30 Eylül 2018

KIRGIZİSTAN- ALA ARCHA DAĞLARI-İZİSKATELİ KULESİ (4400m) KUZEYBATI BUZ DUVARI TIRMANIŞI

(Fotoğraflar: Tunç Fındık, Mustafa Nalbant)

İziskateli, yani Rusça’da ‘araştırmacı’ adlı 4400 metrelik  dağ, Korona dağının güneybatısında ayrık bir dik buz kulesidir. Biz de iki günlük (üç güne uzayabilecek) bir sefer ile, Aksai buzulunun sol kıyısında 3800 metredeki ‘Korona Hotel’ olarak bilinen 6 -7 kişilik metruk bivak kulübesine giderek, ya bu rotaya  veya bir benzerine girecektik. Daha doğrusu, orijinal arzumuz daha uzun bir buz rotası olan Free Korea Dağı’nın Low 1976 buz rotasına  girmekti. Ancak  9  ve 10 eylül günlerinde 3900m ve üzerindeki irtifalara toplamda 30cm kadar  yağan taze kar planlarımızı gözden geçirmemiz neden oldu; çığ riski nedeniyle büyük planı iptal etmek gerekti. Şimdi seçenek, Korona tarafındaki İziskateli Kulesinin kuzeybatı buz duvarıydı.

9 eylül günü bozbulanık başlayan günde, sırtımızda ağır çantalar, Aksai buzulundan ilerleyerek toplam iki saatte 3800 metredeki Korona Hotel’e vardık.  Hotel tabi bir latife, geçmiş yıllarda kokuşmuş ve eğreti bir yapı olan bu bivak kulübesi bu sene oldukça  yenilenmiş ve onarım sürmekteydi sanırım (her yer inşaat malzemesiydi). Neyse, bivak kulübesinde o gün için tek yaşayan ruhlar Nalbant, ben  ve gece ortaya çıkıp tıkırtı yapan  bazı ufak farelerdi.  Vardığımızda tamamen kapalı olan hava,  günün tüm ikinci yarısında  berbat şekilde kar tipisine çevirdi ve biz de dışarıda sıfır görüş hakimken, bize ait olan kulübenin keyfini çıkarttık. Metruk yapıda, kerevetlerde, sıcak tulumlar ve kaztüyü ceketler içinde, çay-kahve içerek muhabbet!  Ancak  endişeliyiz, Free Korea’nın Low buz rotası  çığ riski nedeniyle  bu sefer  bariz olarak tehlikeliydi  ve mümkün olmayacağı aşikardı. Yine de,  sabah hava yarı açık bile olsa İziskateli’ye gitmek istiyorduk, en azından gidip görmek gerekirdi.

Karanlık ve soğuk geçen gecenin saat 2’sinde uyanıp havayı kontrol ettik; gri ve bozbulanıktı, kar yağıyordu. Saat 4’de yeniden havayı kontrol edip, bu sefer  biraz daha iyi olmaya söz verir görünce ayaklandık. Günlerden 11 eylül.. Bir süre sonra, kazma krampon ve iple, buzuldayız.. Aynı Korona standart rotaya gider gibi Korona buzuluna girdik sol kıyısından; hava soğuk, Türkiye’de bir kış çıkışı kadar. Yerde 20cm taze toz kar var ve yükseldikçe, buzulda dizboyunu da aşıyor..  Neyse, böylece 1 saat kadar derin karla kaplı çatlaklar ile köşekapmaca oynadıktan sonra, dağın tabanına vardık. Sabahın ayaz, rüzgarlı gölgesinde diz boyu ve bazen üzeri batan karda 40 derece eğimli yüzeyde debelenerek  buz duvarını buzuldan ayıran ana çatlağa (bergschrund), biraz da çığ riskinden korkarak vardık.  İpler, vidalar, buz aletleri.. tırmanış başlıyor! Eller buz gibi, ama tırmanınca ısınacak.

İlk ip boyu  bergschrund’u uygun yerden  dikey etapla aşmam şeklinde başladı, sonra homojen eğimde  yükselen duvarında ip boyu ip boyu kramponladık. Buza ulaşmak sıkıntılıydı, buzun üzeri yaklaşık 10-15cm sert kar tabakasıyla kaplıydı ve vida atmak için  temizlik gerekiyor, bu da zaman ve çaba harcatıyordu. Ancak bazı ip boyları  açık buzdaydı, rotada ortalama eğim 55 derece gibiydi.  Böylece, İziskateli’nin merkezi buz duvarını (320m, 4-6 ip boyu, 55 derece buz tırmanışı,  Rus 3B derecesi)  tırmanarak, biraz daha dik olan son ip boyu ile zirveye ulaştık.  4400 metrede soğuk ve rüzgarlı, genelde güneşsiz bir gündü, birkaç fotoğraf ardından hızla inişe başladık, aynı rotadan,  Abalakov buz istasyonları kurarak. Alışık olduğumuz bu sistemde  önden birimiz iniyor, vida istasyonu yapıyor, diğeri inerken  ilk inen Abalakov’u yapıyor, beraber ipi çekip yeni istasyondan geçiriyoruz ve ardından sistem tekrarlanıyor..

Öğleden  sonra, bembeyaz  tipi ile devamlı değişen kuvvetli güneş arasında gidip gelen garip ve değişken havada artık Korona buzuluna inmiştik ve taze kar örtüsünü tekrar yararak (sabahki izlerimizden eser yoktu artık, rüzgar ve  savrulan  kar izleri kapatmıştı) Korona Hotel’e yorgun argın  indik; hakedilmiş bir kahve ve çay festivaline. O öğleden sonra ve tüm  gece tipi aralıksız devam etti ve daha da çok kar yağdı. Ertesi sabah uyandığımızda ortam tam bir christmas durumundaydı; herşey taze derin kar altında!  Böylece,  birer bardak neskafenin tadını çıkarttıktan sonra pılıyı pırtıyı topladık ve Ratseka dağevi yönünde inmeye başladık. Bu bile böylesi  karda bir macera oldu, çünkü önce Aksai buzulunun gizli  çatlakları, sonra da dev taşlarla kaplı oynak zemin  taze kar ile farklı boyutlarda  eğlenceler çıkarttılar.  Sonunda, kesif bir sis içinde, ikimizden biri (veya ikimiz birden!) kafasını veya bileğini kırmadan, çadırımızın olduğu dağ üssündeyiz. Şimdi sırada neyin olduğunu hava durumu gösterecek, ancak  öncelikle bir tam gün dinlenme gerekiyor!

Yorum olarak, zevkli ve  güzel bir alpin buz rotası,  yaklaşımı kısa sayılır ve  yaklaşım pek zor değil. Tavsiye edilir bir  Ala Archa buz rotası.

Bu yazı yorumlara kapalı.