HİMALAYALAR-MAKALU DAĞI (8463 m.) OKSİJENSİZ TIRMANIŞI BAŞLIYOR!

makalu.jpg Khumbu boğazından Makalu (8463 m.) foto: Thierry Auberson.

everest-07-770.jpg Everest kuzey sırtından çektiÄŸim bir resim: saÄŸda Makalu ve arka uzaklarda Kangchenjunga (8686 m.), 2007 tırmanışından…

everest-07-68.jpg Makalu’nun Everest uçuÅŸunda çektiÄŸim, güneybatıdan resmi, 2007.

amadablam-04-104.jpg Makalu’nun Ama Dablam zirvesinden (6856 m.) görünümü, 2004.

makalu-rota.jpg Makalu Dağı (8463 m.) tırmanış rotamız olan kuzeybatı yüzü.baruntse-gosteri-109.jpg Makalu’nun Baruntse (7244 m.) zirvesi yakınından 2008 yılında çektiÄŸim bir resmi.everest-07-729.jpg Everest’in zirvesinden gün doÄŸarken Makalu Dağı, 2007. baruntse-gosteri-100.JPG Baruntse West Col geçidinden  Makalu batı yüzü, 2008.

2010 yılı 8 nisan- 8 haziran tarihleri arasında, dünyanın en yüksek 5. dağı  ve yeryüzündeki en zorlu 8000′lik daÄŸlardan birisi olan 8463 metrelik Makalu Dağı’na oksijen kullanmadan  tırmanmak üzere yola çıkıyorum. Nepal topraklarındaki Himalaya DaÄŸlarında bulunan Makalu’nun İlk Türk Tırmanışı olacak; daÄŸ üzerinde ana kamptan sonra 5 ayrı yüksek kamp kurmayı planlıyorum. İleri ana kampımız  5700 metrede, 1. kamp 6200 metrede, 2. kamp 6700 metrede, 3. kamp 7400 metrede bulunacak, son ve zirve taarruz kampı olan 4. kamp  ise 7700 veya 7800 metrede olacak.

Tırmanacagimiz rota, Makalu’ya klasik Fransız ilk çıkış rotası  (Terray- Couzy, 1955 ) olan Kuzeybatı yüzü- Makalu La geçidi olacak. Rota öncelikli olarak büyük bir kar- buz tırmanış rotası ve ana kamp 5100 metrede bulunuyor. Makalu zor bir 8000 metrelik dağ olarak biliniyor, ayrıca ana kampına da çok aşağılardan başlayan uzun bir yürüyuşle ulaşılıyor. Katmandu’dan uçakla ulaşılan Tumlingtar kasabasından, 600 metreden başlayacak ana kamp yürüyüşü 10 gün kadar sürecek ve yol üzerinde pek yerleşim yok, 4000 metre üzerinde iki farkli geçitin yanısıra cangıllar ve çamurlu, tehlikeli patikalar geçilmesini de gerektiren uğraştırıcı bir yaklaşım sözkonusu.  Makalu lojistik sorunlarıyla ünlü bir dağ. 

Makalu tırmanışı öncesinde,  ben ve eÅŸim Nurcan Demirel dahil 12 kiÅŸilik bir ekiple Everest Ana Kampı yürüyüşü yapıyor olacağım. Zirve DaÄŸcılık altında organize ettiÄŸimiz ve Solu- Khumbu vadisinin tüm güzelliÄŸinin görüleceÄŸi bu yürüyüş 15 mart- 1 nisan 2010 tarihlerinde  gerçekleÅŸecek,  Makalu tırmanışına  destek yürüyüşü niteliÄŸini taşıyacak. Everest Ana Kampı Yürüyüşünün rotası Katmandu- Lukla- Phakding- Namche- Deboche- Dingboche- Lobuche- Gorak Shep- Pheriche- Namche- Lukla- Katmandu olacak ve trek sırasında çıkılacak en yüksek yer 5545 metrelik Kala Pattar dağı olacak. Katmandu’ya dönüşte bir hafta dinlenmeden sonra Makalu tırmanışı baÅŸlayacak.

Ortalama olarak 2 ay sürecek (6 nisan- 6 haziran 2010) olan Makalu ekspedisyonu ile ilgili güncel haberler, benim  kendi web sitem, basın sponsorum olan CNN TÜRK sitesi (yandaki linke bakin) ve www.everestnews.com  sitesinin  yanısıra, Makalu Tunç Fındık  isimli güncel Facebook sayfasından izlenebilecek.

İRAN’DA DONMUÅž ÅžELALE TIRMANIÅžI

hamaloun-icefall.JPGtunc-rasto.JPGkozankhola-icefall-2.JPGkozankhola-icefall-3.JPGkozankhola-icefall-4.JPGkozankhola-icefall-5.JPGkozankhola-icefall-6.JPGkozankhola-icefall-7.JPGkozankhola-icefall-8.JPGkozankhola-icefall.JPG

Türkiye’de eksik olan bir tırmanış tarzı- donmuÅŸ ÅŸelale tırmanışı! Bu İran seferimde Alam Kouh dağı tarafında tırmandıktan hemen sonra, Slovak tırmanış partnerim Rasto Krizan ile beraber Tahran yakınlarında bazı donmuÅŸ ÅŸelelelerde tırmandık. KoÅŸullar genel olarak en iyi olmamasına karşın tatminkar tırmanışlar yapabildik. Tek eksik biraz daha uzun uzadıya tırmanma ÅŸansımızın olmamasıydı… İran daÄŸları bizim ülkemize nazaran çok daha soÄŸuk ve karlı olduÄŸu için, daÄŸların birçok köşesinde donmuÅŸ ÅŸelale oluÅŸumu gözlenebiliyor. DaÄŸların yerleÅŸim ve yollara yakın olması da İranlı daÄŸcı ve tırmanıcılar için büyük avantaj tabii.

Rasto’nun tatiline denk getirdiÄŸimiz hafta sonunda, ilk gün  önce bir buz tırmanış okulu olarak iÅŸletilen ve aslında yönü deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ bir dere ile yaratılan Hamaloun donmuÅŸ ÅŸelalesine gittik. YaÄŸmur ve ÅŸimÅŸek altında,  artı derece ısıda ÅŸelale yavaÅŸtan eriyordu.  Buz çok ıslak ve biraz da bozulmuş nitelikte  olduÄŸu için, antrenman mahiyetinde üstten emniyetli olarak bolca tırmandık. Hamaloun ÅŸelalesi Tahran’a 50 km. kadar uzaklıkta ve bir saatten kısa sürede ulaşılabiliyor, rotalar ortalama 25 m. kadar yükseklikte ve derecesi genelde Wİ 3. Oraya her gittiÄŸinizde İranlı tırmanıcıları görebiliyorsunuz- hatta bu sefer yaz 2009′daki Gasherbrum tırmanışından olan Azeri dostlarım da oradaydı.

İkinci gün, daÄŸların tamamen farklı bir bölgesinde, Tahran’a 75 km. kadar uzakta  yeralan ve Kazankhola köyü yakınlarındaki uzak bir kanyonun dibindeki bazı ÅŸelalelere gittik. Burası pek tırmanılan bir bölge deÄŸildi ve  ÅŸelalelerin tabanına ulaşım bel derinliÄŸinde, çok ıslak ve ağır batak karda iki saat sürdü- adeta canımız çıktı!  Sıfır  derece civarında olan hava ısısı bu seferde  tırmanışa daha uygundu, hatta sonrasında baÅŸlayan tipi ile ısı düşünce daha da iyi oldu.. Bu seferde, lider tırmanışla 70 metre ve iki ip boyu süren bir ÅŸelale tırmandık. Bu da muhtemelen rotanın bir ilk çıkışı oldu. Genel zorluk Wİ 4+ gibiydi (85-90 derece eÄŸim). Rasto ilk etabı lider gitti, ikinci etabı da tavanı kapatan dev bir kaya arkının içinden akmış buzda ben lider gittim. Emniyet olarak buz vidası kullandık, istasyonları kaya ve buz kombine emniyetlerden kurduk. 

Evden çıkıp, biraz donmuÅŸ ÅŸelale tırmanıp, akÅŸama tekrar eve dönmek çok enteresan bir his, bunu Avrupa’daki birçok tırmanıcı belki hiç yadırgamaz, ama inanın bana çok farklı geldi. İşte tırmanışın yaÅŸanan mekana yakın olmasının daÄŸcının yaÅŸamındaki farkı…. Tırmanmak için yüzlerce km. seyahat etmek zorunda kalmamak ne hoÅŸ bir ÅŸey!!

Tırmanıştan 12 saat geçmeden İstanbula dönmüştüm bile.

YaÅŸam herkese bol kazma sallamalı, buz vidası çakmalı günler ihsan etsin…………… :-)

İRAN- ALAM KOUH BÖLGESİNDE KIŞ TIRMANIŞLARI

p1020758.JPGp1020662.JPGp1020645.JPGp1020670.JPGp1020674.JPGp1020694.JPGp1020699.JPGp1020714.JPGp1020722.JPGp1020731.JPGp1020743.JPGp1020745.JPG

(FotoÄŸraflar için deÄŸerli dostum Rasto Krizan’a teÅŸekkürler!)

`Yorulmayasınız gardaşlar!´ Doğunun güzel ülkesi İran´dan selamlar!

Tahran`da çalışan Slovak tırmanış arkadaşım Rasto Krizan ile beraber, Alborz Daglari`nın ünlü daÄŸ bölgesi Alam Kouh`ta tırmandık. Hazar Denizinin güneyinde uzanan ve bünyesinde Demavend (5671 m.), Alam Kouh (4850 m.), Azad Kouh (4200 m.), Sabalan (4800 m.) gibi zirveleri barındıranran bu silsile, Türk DaÄŸcılığında daha çok Demavend Dağı ile biliniyor. Ancak uzun teknik duvar çıkışları içeren baÅŸka daÄŸları da var İran`ın, mesela Alam Kouh.. Dostum DoÄŸan Palut`un  2005 yılındaki Alman Sırtı Rotası tırmanışı ile gündemimize girmiÅŸti Alam Kouh. Biz de, kendimizce  keÅŸif mahiyetinde bu bölgeye uzandık: tabii ki kış koÅŸullarında ortam tamamen farklı olacaktı. Esas amaç Alam Kouh`a tırmanmaktı ancak ciddi çığ tehlikesine yol açan taze, derin kar  planlarımızı biraz olsun deÄŸiÅŸtirmemize neden oldu. Öncelikle 4545 metrelik Chaloun Dağı`na tırmandık, ardından da 4575 metrelik Siyah Kaman zirvesine çıktık.. İran`da bu yıl kış ÅŸartları oldukça çetin: daha önceki hafta Shemshak kayak merkezine giden yolda çığ düşmesi sonucu 11 daÄŸcı yaÅŸamını yitirmis, aralarında İran 2009 Gasherbrum II ekspedisyonunun lideri,  İran`ın en ünlü daÄŸ rehberlerinden  Farshad Khalili  de olmak üzere…

Rasto ile beraber Tahran`dan kuzeye, Hazar Denizi istikametinde yola düştük. Benzin sudan ucuz (10 litresi insanı deli edecek kadar ucuz: 1 dolar!). İran`a özgü korkunç trafik nedeniyle hedefimize ulaşmakta geç kaldık, zira İran İslam Devrimi yıldönümü nedeniyle resmi tatilin ilk günü imiş ve yollar sıradışı kalabalıktı.. Neyse,  Batı Alpleri andıran kanyonvari vadilerden geçerek, aksam olurken Mazandaran eyaletinin Kelardasht şehrine vardık. Kelardasht İran`ın Hazar Denizi dağ sayfiyelerinden birisi. 1300 metredeki şehrin  dağlara yakın olan Roodbarak  köyünde İran Dağcılık Federasyonu`nun  dağevinde geceyi geçirdik. Sağolsunlar, aralarında 2009 Dhaulagiri tırmanışım esnasında yaşamını yitiren  dostumuz Mehdi Etemadfar`ın kardeşinin de bulunduğu  arkadaşlar bize yardımcı oldular.

13 subat sabahı, 2300 metrede yolun bittiği Vandarbon`dan sırtta çantalarla yürümeye başladik. Gri ve koyu çorba kıvamındaki hava pek iyi değildi, kısa sürede kar yağışı basladı. Amacımız 3750 metrede, Alam Chall buzulunun kıyısındaki Sarchal dağ kulübesine ulaşmakti.  5 saat kadar süren ve  siste yol aramakla geçen  bir yürüyüşle, oldukça sert bir tipi altında dağevine vardık. Dağevi doluydu, geçen yılki  Gasherbrum II tırmanışından tanıdığım bir dostum dahil,  çok sayıda İranlı dağcı vardi. Dağcılık İran`da  gerçekten popuüer bir spor, bu tür dağevlerinin mevcudiyeti de buna yardım ediyor sanırım..

Ertesi gün, 14 subat tarihinde, derin ve batak karla kaplı Alam Chall buzulunu geçerek, taa daÄŸlarin en ucundaki bir zirveye tırmandık: Chaloun 4545 m… rotamız dağın kısa ve teknik olarak kolay olan batı yuzu oldu. Buradan keskin, kırıklı bir kayalık sırtı traversleyerek  hemen güneydeki 4600 metrelik Siyah Sangha Dağı`nin kuzey sırtına girdik ancak kulvarlardaki çığ koÅŸulları  ve aşırı sert rüzgar beraberce tırmanışı engellediler. Geri dönüş batak karda (bazı çığ riski içeren  etaplar tehlikeliydi bence) ve biraz ızdıraplı oldu. Ortalama 50 km/saat hızı bulan kesintisiz bir rüzgarda düşe kalka Sarchal  daÄŸevine döndük!

15 subat sabahı tam karşımızdaki 4575 metrelik Siyah Kaman zirvesine kuzeybatı yüzünden bir tırmanış yaptık (700 m., 45- 50 derece eÄŸimli kar, III derece miks tırmanış). Geneli kisa dik etaplarla bölünmuÅŸ çok uzun bir sırt hattı olan tırmanışımız   toplamda 5 saat, iniş ise diÄŸer bir yamaçtan 2 saat sürdü. Bu sefer hava açık ve sakindi, doÄŸumuzda  Demavend ile İran`in diÄŸer birçok dağı gözüküyordu. Hazar Denizi ise  kuzeyimizde ufka kadar uzanan bir bulut deniziydi…

DaÄŸevine bir sefer daha buzul üzerinden bata çika varış,  biraz çay ve kahve, toparlanma  ardından bizi bekleyen uzun iniÅŸ… Tatilin son günü ve yollar yine berbat kalabalık, o kadar ki, tek yöne çevirmiÅŸler  tüm bir otobanı!  Gece basarken tekrardan büyük metropol Tahran`dayız. Åžimdi İran`da kalan birkaç günüm, biraz donmuÅŸ ÅŸelale tırmanışı  ve belki de hemen Tahran`ın ardında uzanan 3800- 4000 metrelik buzlu daÄŸlarda bir miks  rota tırmanmakla geçecek…

AÄžRI DAÄžI (ARARAT) KIÅž TIRMANIÅžI

agri-guney1.jpgagri-kis-2010-38.jpgagri-kis-2010-45.jpgagri-kis-2010-94.jpgagri-kis-2010-108.jpgagri-kis-2010-113.jpgagri-kis-2010-123.jpgagri-kis-2010-126.jpgagri-kis-2010-146.jpgagri-kis-2010-163.jpgagri-kis-2010-187.jpgagri-kis-2010-195.jpg

Geçen hafta, Büyük AÄŸrı Dağı kış tırmanışındaydım. ORDOS ve ODTÜ- DKSK elemanlarından oluÅŸan toplam 22 kiÅŸilik bir ekibe dahildim ve hayatımda AÄŸrı’nın 5165 metrelik zirvesine en kalabalık çıkışı yaptım! Åžaka bir yana, ekip çok keyifliydi. Burada tumunun adını sayamayacağım  kadar kalabalık olan  dostlarıma teÅŸekkür ediyorum.

Bu kis tırmanışıni klasik güney yüzü rotasından yaptık. 30 aralık 2010 günü ucakla Van’a, oradan da Tendurek gecidi yolu ile DoÄŸubayazıt’a geçen ekibimiz, 31 aralık günü 2100 metredeki Çevirme köyünden hareketle 3200 metredeki 1. kampa ulaÅŸtı. Kar derin ve genelde bataktı, hava da soguktu.  1 ÅŸubat günü sis ve tipi içinde 4200 metredeki 2. kampa çıktık. Gece  bu yükseklikteki hava ısısı, çadır içinde -10 C kadar, dışarda ise rahatça -20 C kadardı. 2 ÅŸubat sabahı saat 9.00 gibi ÅŸiddetli rüzgar kesilir gibi olunca tırmanışa baÅŸladık ve öğlen saat 13.30 sularında AÄŸrı’nın 5165 metrelik doruÄŸuna ulaÅŸtık. Klasik rotada platoya ulaÅŸan buz traversi ilginç ÅŸekilde sadece karlıydı ve çok rahattı, emniyet almak gerekmedi. Zirvede hava ve görüş harikaydı ancak ÅŸiddetli bir güney rüzgarı vardı. 3 ÅŸubat günü toplanıp Çevirme köyüne ve DoÄŸubayazıta indik. Böylece  AÄŸrı Dağı’na bir kış tırmanışı daha sona erdi. Åžansımıza zirve günü süper olan hava diÄŸer günlerde oldukça sert ve bozuktu.

Gerisi DoÄŸu’dan eve dönüştü artık…

ANTALYA- DOYRAN KAYALIKLARINDA YENİ ROTA

doyran-55.jpgdoyran-25.jpgant-doyran-2010-24.jpgant-doyran-2010-17.jpgdoyran-40a.jpgdoyran-46.jpgant-doyran-2010-43.jpgant-doyran-2010-14.jpg

Geçen hafta hem biraz olsun tırmanış, hem de bazı sunumlar için Antalya’daydım. Ah bu Antalya, insanı nasıl da yoldan çıkartıyor… Ülkenin heryerinde hava kötü, soÄŸuk ve karlıyken ÅŸahane güneÅŸte tırmanma imkanı veren bu mekanda, Geyikbayırında kararınca  spor tırmanışı takiben,  Antalya’da yaÅŸayan arkadaşım Burak Serter ile plan yaptık veee…  Ne oldu demeye kalmadan,  24 ocak 2010 tarihinde, Saklıkent yolunda, Doyran tarafındaki bazı kayalık, adı sanı olmayan kulelerin tabanına yürürken bulduk kendimizi. Bir adı olup olmadığını bulamadığımız bu zirvenin doÄŸu yüzünde üç ip boyluk, kısa, sert olmayan bir geleneksel rota açtık, ismi ‘Kısa Günün Karı’ (180 m, III+, IV). Ancak bu kadar kısa ve çok da özellikli olmayan bu rotanın pek tekrar göreceÄŸini  zannetmiyoruz, yaklaşımın  zahmeti yapılan tırmanışa oranla tutarlı deÄŸil (ilk çıkış ve son çıkış hesabı! :-)  Yine de, eÄŸlenceli ve boÅŸluklu etaplar içeren, oldukça saÄŸlam kayada, devamlı  benzer zorlukta bir tırmanış. Manzarası da cabası, Akdeniz, karlı Saklıkent ve orman peyzajı tırmanırken altınızda uzanıyor.

Önceki günlerin ÅŸiddetli yaÄŸmurundan ve fırtınasından  sonra, soÄŸukça / güneÅŸli olan günde, ormanlık arazide rotaya yaklaÅŸarak baÅŸladık. Dere tepe inip çıkarak, bir türlü bize yüzünü göstermeyen kayalıklara ilerledik. Hatta yaklaşımda garip bir yerde III+ derece serbest etaplar bile geçtik- dikenli ve otlu! Sonunda, yamaçtaki dev bir kaya döküntüsünün sırtından yan geçerek kayalığın altına vardık. İlk baÅŸta karayolundan bakınca tırmanmayı hedeflediÄŸimiz ufak gri duvar diÄŸer yanda kalıyor ve sırt tarafından geçiÅŸ kesiliyordu, biz de bu önümüzdeki  sırtı çıkmaya karar verdik. İlk ip boyu önce kolay etaplar, sonra güzel  bir baca ve nihayetinde sırta baÄŸlanan ufak, birkaç hamlelik  bir negatif yüzey geçiÅŸi içeriyordu (III+, IV, 60 m.). Tepesinden emniyet aldığımız kuleden sonra dik, gri kayalı, saÄŸlam bir sırtı tırmandık. Yukarıda köşeli, saÄŸlam dihedral yapılarından sırtın tepesine vardık (III, IV, 60 m.). Tırmanış 2 saat kadar sürdü.  Bir ip boyu kadar kolay tırmanışla (II, III, 60 m.) rota bitti. İşte sana kısa günün karı! Gün ilerledikçe gölge geliyor, hava rüzgarlı ve kaya soÄŸudu bile… İpi topladık, ayakkabıları giydik. İşin kalanı, basit tırmanışlarla dağın uzun zirve sırtına çıkmaktı, bu da göründüğünden uzun sürdü. Sonunda, sert ve içe iÅŸler bir rüzgar altında arabaya ulaÅŸtık ve  Geyikbayırına, Öztürk ile kahve içmeye kaçtık. Ne demiÅŸtik, kısa günün karı, bu kış gününde de kayaya takoz koymaktı nasip.

Tırmanışla kalın!!!

Aladağlar- Güvercinlik kulesi (3200 m.) ve Taştepe (3600 m.) ilk kış tırmanışları

guv-kulesi.jpgtastepe-yaz.jpgtunc-efe.jpgkamp.jpgguverc-tirmanis.jpgguvercinlik-bati.jpgguvercinlik-kulvar.jpgguv-zirve-sirti.jpgguvercinlik.jpgguvercinlik-zirve.jpgtunc-efe-guverc.jpgguverc-inis.jpgguvercinlik-kulesi.jpgsiyirma-sapak.jpgguney-ormanlari.jpgtastepe.jpgtastepe-gd-sirti.jpgtastepe-tirmanis.jpgtastepe-zirve.jpgguney.jpg

Aralık ayı boyunca hava neredeyse devamlı olarak bozuk gitmiÅŸti ve daÄŸlar yerine iç mekanlarda, yapay duvarlarda bolca tırmanmış, arada da tırmanış bahçelerine ufak ufak kaçışlar yapmıştık. 2009′un  bu son ayı bize bir güzellik yapmayacaktı anlaşılan. Hep lodos, hep fırtınalı hava! Derken, uzunca bir süre lodostan sonra açık hava ve güneÅŸ ile  daÄŸda karın çok sertleÅŸtiÄŸi ideal bir zaman geldi- yani yılbaşı sonrası. Kadim partnerim Efecan Aytemiz ile  2010′un bu ilk günlerinde AladaÄŸlar’a bir tırmanış yapmak için yine ve yeniden, ve son kez olmamak üzere yola düştük. Bir minibüste beÅŸ kiÅŸi- Mus(Tafa) Kalaycı, Gökhan Åžifan, Mustafa Nalbant ve biz ikimiz.. Ankara- NiÄŸde yolunda bol bol eÄŸlence! Kar yaÄŸan soÄŸukça bir akÅŸamda Çamardı’nda kebap yemek ve daÄŸ öncesi son pisboÄŸazlıkları yapmak :) ardından, AKUT’un ÇukurbaÄŸ Martı mahallesindeki evinde, sobanın ateÅŸi eÅŸliÄŸinde hazırlıkla geçen bir gece…

Ertesi sabah, Emli vadisinin çam ormanı içinde, sırtta külçe gibi ağır çantalarla  yürürken günlerden 5 ocak idi. Kamp yerimiz, aÅŸina yüzlü Kocadölek’in  ucunda, 2000 metredeydi. Hava süper, kar gayet sertti, adeta bir kasım sonu günüydü! Tafa ve ekibi Güzeller tarafına, boÄŸazın sonuna  gitmek üzere ayrılınca biz iki kafadar, nam-ı diÄŸer sakallı ile bıyıklı, ekimden beri görüşmemenin verdiÄŸi geyik ile kamp hayatına saldırdık. Yemek, çay, kahve ve derin bir uyku- gece 2′de uyanmak üzere.  6 ocak günü,  hava karanlık ama yarım bir ay daÄŸları yıkarken yola çıktık ve Güvercinlik vadisinin karlı, buzlu yamaçlarından yükselerek 3200 metrelik Güvercinlik Ana kulesinin batı yüzünden ilk kış tırmanışını gerçekleÅŸtirdik (kamptan 1200 m. irtifa, 40-50 derece sert kar ve buz, III+ miks kaya tırmanışı). Tırmanış genelde sert kar- buz üzerinde oldu, arada birkaç etap miks kaya ve zirve kulesinde de basit kaya tırmanışları yaptık (bacalar, yüzeyler), çıktığımız yerden iple indik. KoÅŸullar çok iyiydi, zirveye 12.15  gibi ulaÅŸtık. Tırmanış toplamda 10 saat sürdü. 

7 ocak sabahı hiç acele etmeden kampı yukarıya, Sıyırma BoÄŸazının sapağına, 2700 metreye taşıdık. Kar duvarı yapmak, kartopu yuvarlamak, kar altından çadırı sabitleyecek taÅŸlar bulmak gibi kış sporlarının bizi dinlendirdiÄŸine kanaat getirdik! Bu sefer hedef TaÅŸtepe idi ve  8 ocak sabahı buz gibi bir havada taaa uzaklardaki bu daÄŸa gitmek üzere Güzeller batı çanağına ve Kaldı doÄŸu kar kulvarına girdik. TaÅŸtepe’ye ulaÅŸmak için Kaldı’nın güneydoÄŸu çanağına geçmek gerekiyor, bunun için de Kaldı doÄŸu sırtı’na baÄŸlanan parazit tepe ile aradan inen kulvardan çanaÄŸa geçmek gerekli..  yani zahmetli ve aslında kışın bolca çığ riski olan bir rota, ayrıca uzun da, dağın diÄŸer ucu sayılabilir! Neyse ki, beklediÄŸinden çok daha iyi kar koÅŸulları mevcuttu ve güneÅŸin ilk ışıkları ile kendimizi Kaldı’nın doÄŸu sırtının dibinde bulduk. Geri geri buzdan iniÅŸ ile arkadaki çanaÄŸa inip, geniÅŸ bir  traversle TaÅŸtepe’nin güneydoÄŸu / doÄŸu sırtına dolaÅŸtık ve boÅŸluklu III+ derece kaya, 45-55 derece kar kulvarlarından tam gün ortasında, saat 12.15  gibi zirveye ulaÅŸarak TaÅŸtepe’nin ilk kış çıkışını yapmış olduk! Efecan ile 2000 yılı haziranında bu rotanın ilk çıkışını yapmıştık, kısmet 10 yıl sonra kışın  tırmanmakmış. TaÅŸtepe, 3600 metrelik yüksekliÄŸi ile AladaÄŸların en yüksek zirvelerinden birisi; zaten galiba da kış çıkışı olmayan en yüksek AladaÄŸ doruÄŸu olarak kalmıştı. Ayrıca, TaÅŸtepe AladaÄŸların en yalnız  kalmış doruklarından biri de diyebilirim…

Zirvede manzaramız süperdi, gün inanılmaz derecede açıktı. Akdeniz ve İskenderun körfezi, güneyimizde  güneÅŸte altın gibi parlıyor, güney ormanları, Karsantı (AladaÄŸ) ilçesi, Adana’nın baraj gölleri, Çukurova’nın yeÅŸilliÄŸi ve kuzeyde Kaldı hakimiyetinde AladaÄŸların birçok karlı doruÄŸu.. Güzeldi doÄŸrusu! İniÅŸ ayrı bir sorunsal gibiydi, tırmandığımız dik yerleri iple inmek daha çekici olsa da, temiz slablar ve aşınmış, parlak kaya yüzeyleri pek emniyet noktası saÄŸlamıyordu. Böylece tüm etapları gerek kardan, gerek kayadan geri geri tırmanarak indik ve akÅŸam gün batarken buz gibi bir havada, Parazit tepe- Kaldı doÄŸu sırtı geçidine geri tırmanıp, Sıyırma tarafına vardık. Böylece tırmanış 10 saat sürmüştü.

8 ocak sabahı gökyüzünü kaplayan gri bulut kümeleri dönme vaktinin geldiÄŸini anlatırken, biz de ormanda traktörü ile bizi bekleyen Salim abimize kavuÅŸmak üzere iniÅŸe geçtik….

POSTER PROMOSYON!!

10 adet poster 50 TL

Detaylar için linke tıklayınız lütfen!!!!

poster-kampanya.pdf 

ANTALYA- MORYER’de kaya tırmanışı ve yeni rota……

antalya-moryer-kasim-2009-32.jpgantalya-moryer-kasim-2009-73.jpgantalya-moryer-kasim-2009-44.jpgantalya-moryer-kasim-2009-45.jpgantalya-moryer-kasim-2009-48.jpgantalya-moryer-kasim-2009-56.jpgantalya-moryer-kasim-2009-59.jpgantalya-moryer-kasim-2009-61.jpgantalya-moryer-kasim-2009-63.jpgantalya-moryer-kasim-2009-66.jpgantalya-moryer-kasim-2009-72.jpgantalya-moryer-kasim-2009-60.jpg (Fotolar için Nurcan Demirel’e teÅŸekkürler!)

Bu  bayramda Antalya’nın güneÅŸli ve sıcak Geyikbayırı tırmanış bahçesinde bolta klip yaparken, Antalya’da yaÅŸayan ve benim gibi geleneksel tırmanış seven arkadaşımız Burak Serter’in önerisi ile, 29 kasım 2009 günü yukarıdaki Feslikan yaylası civarında bulunan bir kaya masifine gitmeye karar verdik.  Belirgin bir adı olmayan ve yakınındaki Moryer adlı yayladan dolayı ‘Moryer Kayalıkları’ adıyla andığımız bu alpin tırmanış alanı gerçekten çok güzeldi. Tüm  bayram tatilinde yaptığım en anlamlı ve hoÅŸ iÅŸ bu oldu desem yanılmış olmam zannederim :-)

Moryer Kayalıkları 1600 metrelerde, Saklıkent kayak merkezine giden toprak bir araç yolu üzerinde bulunuyor. Mükemmel kireçtaşından oluÅŸan ve Dedegöl’ün kaliteli kayasını çok andıran masif ardarda iki parçadan oluÅŸuyor.  Rotalar ÅŸimdilik -baÅŸlangıç olarak- kuzeye bakan ön masifte açıldı (zaten daha 4 rota var!) ancak 100 metreye varan bu yüzeylerde potansiyel gerçekten büyük- her zorluk ve eÄŸimde ÅŸahane çatlaklar ve temiz yüzeyler tırmanıcıları bekliyor, hem de yüzyıllık katran ardıçları ve BeydaÄŸlarının açık, ufuktan ufuÄŸa manzarası eÅŸliÄŸinde.. Kısaca, olabilecek en güzel tırmanış yerlerinden birisi. Bir baÅŸka detay da, yüksekliÄŸinden dolayı, buranın Antalya’nın yazında bile tırmanılmaya uygun bir yer olması. Araçla ulaşılan son noktadan 15-20 dakikalık kolay yürüyüşle kayanın tabanına varılıyor ve yemyeÅŸil otlaklı yaylada kamp yeri ve su da var, benden söylemesi:)

Burak daha önce  2009 yazında buradaki ilk rotayı geleneksel tarzda açmış (resimde 1 numara, Ardıç, VI, 30 m.) Biz de  ‘takoza kuvvet’ diyerek arkadaşım Gökhan Åžifan ile yeni bir çatlak / baca rotasını tırmandık (resimde 2 numaralı rota; Kırmızı kuvvetler, VI+, 60 m.) Bu esnada Burak ve partneri Yücel Bagatur da, hemen yandaki klasik olmaya aday layback/ çatlak rotasını çıktılar (resimde 3 numara; Hasta Hasta VI+, 55 m.) Gerçekten masif kayada, ara emniyeti iyi ve kayası kemik kadar temiz bir rotaydı bu, onların ÅŸiddetli tavsiyesi üzerine,  öğleden sonra gölgesinde hafiften üşüyerek Gökhan ile rotayı çıktık. Yine bu sırada Burak ve Yücel soldaki daha baÅŸka bir rotanın ilk çıkışını gerçekleÅŸtirdiler (resimde 4 numara; Kısa & öz, IV+, 45 m.) 

Bu kısa ve verimli tek günde, Beydağlarının bu kıyıda kalmış kayasında takozların tozunu biraz olsun attık kısacası. Rotalar daha da uzatılabilir (toplam 2 ip boyuna mesela) ama genelde masifin üst kısımları daha yatık ve kolay. Şu an için rotaların iniş istasyonlarında sikke- perlon vb. çeşitli donanımlar var ve ağaçlardan ip inişi yapılabiliyor. Ancak burada gelecekte  daha da çok tırmanış olursa standart iniş istasyonları yapmak gerekebilir fikrinde herkes hemfikir.

Burak’a bizi buraya götürdüğü için çok teÅŸekkürü borç bilirim. Nice geleneksel tırmanışlara, takozla kalın….

HÜSEYİNGAZİ’de kaya tırmanışı

huseyingazi-kasim-2009.jpghuseyingazi-kasim-2009-1.jpghuseyingazi-kasim-2009-2.jpghuseyingazi-kasim-2009-3.jpghuseyingazi-kasim-2009-4.jpghg-11-2009-105.jpghg-11-2009-106.jpg

(FotoÄŸraflar için Mustafa Nalbant’a teÅŸekkürler!)

Büyük bir tırmanış yapamadan, ama daÄŸ planlarıyla ilgili olarak yoÄŸun geçen bir zaman diliminden sonra, nihayet yine taÅŸa deÄŸmek zamanı gelmiÅŸti- bu sefer sevdiÄŸimiz Ankara tırmanış  mekanı Hüseyingazi kayalıklarında. Belki de kar yaÄŸmadan önceki son güneÅŸ altında, Ankara varoÅŸları ve bunu çevreleyen sarı, kurak tepelerin manzarası eÅŸliÄŸinde  bolca tırmanılan  bir kasım günü oldu bu. Kahverengi, ılık kayada güzel, eÄŸlenceli tırmanış. Sonbaharın ‘kaya turnesi’  Ankara’nın altın madeninde devam etti kısacası. 

Hüseyingazi tüm eksikliklerine karşın sık gittiÄŸimiz, bazen uzun süre gitmeyip tekrardan hatırladığımız bir tırmanış alanıdır. Ankara’lı tırmanıcının evden çıkıp hemen ulaÅŸarak  tüm gün tırmanabileceÄŸi tek doÄŸal mekan burası  diyebiliriz. Bir dönem askeri bölgeye yakınlığı (ve halen bir kısmının dikenli tel içinde kalması) nedeniyle zorluklar vardı, ancak artık bunlar aşılmış gözüküyor.  

Eski günlerde, Anadolu Dağcılar Birliği ve diğer klüplerin çalıştığı belli kayalıklar artık klasik olmuş, bunlara ek olarak, 4 ayrı sektörde birçok boltlu spor rota da var. Hüseyingazi kayalıklarında 60 kadar boltlu ve geleneksel rota mevcut, uzunlukları da 7 ila 21 metre arasında farklılık gösteriyor (rotalarla ilgili olarak, Takoz tırmanış dergisi 19. sayıda bilgi bulabilirsiniz) . Kaya, birçok tırmanış bölgesinden farklı olarak, bazen granite benzer yapı gösteren andezitten oluşuyor. Bazen devamlı çatlak hatları veren, bazen de kırık temiz yüzeylerde delik ve küçük kenarlar sunan bir kaya yapısı bu.

Bu hafta sonu da tırmanış arkadaÅŸlarımla beraber  Peksimet sektöründen baÅŸladık. Peksimet  en eski rotaların olduÄŸu sektör ve burası boltlanmadı, üzerinde bazen  paslı sikkeler olan geleneksel rotalar mevcut.. Burada Ölümcül (V+), Hektor (VI),  Hacettepe Acil dik varyant (VI-), Üç saniye (IV+), Kıçkıran (IV+) gibi geleneksel rotaları çıktık, ardından da belki Hüseyingazi’nin en güzel yeri olan küçük Ayna Kaya sektörüne geçtik. Geleneksel SaÄŸ çatlak (V+), boltlu Nazik ol (VI-) ve yarı boltlu, yarı geleneksel   İnce çatlak (VII+) rotalarında tırmandık. Ne yazık ki güneÅŸin batmasıyla Ankara bozkır soÄŸuÄŸu bizi  kayadan ayrılmaya ikna etti…..

BALLIKAYALAR’da BİR TIRMANIÅž GÜNÜ…….

balli-7-kasim.JPGballi-7-kasim-2.JPGballi-7-kasim-3.JPGballi-7-kasim-4.JPGballi-7-kasim-5.JPG

(Fotolar için sevgili Aykut Türem’e teÅŸekkürler…)

7 kasım 2009 tarihinde İstanbul’daydım ve… Türkiye’de spor tırmanışın doÄŸduÄŸu yer olan Gebze - Ballıkayalar tabiat parkında tırmandım! Ballıkayalar, İstanbullu kaya tırmanıcıların kısa sürede ulaÅŸabilecekleri tek gerçek kaya ve tırmanış rotası içeren mekan. 1980′li yıllarda Emre Altoparlak ve Batur Kürüz’ün geleneksel rotalar ile baÅŸlattığı, daha sonra da DoÄŸan Palut, Öztürk Kayıkçı, UÄŸur Yılmaz ve bir avuç tırmanıcının açtığı hard spor rotalarla Türkiye’nin ilk spor tırmanış alanı haline gelen bu bölgede, ÅŸu anda 80 kadar  spor ve geleneksel rota mevcut. Kireçtaşından oluÅŸan  kaya, gerçekten kendine has bir tarz yaratmış; genelde gizli tutamaklar, eksik ayaklar ve zor, boulder kilit hamleler! Dereceler sert, bazen bolt aralıkları çok açık, fazla tırmanılan popüler tırmanılan rotalarda kaya iyice mumlaÅŸmış ama birçok rota da gerçekten klasik statüsü kazanmış. Ballıkayalar gayet kalabalık bir tırmanış alanı: haftasonlarında eÄŸitim, yürüyüş ve tırmanış için gelen birçok doÄŸa sporcusu oluyor ve özellikle çok tırmanılan rotalarda kuyruklar oluÅŸabiliyor (!)  Gayet yeÅŸillik olan ve içinden bir dere akan kayalık vadide,  haftasonlarında bir de piknikçi fazlalığına ÅŸahit oluyorsunuz! Anlaşılan ve yaÅŸanan o ki, İstanbullu tırmanıcıların en büyük derdi, bu güzelim  tabiat parkının maganda sürülerince istila edilmesi :-) Kayaların tepesindeki platodan içilip atılan bira ÅŸiÅŸeleri ve yuvarlanan taÅŸlar, aÅŸağıdan bağırılan ‘İn lan oradannnnn!’ naraları… Benim gibi daÄŸlara ve sakinliÄŸe alışkın Ankaralı bir tırmanıcının görünce ÅŸaşırdığı ve dumura uÄŸradığı haller bunlar. Ama burası İstanbul- bir dönem kayaların tabanında ‘Lütfen tırmanıcıları rahatsız etmeyiniz!’ tabelası  gördüğümü hatırlıyorum.

Biz de bu sakin, güneÅŸli cumartesi gününde, bir minibüs dolusu insanla önce TavÅŸanlı Köyü’ndeki kaçınılmaz çay ve kahvaltı molasını verdik.  Vadi boÅŸtu, az sayıda tırmanıcı ve sıfır zonta popülasyonu ile ideal bir gündü. Tırmanış arkadaÅŸlarım Aykut Türem ve Erdinç Turna ile, hem geleneksel hem spor tırmanış olmak üzere, bir dizi rotaya girdik..  Mesela; Acemi (IV geleneksel), Büyük Balkon (VII+, normalde spor ama geleneksel çıkıldı), Davul (VI+ spor), Ejder (VIII- spor), Dolanık (IV+ geleneksel), Derin Çatlak (VII+, spor), Jump (VII+ / VIII- spor), Debüskö (VI- spor), Tıpış Tıpış (VI, spor), Kütür (VI+, spor), Percussion (VI+, spor). Bu rotaların bazıları Ballı’nın klasik ve karakteristik rotalarından, mesela Derin Çatlak, Jump ve Percussion..

Vadinin sakinliÄŸi ve sessizliÄŸi,  Aykut’un her rotayı çok iyi tanıması ve rehberliÄŸi ile, önkolları yakmacasına gayet verimli bir tırmanış günü yaÅŸadım. Gerçek ÅŸu ki, burada verimli tırmanmak ve özellikle zor dereceli sportif rotaları çıkmak için rotayı ve hamleleri  çok iyi tanımak ÅŸart- her Ballı tırmanıcısının bildiÄŸi üzere. Evet, tırmanışlar çok kolay deÄŸil ve dertleri var bu kanyonun, ama İstanbul’daki tek tırmanış mekanı ve rotaların bazıları gerçekten çok  güzel.

Ballıkayalar ile ilgili detaylı bilgileri DoÄŸan Palut’un ‘Ballıkayalar Tırmanış Rehberi’ kitabından edinebilirsiniz.

Eylemlerimiz sürecek…… :-)