29 Temmuz 2018

FRANSA- ECRIN MASSIF-DIBONA KULESİ (3131m) GÜNEY DUVARI TIRMANIŞI

(Fotoğraflar: Tunç Fındık, Gilberto Merlante, Michal Saracen)

Bu Alpler  seferinde, arkadaşlarım Gilberto Merlante ve Michal Saracen ile beraber dağlarda dolu, şimşek ve fırtına varken Verdon kanyonunda tırmanarak  kötü hava şartlarını atlatıp kayaya ısınmıştık ve şimdi orijinal  amacımız olan, Ecrin Masif silsilesinin en güzel kayalık sivrilerinden olan Aiguille Dibona (Dibona Sivrisi veya Kulesi) tırmanışı için, La Berarde boğazına geldik.

Dibona Kulesi, ünlü Alp rehberi Angela Dibona’nın klasik rotadan ilk çıkışını yüzyıl başında yaptığı bir granit parmağı. 3131 metre yüksekliğe sahip olan bu taştan sivri,  bölgede 4000 metrelere ulaşan dağlar arasında çok  belirgin olmasa da, bölgesel olarak gökyüzü hattını domine eden ve muhteşem derecede etkileyici bir  dağ yapısı. Başdöndürücü desem sanırım iyi tanımlar. Biz de, bu dağın güney duvarındaki ‘Madier 1937’ rotasını bu sefer, 24 temmuz 2018 gününde tırmandık. Alpin TD yani ‘çok zor’ derecesindeki rota, 350 metrelik duvarda 10 ip boyu ve 450m kadar tırmanış gerektirdi, genel zorluk V+, VI+ derece iken kilit etapta VI+/ VII-  civarında zorluk vardı. Geneli muhteşem sağlamlıkta sarı- kızıl renkli granitteki bu rota bir klasik durumunda; Dibona’nın güney duvarındaki  hepsi de TD derecelerindeki 7 rotadan ilk açılanı ve en eskisi.. Rotanın ilk çıkışı 1937 yılında  Maurice Forastier ve Andeol Madier tarafından geleneksel (ve bazı etaplarda yapay) tarzda yapılmış, günümüzde çok popüler bir Alp  klasiği olan tırmanış, 1990 yılında alpin spor tarzda (çok aralıklı) boltlanmış. Ancak yine de birçok yerde geleneksel malzeme kullanmak şart. Rotada tüm istasyonlar (iniş için dahil) mükemmelen boltlanmış durumda.

Dibona Kulesine yaklaşım, Chamonix vadisi gibi popüler -ve aşırı medeni- yerlere nazaran adeta şaka gibi vahşi ve uzak sayılabilecek olan La Berarde boğazından yapılıyor. Burası Ecrin Masif silsilesindeki uzak bir vadi; ulaşım zor, telefon çok yerde çalışmıyor ve  dağ altyapısı daha çok dağcılara yönelik. Kısaca tırmanıcı için ideal bir yer, ancak ülkemiz normları ile karşılaştırırsak yine de çok kalabalık. Tırmanış 2730m irtifadaki Soreiller Dağevi’nden başlıyor; La Berarde yolundaki Les Etages yerleşiminden buraya 1000m irtifa ve  4.3km  mesafe alımı gerektiren iyi bir dağ patikası ile ortalama 2-3 saatte varılıyor. Tırmanış, dağevinin 100m üzerinden doğrudan başlıyor. Soreiller Refuge  oldukça konforlu ve büyük bir dağevi; biz tırmanıştan önce  bir gece burada konakladık.

24 temmuz sabahı serin bir havada rota tabanına çıkan granit slaba girdik. Madier rotası duvarı çapraz sola  dik bölen belirgin baca-rampa ile giriyor. İlk kısımda baca-çatlak, ilginç şekilde bir tünel içinden  tırmanılıyor, ardından ıslaklık ile zorlaşan dikey slab-rampalar ve köşeler ile duvarın ortasındaki uzun sete çıkılıyor. Kilit etap buradaki ‘ Fissure Madier’ yani Madier çatlağı; offwidth bir baca (yani ne el boyutunda, ne içine girilecek boyutta olmayan, zor türde) olan  bu çatlak VI+, VII- gibi bir zorluğa  sahip ve içinde eski (antik!) tahta emniyet takozları bile duruyor.. tabi en azından bu etabın girişi, meydana gelen sete çakılmalı birçok kazadan sonra uygun şekilde boltlanmış, ama yine de zor bir etap; negatif bir göbek ile devam eden  offwidth baca, ara emniyeti çok eksik şekilde devam ediyor. Özellikle bizim gibi en büyük boy friend tıkaçlarını getirmediyseniz (rehberi okuyunuz!) emniyet imkanı iyice kısıtlı hale geliyor.  Neyse, bu zor ip boyu ile duvarın üst kısmına, kulenin daraldığı yere geliniyor; mükemmel çatlaklar, bacalar, son derece boşluklu dihedral-köşeler ile sivrinin ucuna ve zirvesine çıkılıyor.. Tırmanışı üç kişi  5 saatte yaptık ve sipsivri, ancak iki kişinin zor birarada durabildiği zirveye ayak bastık..

İnişe  kuzey sırtından kuzey beline 70m ve iki ip boyu  ip inişi ile başladık ve batı taraftaki kayalık, karlı yüzlerden, daha çok kayada serbest inişlerle rota tabanına  bir saatte indik.

Yorum olarak, harika bir kulede, harika bir dağ kaya rotasında, süper kalitede granitte doyurucu bir tırmanış. Tabii ki duvarda farklı rotalarda birçok ekibin tırmanıyor olması ve aynı rotada önde ve arkada da tırmanan  ekipler olması (Alplerin iyi havada tipik hali!) insanda belli bir baskı yaratmıyor değil, çünkü acele ediyorsunuz. Ayrıca bu tırmanış tamamen havaya bağımlı, yıldırım-şimşek yağış riski varsa yapılabilecek bir tırmanış değil; tabii ki Alplerde herşey  meteorolojiye tamamen bağlı, ama ne mutlu ki tahminler de çok tutarlı. Son olarak, rota bulması kolay bir duvar değil; birçok farklı, birbirine yakın rota var ve hepsi de çok noktada  birbirinin içinden geçiyor. Biz de (sanırım) bazı yerlerde  farklı rotaların etaplarından da çıktık.

Verdon Kanyonu’nun  muhteşem kireçtaşında ısınmadan sonra, Ecrin’de Dibona’nın muhteşem granitini de böylece tatmış oldum. Şimdi ‘kaya turnemiz’in devamı olarak İtalya’da farklı tırmanışlara ilerleyecektik, çünkü dağlarda hava yine bozuyordu.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı yorumlara kapalı.