30 Eylül 2018

KIRGIZİSTAN-ALA ARCHA DAĞLARI- TEKETOR DAĞI (4441m) KUZEY SIRTI TIRMANIŞI

 

(Fotoğraflar: Tunç Fındık, Mustafa Nalbant)

Ala Archa seferimizin son tırmanışı olarak, kar-buz rotasından yüksek bir dağa çıkalım demiştik,bu da 4441 metrelik Teketor (yani, ‘Dağ Keçilerinin Dağı’) olacaktı. Bu seferi kamp taşımadan, Ratseka dağ üssünden tek vuruşta yapacaktık. Böylece 16 eylül günü sabahı karanlıkta, Nalbant ile  ayazda kalktık ve gün henüz aydınlanırken yola düştük. Teketor dağı, Aksai buzulunun sağ tarafındaki  iri bir dağ yığını ve üst kısmında geniş bir kar- buz yüzü var. Bizim amacımız, dağın kuzey sırtını oluşturan bu kar- buz rotasını tırmanmaktı (Muhamedova, 3A derecesi). Bu iş için önce (artık ine çıka aşınmış olması gereken!) moren patikasından buzula çıkacaktık (3700m) ve Aksai buzulunu Boks/Teketor yönünde güneybatı yöne  geçerek  Boks/Teketor geçidine (4000m) berbat bir çarşak kulvarından çıkacaktık. Öyle yaptık; sabah gün değmeden  çatlakların minimal olduğu yerinden buzulu karşıya geçtik. Şansımıza bugün hava güzel ve önceki günlerin sert rüzgarı yok.

Sonunda iç ısıtan bir güneşin bize gelmesi ile, ‘berbat çarşak- taş kulvarı’nı çıkıp, güzel bir saatte bele ulaştık. Tipik hareketler: kramponlar, kemer, kask, malzemeleri kuşanıldı, bir çantayı belde bırakarak artçının taşıyacağı tek bir çantada su ve  ceketlerimizi yanımıza aldık. İpler sırtta, rota başlangıcına..

Kayalık belden, arkadan buzula yan geçtik ve vardığımız yerde diz boyu batak karda yükselmeye başladık. İpe girme zamanıydı, çatlaklar vardı ve hepsi gizliydi kar altında. Rehber kitap tanımlaması bu rotada ‘çığ riskine dikkat edin’ idi, ki bu bizi de endişelendiriyor, çünkü  batıdan esen  rüzgar bu kuzey yüzünü oluşturan buzula kalın bir kar katmanı yığmış ve biz de buz duvarına varana dek bunu (tam textbook  çığ eğimi olan 28-45 derece arasında!) kesmek durumundayız. Rotanın ilk kısmı  daha az eğimli buzulda çatlaklar arasından gezinerek sağlı sollu yükseliyor, dedim ya, diz boyu batarak izaçıyoruz. Ardından eğim, rotanın dik bir sırta döndüğü yerde  dikleşiyor, ancak zemin buz değil kar ve aslında  ideal emniyet imkanından son derece uzak. Gerçek buza ulaşmak için yarım  metreden çok sert kar kazıyorum, nafile. Burada kazmalar karın derinine gömülerek ‘deadman’ usulu emniyet alarak, ardarda birkaç ip boyu yükseldik. Sonunda, adım adım da olsa, gerçek  buza ulaşıp ilk buz vidasını sıkınca gerçekten çok rahatladım, artık güvendeydik. Rotanın kalan kısmı 60 derece gibi bir eğimde birkaç ip boyu devam ederek 4400 metre irtifada sırta vardı; muhteşem bir havada tüm Ala Archa manzarası bizimdi ve adım adım, kıvrılan zirve sırtından  omza ulaştık. Bitti, derken son bir berbat derecede çürük granit kule yolu kesti, sadece 15 metre  ama… çok çürük ve buz kaplı  işte! Nalbant bu etabı tırmanıp beni aldı ve Teketor’un granit bloklardan oluşmuş zirvesi.  Bu zirvenin Ala Archa’nın en güney batısındaki  konumu bize  batıdaki uçsuz bucaksız dağ silsilelerini ve buzullarını gösterdi, burada kimsenin gitmediği (ve Rus dağcı dostlarımız tanımı ile lojistik nedeniyle asla gidilmeyecek), 4000 metre üzerinde  öyle çok dağ var ki. İmrenilecek bir hal tabii.

Bu zirve, hepimizin üzülerek hatırladığı üzere, 2003 yılında Uğur Uluocak’ın düşerek hayatını kaybettiği zirveydi, onu  bu yüksek noktada anmadan geçmedik.

İniş aynı yerlerden  kayalardan ve buzdan ip inişi ile oldu; bu  geniş kuzey yüzü tüm gün boyunca soğuk gölgede kalıyordu, o yüzden  koşullar stabil idi; yani korktuğum gibi öğleden sonra güneşi alıp  tehlikeli hale gelmedi. Sonunda öğleden sonra bele ulaşıp son sıvımızı da tükettik ve  artık kampa doğru, çarşaktan kayarak alçalış..

Yorum olarak, manzaralı ve yüksek bir dağın zevkli bir kar-buz rotası, ancak rota girişindeki kar etapları çığ riski içerebiliyor, ayrıca Teketor’un kaya yapısı genel olarak çürük, bu da olası başka rotalarda risk içerebilir..

Böylece, Ala Archa seferimiz sona ermiş gibi idi. Ertesi gün bulutlu ve serin havada Bişkek’e indik ve kalan birkaç günümüzde de  Bişkek’e 40km uzaktaki Çongurçak boğazında boltlu ve geleneksel rotalara girerek zaman geçirdik.

Kısaca  tekrardan Ala Archa seferimize bir bakarsak:

Türkiye Dağcılık Federasyonu’nun  ‘Özel Projeler’ dahilinde kabul edilen  Kırgızistan-Ala Archa tırmanış seferinde amacımız Ala Archa dağlarında kaya ve buz rotalarında teknik  tırmanışla zirvelere çıkış idi. Bölgede teknik çıkışlar için en ideal dönem sayılan eylül ayında  ortalama 10 günlük bir program planlamıştık. Orijinal planda  3 kişiden oluşan takımımızda arkadaşımız Mustafa Kalaycı’nın son anda  bizimle gelememesi sonucunda 2 kişi -ben Tunç Fındık ve Mustafa Nalbant- Türkiye’den yola çıktık. 6 eylül günü sabahı  Bişkek’e vardık, dağ alışverişi ve hazırlıkların ardından 7 eylül günü Ala Archa’ya doğru yola çıktık. Tırmanış programımız 18 eylül günü Bişkeķ’e inişimizle sona erdi.  Böylece dağda 11 gün kaldık ve 4 ayrı zirveye çıkışın yanısıra, kamp yerimiz yakınındaki  kısa kaya rotalarında (boltlu ve geleneksel)tırmanış antrenmanı da yapmak imkanımız oldu.

Tırmanış yapılan bölge: Kırgızistan’ın Kuzey Tien-Shan (Tanrı) dağlarındaki Ala Archa boğazı, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’in 40km kadar yakınındadır. En yüksek doruğu Semyonov-Tienshanskogo (4875m) olan bu kayalık, buzullarla kaplı dağ silsilesi 200km kadar uzanan Kuzey Tien-Shan silsilesinde en çok rota açılmış ve lojistiği en ideal yerdir. Ala Archa bölgesi gerek granit kaya yapısında duvar tırmanışları, gerekse buz duvarlarında tırmanış açısından Rus tırmanıcıların tarihsel olarak önem verdiği bir yer olmuştur.
Bizim bu faaliyette tırmandığımız zirveler  ve rotalar şunlardır:
1- Ratsek Kulesi (4040m) batı yüzü  8 eylül
2- Iziskatel Kulesi (4400m) batı duvarı direkt buz rotası 11 eylül
3- Uchiteli zirvesi güneybatısındaki bir kaya kulesinin ilk çıkışı: ‘Tete de Turk’ yani ‘Türk Dişi’ adını verdığimiz 3900m irtifalı  bu kaya kulesinin ilk çıkışını yaptık, 14 eylül
4- Teke Tor Dağı (4451m) kuzey sırtı kar-buz rotası tırmanışı, 16 eylül
Şartlar: Doğrusu normal bir sezon dışında olan şartlar, bizi planlarımızı günlük bazda değiştirmeye zorladı. Ala Archa’ya vardığımız ilk günlerde hakim olan dengeli  iyi hava ve kuru koşuĺlar,  yerini yağışlı ve soğuk, değişken havaya bıraktı. Isınma amaçlı yaptığımız Ratsek Kulesi çıkışını çok  iyi koşullarda yaptık. Ancak sonraki seferde yaptığımız Iziskatel Kulesi  tırmanışı, devamlı kötü hava nedeniyle biriken derin kar sayesinde, yaklaşımda ciddi çığ riski ve rotada devamlı surette buz yüzeyinden kar temizleme içeriyordu. Bunun ardından gelen 40cm taze kar özeĺlikle daha yüksek zirvelerdeki planlarımızı  gözden geçirmemize neden oldu (çığ riski ve buzulda hareket zorlukları). Bütün bu tırmanışları ana kamp olarak kullandığımız ve çadırımızda kaldığımız Ratseka kampından (3300m) yaptık. Sadece Iziskatel tırmanışını Aksai buzulu kıyısındaki bir ufak bivak kulubesi olan Korona Shelter’den gerçekleştirdik. Bu seferin ardından yağan aşırı kar nedeniyle güneye bakışlı ve nisbeten kuru olan kaya rotalarına yöneldik. Kaya tırmanışında ortam kışın duvar tırmanışı idi; soğuk ve rüzgarlı, bazen de karlı.
Sonuç: Neredeyse  5000 metreye uzanan  bu dağlık silsilede  farklı boyut ve niteliklerde teknik tırmanışlar yapmış olduk. Ekip olarak fikrimiz, lojistiği, güvenliği, ulaşılabilirliği, görece ucuzluğu ve rota dökümentasyonunun yanısıra, ülkemiz insanına dost ve yakın bir ülkede olan Ala Archa  bölgesinin Türk dağcıları açısından büyük değer teşkil ettiğidir. Coğrafi ve dağcılık açılarından (irtifalar, dağ boyutları, genel zorluk, teknik tırmanış) Avrupa Alpleri ile büyük benzerlik taşıyan Ala Archa bölgesi, kendine yeterli, kış şartlarında teknik tırmanış yapacak alpinistlere son derece  uygun bir mekandır.
 2018 yılı  proje bazlı tırmanışlar programı dahilinde bize nazik desteğini sunan Federasyonumuza ekipçe gönülden teşekkür ederiz. 

 

 

Bu yazı yorumlara kapalı.