yaptığı güzergahtır ve zorluÄŸu III+ kaya, 50 derece buzdur). 5130 metre yükseklikteki K2 ana kampından zirveye irtifa farkı 3500 m. civarında ve rotada ortalama zorluk 75 derece buz ve V derece kayadan oluÅŸuyor. Her koÅŸulda, 7720 metreden sonra ‘The Shoulder’ (Omuz) ve ‘Bottleneck’ gibi ünlü arazi niteliklerini kullanarak zirveye giden sırta çıkmamız gerekecek. DaÄŸda, ana kampın ötesinde üç yüksek kamp kullanılacak.
 K2 tırmanışım toplamda iki ay sürecek; ağustos ayı ortasında yurda dönmeyi planlıyorum.
Tırmanışın esas sponsoru, TEKNO KAUÇUK SANAYİİ A.Åž. ve GARANTİ BANKASI oldu.Â
GÜNEY YILDIZI PETROLCULUK A.Ş. ve ALADDİN MİDDLE EAST PETROLCULUK, değerli destekleri ile K2 dağı tırmanışında benimle.
Bu tırmanış için, THE NORTH FACE her zamanki gibi yanımda ve ardımda.
K2 tırmanışımda HÜRRİYET GAZETESİ de benimle beraber zirveye gelecek!Â
CNN TÜRK yine çok değerli basın desteği ile benimle beraber; tırmanış haberlerini sağ yandaki CNN TÜRK linkinden Türkçe olarak, ve Amerikan www.everestnews.com sitesinden İngilizce olarak izleyebileceksiniz.
Tabii ki bu haberleri ulaştırmamı sağlayan THURAYA UYDU İLETİŞİM sponsorlarım arasında.
Sporcu ve beslenme destek ürünleri ile, SOLGAR da yine daimi sponsorlarımın arasında yer alıyor.
Ve tabii ki, kaliteli UVEX gözlükleri ve içten destekleriyle yanımda olan KAR SPOR’a teÅŸekkürler.Â
Son olarak, stratejik planlamanın yanısıra, her konudaki derin desteklerinden ötürü İŞDESTEK‘e de teÅŸekkür ediyorum!
Posted on May 23rd, 2009 by tunc
Filed under: Haberler | Comments Off
Güzel Nepal’den herkese Namaste (Nepalce selam)!
7 Mayıs günü itibariyle Katmandu’ya, 1300 metreye, yaÅŸanır seviyelere geri indim:-)
Bildiğiniz gibi 22 mart 2009 tarihinden beri, Himalayalarda bulunan ve 8167 metrelik irtifasıyla ile yeryüzündeki en yüksek 7. dağ olan Dhaulagiri tırmanışı icin Nepalde idim.
23 Mart günü, bu  tırmanışı beraber yapacağım  arkadaşım Dawa Sherpa ile, Katmandu’nun akut sorunlarından olan  elektrik kesintisi içinde doÄŸum günümü kutladım. 27 Martta, sadece ana kamp hizmetlerini paylaÅŸtığım  9 Polonyalı kurtarmacı, Iranlı dostum Mehdi Etemad Far ve Dawa Sherpa ile beraber Batı Nepal’deki Pokhara ÅŸehri  yönünde yola çıktık. On küsür saatlik dolambaçlı bir minibüs yolculuÄŸu ile, yürümeye baÅŸlayacağımız Beni kasabasına (830 m.) ulaÅŸtik. Buradan sonra Babiyachaur (950 m.), Darbang (1180 m.), Naumane (1300 m.), Jugapani (1450 m.), Bolgara (2080 m.), Dobang (2520 m.), Sallageri (3100 m.), Italian Base Camp (3660 m.), rotasını izleyerek, Myagdi Khola nehri boyunca derin bir vadide yükselmeye devam ettik. Toplam 70 kilometreye varan bu yürüyüş ile Dhaulagiri’nin kuzeyinden dolaÅŸarak, Chonnbardan buzulu üzerinden Dhaulagiri’nin 4750 metredeki ana kampına vardık. DaÄŸa yaklaşım yürüyüşü toplamda 8  gün sürdü ve son derece zorlu bir trek niteliÄŸinde idi. Genel olarak çok derin ve ormanlık bir kanyonun taban ve yamaçlarından çok iniÅŸli çıkışlı, arada gerçekten çok dik etaplar geçilmesini gerektiren ama zevkli ve güzel manzaralar sunan, vahÅŸi bir rota. Bazı gün ve gecelerde ciddi yağışlar oldu, bunun sonucunda bir tür ‘hamal isyanı’ oluÅŸtu ve 89 hamalımızdan sadece 13′ü bizimle  kalıp tüm eÅŸyalarımızı ana kampa taşıdılar. Neyse, en nihayet ana kampa varabildik! İki Çek daÄŸcı arkadaşımız, David Fotjik ve Pavla Pilchova’nın da katılması ile ekip tamamlandı.Â
Dhaulagiri çığ ve buzul çatlakları açısından, en azından 1. kampa kadar gayet riskli bir daÄŸ. Biz ulaÅŸtığımızda orada halihazirda  tırmanıyor olan Polonya ekibinden Pietr Morawski, 35 metrelik gizli bir buzul çatlaÄŸina düşerek hayatını kaybetti. Bu daÄŸ üzerinde hızlı hareket etmek ve 1. kampa kadar rota üzerinde hiç beklememek  hayati önem taşıyordu. Bunu gözönüne alarak, partnerim Dawa ile beraber daÄŸda zirve dahil 3 sefer yaptık ve yükseklikte (ana kampın üzerinde) sadece 6 gün geçirdik:Â
İlk seferde Chonnbardan buzulunun oluşturduğu boğazdan, 1. kampa tırmanıp kamp kurduk (5800 m.),  orada yattık ve ertesi gün bir buzul omzunu tırmanarak 2. kampa çıkıp (6400 m.), aynı gün ana kampa indik.
İkinci seferde 1. kampa tırmanıp yattık, 2. kampa tırmanıp (bu sefer çığ tehlikesi nedeniyle kampı daha yüksekte, 6700 metrede kurarak) yattık, yükseğe uyum sürecimizi tamamladık ve dinlenmek üzere ana kampa indik.
Üçüncü ve son sefer zirve için oldu. Ana kamptan aynı gün doğrudan 2. kampa (6700 m.) tırmandık ve ertesi günü, geçici olan 3. kampı, 400 metrelik, 55-60 derece eğimli bir kara- mavi buz duvarını tırmanarak 7265 metrede kurduk. Bu kampı zirveden önce ve sonra iki gece kullandık.
Havanın tırmanışa uygun olacağını arkadaşımız Jamie Mc Guiness’in hava raporlarından bildiÄŸimiz 1 mayıs 2009 gecesi saat 02.00 gibi şiddetli  rüzgar altında yola çıktık. Dhaulagiri’nin kuzeydoÄŸu sırtında 200 metre yükseklikte, 55-60 derece eÄŸimli kapkara bir buz duvarını karanlıkta tırmanarak baÅŸladık. Ekip ben, Çek daÄŸcı David Fotzik, Iranlı daÄŸcı Mehdi Etemad Far, partnerim Dawa Sherpa, 8 Koreli daÄŸcı ve Sherpadan oluÅŸuyordu. Koreliler sadece sabit hat olunca ve çok yavaÅŸ tırmanıyorlardı. GündoÄŸumunu takiben kayalık, setli etaplar ve sert buz, ardından derin kar dolu kulvarlar tırmanıp zirve buz yamacına ulaÅŸtık. Öğlen saat 12 civarında 7900 metrelere ulaÅŸmıştık; David, ben ve Koreli Kim sırayla iz açıyorduk. Ancak hava bu daÄŸda 12′den sonra bulut topluyor ve fırtına geliyor. Biraz geç kalmıştık, rota tahminimizden çok uzundu. Zirve sırtına çıkış icin, 8000 metre civarında saÄŸa doÄŸru 45-50 derece eÄŸimde uzun bir yükselen buz traversi yaptık, bu noktada serbest buz tırmanararak ilerliyorduk, ip filan yoktu tabi ki. Hata yapmamak gereken, cam gibi buzlu, azami dikkat isteyen  bir zemin vardı önümüzde.
Zirve buz kulvarının tabanına ulaÅŸtığımda (saat 14.20 civarı) artık bembeyaz tipi içindeydim- geri dönüş için önceden pusula açısı almayı akıl etmiÅŸtim. Isı sıfır derecenin çok altındaydı, sert bir rüzgar baÅŸlamış ve görüş ÅŸartları  birkaç yüz metreye düşmüştü bile. Ama zirve yakındı ve David çoktan zirvedeydi, ben de buz kulvarını sebatla serbest çıktım (’inemeyeceÄŸim hiçbir yeri serbest çıkmam’ prensibimi fazla ihmal etmeden!). Bu 8150 metrelere uzanan etap yorucu ve galiba da yavaÅŸ oldu, ama sonunda dikleÅŸen, 60 derece eÄŸimi aÅŸan  buz kulvarını bitirip, dağın kuru, rüzgarla kavrulmuÅŸ ve yatık kaya sırtına vardım. 8160 metreler ve zirve sırtı.. Hemen orada, yerde X biciminde yatan kramponlu bir cesedin yanından, sola biraz yükselerek yürüyüşle zirve.. Ve fırtına! Zirve sırtında inanılmaz elektrik vardı- hayatımda ilk sefer sırt ve omzumda sızıldayan bir elektrik hissettim! Dhaulagiri’nin zirvesi, evet, Dünyanın en yüksek 7. noktası, 8167 metre, ama her an beni kül edecek bir yıldırım çakabilirdi, derhal bir iki resim çektim ve koÅŸar adım kulvardan geri iniÅŸ- daha doÄŸrusu kaçış! Seremoniye, törene yer yok, acele etmek gerek, yerdeki ceset bu nedenle mi burada acaba?? Bu sefer zirve keyfi filan yok..
Pis, aÄŸzı yüzü buzlatan bir tipi içinde, kulvarı krampon- buz aleti geri geri tırmandım. 90 metre kadar aÅŸağıda, Mehdi müthiÅŸ bir yorgunluk içinde bana bakıyordu. Kulvarın tabanındaki kaya adasının kıyısında bir hayalet misali oturmustu, iki kelime ettik- ‘geri dön, hava kötü’ dedim ama yukarı gidecekti kesin, onun bu daÄŸa ikinci seferiydi ve zirveye çıkmayı çok istediÄŸini biliyordum. Sonradan, arkamdan gelen David, sert mavi  buzda kayıp takla atarak düştüğünü görmüş. Yorgunluktan olmalı..
23 derece geri açı ile pusulamı kullanarak 8000 metrede, buz alanında, kör tipide sabırla beni bekleyen Dawa’yı buldum ve iniÅŸe beraber devam ettik. Ağız yüz buz kaplı, rüzgar ile sarsılarak, derin birikmiÅŸ karda iz açarak, gece saat 19.40 gibi 7265 metredeki 3. kampa geri inmiÅŸtik, dik zeminde birçok ip iniÅŸi ile. Neyse ki, 7600 metrelere inince tipi bitti ve hoÅŸ bir ayışığı daÄŸları kucakladı- ama gece yine de zifiri karanlıktı ve fena halde soÄŸuktu. Geceyi 3. kampta  tek tuluma sığışarak ve  sefilce dinlenerek geçirdik.
2 Mayis günü hava çok durgundu ve güneÅŸ o5.30 gibi kampımızı sardı.  Kampı topladık, buzda ip iniÅŸleriyle 2. ve 1. kampları da toplayarak ana kampa, öğleden sonranın ıslak tipisi altında vardık. Buzula varıp tüm tehlikeleri geride bırakınca Dhaulagiri’nin ilk Türk tırmanışını yaptığımı anımsayabildim! Kayakla bizden birkaç saat önce ana kampa varan David ellerini hafifçe, ayaklarını ciddi ÅŸekilde dondurmuÅŸtu (frozbit- maalesef ayak parmaklarını kaybetti) , bu nedenle onu iki gün sonra helikopterle tahliye ederek erkenden Katmandu’ya yolladık.
Sonuçta, bu sefer sadece David, ben ve birkaç Koreli (birisi Kim Hong Bin olmak uzere) zirveye çikabildik: Polonyalı kurtarma ekibi tırmanışı başaramadı. Korelilerden birisi, zorunlu olarak geceyi zirve civarında geçirince  ellerini dondurarak kaybetti. Dediğim gibi, İranlı dostumuz Mehdi, maalesef zirve kulvarından düşerek hayatını kaybetti.
Ana kampı paylaştığımız Hint Ordusu ekspedisyonu ve Alman DAV ekibi de bize çok sıcak ve iyi davrandılar. 8 Mayıs gunu Hint Ordusu ekibinden 6 kişinin zirveye vardığını ve sağ salim indiğini sevinçle  öğrendim
Alman ekibi ise 16 mayıs’tan sonra zirveye baÅŸarıyla ulaÅŸtı.
Ana Kampta, yarım metre kar yağışı olan iki günlük dinlenmenin ardından, 5 mayıs günü 30 kilometrelik bir kar treki ile, 5350 metrelik French Col ve 5200 metrelik Dhampus Col geçitlerini tırmanıp, Kali Gandaki nehrinin aktığı vadiye, elmasıyla ünlü Marpha’ya, 2750 metreye indik. Çok yorucu oldu, 1 günde 3 günlük yolu geçerek medeniyete geri kavuÅŸtuk. Sonra, Tibet’e yakın Mustang bölgesinin büyük kasabalarından olan Jomosom’dan uçaÄŸa binerek once Pokhara’ya, sonra da Katmandu’ya indik. Katmandu  çok sıcaktı, ne de olsa yükseklik 1000 metrelerdi, hava tropik ılıklıktaydı!
TEŞEKKÜRLER!
*Bu tırmanışın haberlerini yayınlayan ve 14 x 8000 projeme destek veren CNN TÜRK’e,
*Kaliteli ürünleri ve manevi desteği ile bana daima cesaret vererek ardımda duran ve benim açımdan bir sponsordan çok öte olan  THE NORTH FACE / VF EGE fırmasına,
*Bu tırmanışta ulaşım sponsorum olan GULF AIR firmasına,
*Bana daima sporcu beslenmesine yönelik ürün desteği veren SOLGAR firmasına,
*İletişim desteği sağlayan THURAYA uydu iletişim firmasına,
* Sonsuz destekleriyle ardımda olan ve üyesi olduÄŸum ZİRVE DAÄžCILIK’a,
* Stratejik ve taktik yardımlarından ve çabalarından  dolayı İŞDESTEK‘e,
 …… çok teÅŸekkür ediyorum……
*Destek olan, gönül veren, düşünen , enerji gönderen ve dostluğunu sunan  herkese borcum sonsuz, eksik olmayın!
13 Mayıs tarihinde Türkiye’ye geldim. Sırada Pakistan- K2 tırmanışı  icin hazırlık ve toplanmak var, 10 haziranda Pakistan’ın baskenti İslamabad’da ekiple buluÅŸunca macera tekrar baÅŸlayacak… Kaldı 10 adet 8000 metrelik daÄŸ
Posted on May 7th, 2009 by tunc
Filed under: Haberler | Comments Off
Â
 Dhaulagiri-8167 m. (dünyanın en yüksek 7. zirvesi), NEPAL, BAHAR 2009
14×8000 projesi BASIN SPONSORU
HİZMET VE ÜRÜN SPONSORLARI
14 x 8000 projem dahilinde, bu seneki yüksek dağ tırmanışlarım nihayet belli oldu. 2009 yılı baharında Nepal- Himalaya Dağlarına, Dhaulagiri (8167 m.) dağına gidiyorum. Bana inanan, yardımcı olan, arkamda duran, destek olan herkese sonsuz teşekkürler ederim!
14 x 8000 projesinin tümü  için CNN TÜRK basın sponsoru oldu. Dhaulagiri tırmanışını bu siteden takip edebileceksiniz (yandaki CNN TÜRK linkinden girebilirsiniz).
Dhaulagiri yeryüzünün en yüksek yedinci  dağı. 22 mart 2009′da Nepal’e, Kathmandu’ya yola çıkıp, 20 mayıs 2009 tarihinde Türkiye’ye döneceÄŸim.Â
Dhaulagiri tırmanışı için ürün ve hizmet sponsorlarım aşağıdaki gibidir.
 Zaten partnerim olan The North Face, dünyadaki en kaliteli outdoor-tırmanış giysileri ve çadırlarını veriyor. Â
Solgar, Omnium ve VM 2000 gibi doÄŸal vitamin - mineral- kompakt beslenme  kombinasyonları, Balık yağı ve mineral hapları, ve MET-Rx serisi yüksek performanslı sporcu beslenme ürünleri olan L- Glutamin, power bar, karbonhidrat ve proteinli spor içeceÄŸi gibi ürünlerle ürün sponsorum durumunda.Â
Gulf Air , İstanbul’dan Nepal- Katmandu’ya  seyahat sponsorum oldu.
Thuraya Uydu Haberleşme A.Ş. , Dhaulagiri Dağı  ve yazın yapılacak tırmanışlar için  iletişim sponsoru oldu.
İşdestek firması stratejik planlama ve sponsorluk danışmanlığı ile destek vermiştir.
Kar Spor, UVEX gözlükleri ile malzeme desteği vermiştir.
Dhaulagiri ana kampı rotası, Batı Nepal’de, Pokhara civarından baÅŸlayan yeÅŸil, hoÅŸ bir yürüyüş mekanı ve ana kampa kadar ortalama 6- 8  gün kadar yürüyüş var. Dhaulagiri tırmanışının 1.5 ay kadar sürmesini bekliyorum, rotamız dağın kuzeydoÄŸu yamacı ve sırtında, normalde 5700 m, 6900 m. ve 7500 m.’de üç yüksek kampla olacak. Bu tırmanışta oksijen tüpü kullanmayacağım. Baruntse 2008  tırmanışında beraber olduÄŸum Everest traversi rekortmeni dostum Dawa Sherpa da bana bu tırmanışta eÅŸlik edecek.
Posted on February 13th, 2009 by tunc
Filed under: Haberler | Comments Off
Bir süredir üzerinde uğraştığım KIŞ DAĞCILIĞI- TEKNİKLER ve TAKTİKLER adlı kitabımı nihayet bitirdim, umarım ki yakında (tam ne zaman bilemiyorum) AKUT yayınlarından piyasaya çıkacak. Bu kitap, genel olarak kampçılığı bilen, düğüm atmayı ve kaya tırmanışı konusunda bilgili dağcılara hitab ediyor. 14 bölüm, siyah-beyaz resimler ve çizimler içeren, 235 sayfadan oluşan kitabın içindekiler aşağıdaki gibidir:
1. bölüm Kış dağcılığında arazide yaşam ve kampçılık
2. bölüm Kış dağcılığında malzeme
3. bölüm Karlı arazide ilerleme ve kar tırmanış teknikleri
4. bölüm Buz tırmanışı
5. bölüm Miks tırmanış
6. bölüm Kış dağcılığında arazi nitelikleri
7. bölüm Bivaklı tırmanışlar
8. bölüm Kış Barınakları
9. bölüm Kış dağcılığında sıvı alımı ve beslenme,
10. bölüm Yürüyüş sopası, hedik, tur kayağı ve kızak kullanımı
11. bölüm Kış dağcılığında antrenman
12. bölüm Kış dağcılığına has sağlık sorunları
13. bölüm Çığ tehlikesi
14. bölüm Örnek kış tırmanışları
Posted on February 10th, 2009 by tunc
Filed under: Haberler | Comments Off
Bu hafta tırmanış arkadaşım Gökhan Åžifan ile beraber AladaÄŸlar’da kısa bir tırmanış gezisine uzuuuun bir alpin tırmanış sığdırdık. Biraz da, önceki günlerde dengesizce yaÄŸan karın iyi olmadığı düşüncesiyle temkinlice hareket ederek Emli tarafında, aklımın bir köşesinde durup duran bir kış tırmanışını gerçekleÅŸtirdik: Yedigöl platosunun sınırındaki 3584 metrelik Oksar Tepe Güney yüzü. Hani derler ya, yaÄŸmurlu bir güne sakla, iÅŸte öyle. Bu rotaya rahmetli dostum KürÅŸat Avcı ile 2002 yılında kışın girmiÅŸ, koÅŸullar çok uygun olmadığı için üst kısmına devam etmemiÅŸtik. Darısı bu sefereymiÅŸ.
Emli vadisi Kocadölek’ten (2050 m.) günübirlik yaptığımız bu tırmanışın tabandan yüksekliÄŸi 1500 m. kadar, genel alpin zorluÄŸu PD civarı çünkü rota çok uzun ve birçok yerde hızlı hızlı serbest tırmanmayı gerektiriyor. Rotadaki kaya zorluÄŸu genelde II ve III+, tek step belki IV- (?), kar eÄŸimi ise 25-40 derece. Özellikle bu geniÅŸ ve yüksek yüzeyin içine girince yol bulmak görece karmaşık ve iniÅŸ de uzun; derin kar olduÄŸunda son derece tehlikeli ve uzak sayılır. Zannederim böylece Oksar Tepe’nin de ilk kış tırmanışını yapmış olduk. Ne de olsa kıyıda kalmış yalnız ve pek de umursanmayan, bilinmeyen bir daÄŸ. Rota kamp yerinin hemen kuzeyinde- yani yaklaşım diye birÅŸey yok, doÄŸrudan yükseliÅŸ baÅŸlıyor!
Tipik bir kış AladaÄŸlar gezisi; Sevgili Salim Abi’nin evinde bir gece uyku, soba başında yenen ÅŸahane köy yemekleri ve bol demli  çay, ardından da sabah erkenden traktörle Emli’ye hareket. Traktörde soÄŸuktan uyuÅŸan ayaklar, yüze vuran buzlu hava, gürültüden sağır olan kulaklar. Ormanın güzelim çam kokusu, asalak ökseotu yüzünden ölen aÄŸaçların muhabbeti, sessiz ve karlı bir vadi. Kamp yerimiz AkÅŸampınarı- Kocadölek, Hacettepe’nin kış eÄŸitim kampının ÅŸamatası günümüzü ÅŸenlendiriyor. Sakin bir gece geliyor ardından- soÄŸuk ve durgun. Çorba, patlıcan kızartmalı makarna ve bol çay akÅŸam yemeÄŸimiz.
Gece kapkaranlıkta uyandık ve hazırız ama o da ne? Rotada tırmanış derhal baÅŸlıyor- gün ışığı gerek, kayayı ve rotayı görmemiz lazım… bekliyoruz, ilk ışık solukça geliyor ve… 21 ocak 2009 sabahı, saat 06.30 gibi, günün ilk ışıklarıyla yüze giriverdik. Önce çarÅŸaklı zemin, sonra giderek dikleÅŸen ama asla zorlaÅŸmayan setli kayalardan (II, III+ derece) tırmanarak rotaya girdik, bu kısım adeta kupkuru.. otlu ve boÅŸluklu kayalık etaplar, arada köşelere sıkışmış sert kar. Oksar’ın Güney yamacının alt 400-500 metrelik kısmı kayalık etaplardan, yukarıdaki gerisi ise sırta kadar uzanan karlı kulvarlardan oluÅŸuyor. Rota, dediÄŸim gibi biraz karışık (özellikle de ilk kısımlarda) ve bana Demirkazık Batı Yüzü’nün yapısını anımsatttı gerçekten de, ama genelde birçok yerde daha dik.. Velhasıl rotanın daha çok kaya kulelerince kesilmiÅŸ kar kulvarlarından üst kısmına geçiÅŸte dik ve emniyetsiz bir bacayı sololadık (IV derece gibi), tutamaklı ama ayaksız, suyla aşınmış gri bir baca.. sabah aksiyonu!
Yukarıdaki kulvarlarda sert, buzlamış karda krampon kazma kuşanıp kayalık kuleler arasında uzuuuun bir kulvarı çıktık. Bu arada bolca taş düşüyordu, zannederim buna sebep yukarıdan bizi seyreden dağ keçileri idi. Kar- buzun eğimi asla 45 dereceyi aşmadı, ipi çıkartmaya gerek kalmadan yan geçişler ile dağın batıya uzanan sırtına çıktık. Sırt bazı yerlerde dikleşen ama asla ekstrem olmayan yapıdaydı. Zirvenin hemen altından dolaşıp esas zirveye kadar sırtlardan yürüyüşe bağladık ama gerek yaprak kıpırdamayacak kadar sakin havanın sıcağı, gerekse hızlı yükselmekten yorulduk doğrusu.
Yükseldikçe açılan manzara muhteÅŸemdi, yine güzelim AladaÄŸlarımızın tüm güneyi ayaklar altındaydı. Saat 14! Böylece, Yedigöl’ün karlı, soÄŸuk platosunu seyredecek konuma geldik; Oksar’ın 3548 metrelik zirvesi tam Yedigöl platosu sınırında, biraz geride ve aÅŸağıdan gözükmüyor..
İniÅŸ beklediÄŸim kadar korkutucu oldu. Önceki günlerin poyrazının batıdan süpürüp doÄŸu yamaçlara yığdığı derin, tabakalı karı yararak, hep de çığdan korkarak Gürtepe batı vadisine indik- bazı yerlerde bele kadar batarak ve üzerimizden düşüp bize varmadan duran düşen bir çığı kalbimiz atarak seyrederek! Giderek ıslaklaÅŸan ve bataklaÅŸan karda ümitsizce çırpınışlar.. Islak ve derin karla kaplı Valikonağı- SulaÄŸankeler’den aÅŸağı, Sıyırma vadisine ulaÅŸtığımızda dizler yorulmuÅŸ, bedenlerimizde sıvı kalmamıştı.  Neyse ki toplam 10 saat gibi bir sürede, akÅŸamın buzlayan gölgesinde Kocadölek’e vardık. Kahve ve güzel yemekler, betonlaÅŸan bacaklara biraz esneme,  ılık uyku tulumu ve derin uyku bizi beklerdi..
Bu, 2009′un benim için yılın ilk  AladaÄŸ kış oldu, umarım ardından baÅŸka saÄŸlıklı ve neÅŸeli tırmanışlar bizi bekliyor!
Posted on January 23rd, 2009 by tunc
Filed under: Haberler | Comments Off
Bu hafta ufak bir ekip olarak Adapazarı- Geyve’deki tırmanış bölgesindeydik: ben, DoÄŸan Palut ve Murat Kandi.  11 ocak günü kar yağışlı bir İstanbul sabahından gri, soÄŸuk bir Geyve tırmanış gününe ulaÅŸtık, kafamızdaki soru iÅŸaretlerine karşın kayalar açık, yerde kar yok gibiydi. Sıfır derecede kar yaÄŸan havada, elleri dondurarak  ıslak kayalarda tırmanış.. doÄŸrusu o an için çok da keyifli olmadı! Ama en azından günü kurtarmış, tırmanabilmiÅŸtik- bir termos kahvenin de bize yardımıyla. Gecenin bir kısmını, -4 derecede ateÅŸ başında muhabbetle geçirdik! İlginç bir detay olarak, Geyve’deki kayalıkların adının ‘Kocakayalar’ olduÄŸunu da orada denk geldiÄŸimiz 77 yaşındaki bir çobandan öğrendik. Ertesi gün, 12 ocak günü, gerçekten ÅŸahane bir tırmanış günüydü; apaçık rüzgarsız günde, güneye bakan kayalar sıcacıktı, ıslaklık kurumuÅŸtu. Dünün aksine, hava tişörtle tırmanılacak kadar durgun ve sıcaktı. DoÄŸan ve Murat yeni açtıkları boltlu rotalarla uÄŸraşırken, ben de bazı rotaları tırmandım; on-sight’lar beni bekliyordu:-) Sonuç olarak, bölgedeki toplam 20 kadar boltlu rota arasında yerlerini alan yeni boltlu rotalar oluÅŸtu. DoÄŸan kızıl bir akıntıda yanyana açtığı üç adet zor rotayı düşmeden tırmandı (Billy İdol VIII, Atletico Bilbao VIII+ ve ? IX-), Murat ise yine gayet zor olan bir boltlu rotayı yapmaya devam etti.  Böylece 2009 yılının ilk Geyve tırmanışını yapmış olduk. �
Posted on January 15th, 2009 by tunc
Filed under: Haberler | Comments Off
Geçmiş bayramınız kutlu olsun. Her bayram gibi, yine bir tırmanış bayramı oldu bu.
2008 aralık ayının Türkiye genelinde soÄŸuk olan kış başında, arkadaşım Efecan Aytemiz ile Antalya’nın ılık ikliminde kaya tırmanmaya gittik. Hedefimiz SivridaÄŸ’ın doÄŸu yüzünde geleneksel rotalar çıkmaktı. 6 aralık günü uzunca bir yolculuÄŸu takiben, akÅŸam hava kararırken  duvarımızı seyrederek kamp kurduk. 450 metredeki kamp yeri gerçekten mükemmel; çamlar arasında, sakin ve Antalya körfezini gören bir mekan- tek eksik su olmaması.. Bunu da 15 dakika aÅŸağıdaki kaynaktan taşıyarak halletmemiz gerekti.
7 aralık 2008 tarihinde bir ilk çıkış yaptık: ‘Kırık Ekran’ (3 ip boyu geleneksel rota, 180 m. kadar uzunlukta ve IV+, VI+ dereceler). GiriÅŸinde, rotaya adını veren kırık cam görüntüsü veren hoÅŸ bir slab ile, saÄŸlam kayada dik etaplar tırmandık.Â
8 aralık günü hava biraz yağışlı olacak gibiydi ve biraz da hızlı bitirip, yağış olursa çabucak kaçabileceÄŸimiz boltlu, çok ip boylu birrotaya girdik. ‘İkiz Akıntı’, Antalyalı daÄŸcı arkadaşımız Yılmaz Sevgül’ün 2000 yılı civarında boltladığı 3 ip boyluk, 135 m. kadar uzunlukta, geneli VI- /VII, kilit ip boyu ise VIII derece olan bir rota. Neyse ki yağış bize dokunmadan geçti..
9 aralık günü, SivridaÄŸ’ın en bilinen sektörü olan ( Yılmaz Sevgül’ün boltlu ’sinema perdesi’ rotasından sektör adını alan) Sinema Perdesi’nde bir geleneksel rotanın ilk çıkışını yaptık: ‘Kumsati’ (3 ip boyu geleneksel rota, 150 m. kadar yükseklikte, geneli V+ derece zorluÄŸunda). Åžahane gri kayalı dik bir slabı sola çapraz bölen eÄŸlenceli bir tırmanış oldu bu, birçok yerde emniyeti kayadaki kumsaatlerinden alabildik.
10 aralık günü, SivridaÄŸ DoÄŸu yüzünün iyice saÄŸ tarafında yeni bir geleneksel rota tırmandık; ‘Gollum’ (3 ip boyu uzunlukta geleneksel rota, 165 m. kadar yükseklikte, geneli III+, V+ derecelerde, kilidi ise VII derece). GiriÅŸi nisbeten kolay slab etaplarından oluÅŸan, ancak sonda aşılan negatif bantta bir kilit veren enteresan bir rota oldu bu.
SivridaÄŸ için söylenebilecek ÅŸey, Antalya’ya bu kadar yakın ve uzun rota tırmanılabilecek ÅŸahane kireçtaşı daÄŸlardan birisi. . Kaya genelde kaliteli ve oluklu, her türde tırmanış yapılabiliyor (slab, dik yüz, çatlak vb.), ara emniyet bol ve çok saÄŸlam sayılır (istisnalar var). Rota bitince, iple iniÅŸler genelde aÄŸaçlar ve kumsaatlerinden, 60 metre çift ip tavsiye edilir. Kışın günlerin kısalığını ve kullanılabilir günışığı süresinin azlığını gözönüne alarak tırmanış planlamak, iniÅŸin uzun sürebileceÄŸini de dikkate almak gerek.. İklim güzel ve ılıman, aralık ayında bile güneÅŸ varsa tişörtle tırmanmak olası (ama soÄŸuk ve ÅŸiddetli yağışa da hazır olmak ÅŸart tabii ki, ayrıca geceler de soÄŸuk oluyor orada bile). Kamp yeri ise suyun eksikliÄŸi haricinde mükemmel, gözden uzak olması piknikçi ve taciz potansiyelini azaltıyor:-) SivridaÄŸ kamp yerine giderken patikanın giriÅŸini öğrenmeyi ve bol miktarda su damacanası götürmeyi ihmal etmeyin derim…
Posted on December 16th, 2008 by tunc
Filed under: Haberler | Comments Off
Sevgili arkadaÅŸlar, Namaste (Nepalce Merhaba!)! Güzel Nepal’den, Katmandu’dan herkese selamlar!
Eylül ayının 30′undan baÅŸlayan Baruntse Dağı (7220 m.) tırmanışı Katmandu’ya inmemle sona erdi. Baruntse Dağında 5450 metredeki ana kampa varmamızdan iki gün sonra, 25 ekim 2008 tarihinde alpin tarzda, tek vuruÅŸta zirve yaptım! Bu tırmanışı, 2009 baharinda beraber Dhaulagiri (8125 m) veya Makalu (8463 m) çıkışlarını beraber yapmayı planladığım Dawa Sherpa ile, iki kiÅŸilik bir ekip olarak gerçekleÅŸtirdik. Dawa 2006 yılında, durmaksızın 20 saatte Everest Dağı kuzey- güney traversi rekorunu kırmış, Everest’e toplam 8 kere çıkmış çok kuvvetli bir sherpa..
Tırmanış, ana kamptan ana kampa toplam 1.5 gün sürdü. Hava koşulları çok çok soguk ve tipik olarak rüzgarlı olmasına karşın, zirve sabahı hava tamamen açıktı ve görüş çok iyiydi.
Ekim ayının başında, öncelikli iÅŸimiz Katmandu’da Nepal Turizm Bakanlığı’ndan, bir ekspedisyon zirvesi olan Baruntse için tırmanış izinlerinin alınması ve resmi iÅŸlemlerin halledilmesi idi ama 10 günlük bir tatil olan Dasain festivali nedeniyle bu çok zorlu oldu- tıpkı Türkiye’de olduÄŸu gibi, bayram tatilinde resmi hiçbir kurum çalışmıyordu. Sonuçta, kötü hava nedeniyle 2 gün gecikmeli olarak, 10 ekimde Katmandu’dan 2800 metredeki Lukla kasabasına özel bir helikopterle uçtuk (bu arada, ne yazık ki, 8 ekim günü sis nedeniyle bir uçak kazası oldu ve Lukla alanında 18 kiÅŸi hayatını kaybetti). Lukla’da biraz organize olduktan sonra, nihayet 25 hamalımız ve yüzlerce kilo yükümüz ile beraber yürümeye baÅŸladık. Baruntse Dağı, Lukla’dan kuÅŸ uçuÅŸu 35 km. kadar uzakta. Ancak yaklaşım, yüksek geçitler ve farklı vadilere iniÅŸ-çıkış nedeniyle en az 60 km. kadar mesafe tutuyor ve yükseklik alış-veriÅŸi çok. Chutanga (3500 m), Chetra-la geçidi (4600 m), Chetra-wa (4100 m) ile Hinku vadisine geçtik ve Kothey (3500 m), Tagnag (4200 m), Khare (4700 m) ve Mera-La geçidi (5400 m) üzerinden ilerledik.Â
Baruntse tırmanış programımızın bir parçası olarak, aklimatizasyon icin Mera Peak tırmanışını (6476 m, 20 ekim) yaptık. Mera Peak, aynı bizim AÄŸrı Dağı gibi basit ama yüksek bir kar zirvesi, rota genelde kar ve yatık buzul üzerinde yürüyüş içeriyor ama Everest-Himalaya kütlesinin güneyinde olduÄŸu icin harika bir zirve manzarası var! 5400 metredeki Mera-la geçidinden, yüksek kampı kullanmadan yaptığımız tırmanış 5 saat kadar sürdü. Mera Peak’e çıktığımız aynı gün kampımızı Mera-la geçidinden toplayarak Hongku vadisine indik ve Kongma Dingma (4700 m) ve Seto Pokari (5050 m) üzerinden Baruntse ana kampına (5450 m) vardık. Hongku vadisi birçok buzul  gölleriyle bezenmiÅŸ, heryanı 6000-7000 metrelik zirvelerle çevrili harika bir daÄŸ vadisi ve gerçekten vahÅŸi, fazla el deÄŸmemiÅŸÂ bir arazi.
22 ekimde ulaÅŸtığımız, yemyeÅŸil bir buzul gölünün kıyısındaki donmuÅŸ Baruntse ana kampında bir tam gün dinlenmeden sonra, 24 ekimde dağın 55-60 derece buz tırmanışı içeren West Col’a ( Baruntse batı geçidi) tırmanarak, 6100 metrede, kıyısında Makalu dağının gözüktüğü geniÅŸ  buzul platosunda kamp kurduk. 25 ekim sabahı çok erken saatlerde bu kamptan hareketle (6300 metredeki 2. kampı hiç kullanmadan) toplam 5.5 saatte Baruntse’nin güneybatı sırtını tırmandık ve zirveye ulaÅŸtık. Rotada yalnızdık, daÄŸ tamamen boÅŸ ve biz ikimize aitti! Bu ve takip eden birkaç gün içinde zirveye çıkan tek ekip biz olduk. Baruntse’nin güneybatı sırtı rotası, genel olarak bir kar- buz rotası ve ortalama 45-65 dereceler arasında sert kar tırmanışı içeriyor. Zirveden önceki, 6750-7100 m. arası etaplar keskin buz sırtları ve 65-70 dereceye kadar buz tırmanışı yapılmasini gerektirdi. Veee manzara- Lhotse, Everest, Makalu, Kangchenjunga, Cho Oyu ve Shishapangma gibi 8000′lik zirvelerin tümü ile, neredeyse 250 km. görüş ayaklarımız altındaydı!
Artık tırmanışı bitirmiÅŸtik. Ancak ana kampı terketmeden dostum Dawa ile beraber 5700 metre yüksekliÄŸindeki bir kaya zirvesine çıkıp, kampımızdaki (puja töreninden kalan) tüm dua bayraklarını da oraya çıkardık. Bu da bir tür hac gibi oldu bize!  Ve sonunda ana kampı  toparlandık. 14 hamalımızla beraber, 5850 metrelik zorlu Amphu Laptsa geçidini aşıp Chukkung vadisine inmek uzere, önce Amphu Laptsa geçidinin güneyindeki buzulun tabanında bir kamp yaptık (5500 m). Güneyinde dik ve basamaklı bir buzul geciÅŸi, kuzeyinde ise birkaç yüz metre kayalık ip iniÅŸi gerektiren geçidi aşıp, Everest bölgesindeki Chukkung vadisinden geçerek Dingboche’ye(4340 m) indik. Everest Ana Kampı rotasına birleÅŸip, Pangboche ve Tengboche yerleÅŸimlerinden geçerek, Namche (3440 m) ve Phakding (2500 m)’de lodge’larda yatarak bir sefer daha Lukla’ya ulaÅŸtık. Böylece Himalaya’da, Everest, Lhotse ve Makalu DaÄŸları arasındaki bölgede çok geniÅŸ, neredeyse 100 km.’yi geçen bir yürüyüşü tamamlayarak, daireyi kapatmış olduk!
Tek ufak meselemiz, o hafta Lukla’dan Katmandu’ya sis ve kötü hava nedeniyle uçuÅŸ olamadığı için Lukla’da iki gün beklemek oldu.. Tabi bu arada fırsattan istifade, koca bir lodge’da yiyip içip, yorgun bacaklarımızı  güzelce dinlendirdik.  Katmandu’da geçen iki günün ardından, Türkiye’ye dönüşüm  9 kasim 2008 günü gerçekleÅŸti ve böylece 42 gün süren bu gezi de sona ermiÅŸ oldu! Darısı baÅŸka nice Himalaya tırmanışlarına…
Sevgilerle.
Posted on November 6th, 2008 by tunc
Filed under: Haberler, Yurtdışı Tırmanışları | Comments Off
Geçen haftasonu (13-14 eylül 2008) İstanbul’a görece yakın ve son derece yeni bir tırmanış bölgesi olan, Adapazarı’na baÄŸlı Geyve’ye gittik. Geyve’deki kayalıklar, arkadaşımız Murat Kandi’nin uzun araÅŸtırmalar ve gezilerle bulduÄŸu bir yer. Geyve bölgesi geliÅŸmiÅŸ tarım ve sebze- meyve arazilariyle gerçekten göz kamaÅŸtırıyor; yolda giderken incir-elma- ayva- armut ve en önemlisi üzüm tarlalarına dalmamak için kendinizi zor zaptediyorsunuz (hatta zaptetmiyorsunuz)Â
Bu sefer oldukça kalabalık bir ekiptik; DoÄŸan Palut, Murat Kandi ve Efecan Aytemiz! Geyve’deki kayalıklar, bir spor tırmanış alanı için  oldukça yüksek sayılır (neredeyse tabandan 90 m. , ortalama iki ip boyu) ve kayalıklar masif, gri, aşınmış kireçtaşı; kısaca çok saÄŸlam ve güzel rotalar sunacak bir yer. Öztürk Kayıkçı, DoÄŸan Palut ve Murat Kandi’nin açtığı rotalarla, boltlu rota sayısı ÅŸimdilik 11 olmuÅŸ; VI dereceden VIII+/IX- (?) derecelere kadar zorluklarda rotalar var. Kaya, Türkiye genelindeki diÄŸer yerler ile karşılaÅŸtırınca çok özel; cepli ve saÄŸlam. İki ip boylu geleneksel rotalar için de enteresan bir potansiyel içeren bu bölgeye, yakında takoz ve friend’lerimle yine gitmek boyumun borcudur!
Ne desem boş; harika bir yer- keşfeden ve  rota açan arkadaşlara derin saygılar!
Posted on September 18th, 2008 by tunc
Filed under: Haberler | Comments Off